GMO: GENETİK YİYECEKLER

2001 yılında AB’ye üye ülkelerde gerçekleştirilen Eurobarometer araştırmasına
göre Avrupalıların yüzde 94’ü, GMO’ları (genetik yiyecekler) yiyip
yememe konusunda kendilerine tercih hakkı tanınmasını istiyor. Ayrıca yüzde
70’i GMO’ları tüketmeye kesinlikle karşı. GMO’lara karşı olanlar
ekilen ürünlere yerleştirilen genlerin yabani türlerde yeni ve istenmeyen özellikler
yaratabilir. Böylece biyo-çeşitlilik bozularak ortaya süper bitkiler çıkabilir.

Bunlar ayrıca GMO’ların insan sağlığını şimdiden tahmin
edilemeyecek şekilde bozacağından kaygı duyuyor. İngiltere’de GMO karşıtı
eylemlerin lideri konumundaki Mike Grenville “Bu konuda çok dikkatli olmalıyız,
çünkü bir GMO geni laboratuar sınırlarının dışına çıktıktan sonra
bir daha laboratuara geri dönmez” diyor.Bu ürünlere savaş açanlar diğer
yandan GMO’ların kardan başka bir şey düşünmeyen çok uluslu şirketler
tarafından piyasaya sürüldüğünü iddia ediyor.

Gerçekten de bu şirketler genetik yapıları değiştirilmiş tohumların
çoğunun kontrolünü elinde tutuyor. Bunun yanı sıra ürünlerin direnç
kazandığı böcek öldürücüler de bu şirketlerin kontrolünde.

Vazgeçebilir miyiz

Ancak GMO`lar gelişmekte olan ülkelerdeki çiftçilere yarar sağlayabilir.
Pek çok ülkede ekilebilir tarım arazisi ve su giderek azalırken, gıda
maddelerine duyulan talep artıyor.

İngiltere’de Nutfield Council on Bioethics adında bağımsız bir
";think tank"; kuruluşu, gen teknolojisinin gelişmekte olan ülkelerdeki
insanların yaşam şanslarım artıracağım öne sürüyor. Bu teknoloji
yoksulların ürünlerinden daha fazla verim almalarına yol açarken, kuraklığa
dayanıklı ürünlerin yetiştirilmesini ve tuzlu topraklarda tarım yapılmasını
kolaylaştıracak.

GMO`lar ne kadar güvenli? Danimarka`da son günlerde sonuçlanan deneysel
bir çalışma (Danimarka Ulusal Çevre Araştırmaları Enstitüsü-NERİ) bu
ürünlerin güvenli olduğunu gösteriyor.

Üç yıl süren bu çalışma sırasında doğal yöntemlerle yetiştirilen
şeker pancarı ile glifosata dirençli pancar karşılaştırıldı. Sonuçta
GMO`lann geleneksel yöntemlerle yetiştirilen pancarlara göre kuşlar ve yabanıl
doğadaki diğer türler için daha yararlı olduğu belirtildi.

Ancak bu sonuçlar Friends of the Earth adındaki çevre kuruluşunun öncülerinden
Pete Riley`i tatmin etmiyor. Genetik yapışı değiştirilmiş mısırları
inceleyen kuruluş, amino asitlerde tehlikeli oranda bir artış tespit etti.
Amino asitler vücut fonksiyonlarını kontrol eden proteinlerin yapı taşıdır.
Bu artışın uzun vadede önemli değişiklere yol açacağından kaygı duyan
Riley, GMO`lara uzun süre maruz kalmanın kas ve organ gelişimim olumsuz yönde
etkileyeceğini ileri sürüyor.

GMO`lann insan vücudunun içinde nasıl bir etki yaratacağı konusunda çok
fazla araştırma yapılmadı. Birleşmiş Milletler`in Gıda ve Tarım Örgütü
(FAO) ve Dünya Sağlık Örgütü, GMO`lann vücutta meydana getirdiği değişiklikler
konusunda yeterince araştırma yapılmamış olmasının bu ürünlerin yol açtığı
toksik reaksiyonların, alerjilerin ve antibiyotiğe direnç kazanma durumunun
teşhis edilemeyeceğine dikkat çekiyor.

Kesin kanıt nerede

Özetle, GMO`lann güvenli olduklarına ilişkin kesin bir kanıt olmamakla
birlikle, zararlı olduklarına ilişkin de kanıt yok. Ayrıca bu konuda yapılan
araştırmaları yorumlanmasında da yüzde yüz bir kesinliğin söz konuşu
olmadığını unutmamak gerekiyor.

Bilimsel kesinlikten söz edilemediği bir ortamda AB, tüketicilere seçenek
hakkını tanımaya karar verdi. Bu yılın sonunda içinde yüzde 0.9`dan fazla
GMO bulunduran tüm gıda maddeleri, bunu paketin üzerinde belirtmek zorunda.
Bu bağlamda mayonezden kızartma yağına kadar ABD ve Kanada`dan Avrupa`ya
ihraç edilen yüzlerce malın üzerinde bu ibare bulunmak zorunda.

Sitemize Reklam Verin
Sitemize reklam vermek için
0 212 275 66 00
numaralı telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz.
MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLUN