BARİZ OLANIN ÖTESİ

Aldığımız bilgilerin çoğunda bazı ortak noktalar vardır. Genelde bu fiziksel bir cisim hakkındadır. Gözle görülen, elinize alıp dokunabileceğiniz bir cisim. Katı bir dünyadaki katı nesneler. Bunun sebebi besbellidir: katı, sağlam şeyler apaçık ve aşikardır. Katı bir işe gidip, katı para alırız. Evet, biz cisimsel bir dünyada yaşamaktayız ama fiziksel ve katı şeylerin ötesi de var. Bulunması kolay değil diye, yok varsayamayız.

Ben bir tıp hekimiyim. Ulusal Sağlık Hizmetleri çerçevesinde çalışmaktayım. Hastadan geçmişini öğrenir, bedeninin fiziksel durumunu inceler ve bir teşhise varmaya çalışırım. Bundan sonra da bir tedavi planı çıkartmaya çalışırım. Fiziksel rahatsızlıklar, fiziksel tedavi ve hatta duygusal veya zihinsel problemlerin hepsinde benzer şekilde davranılır. Belki beyinde bir molekül kaybolmuştur da düzeltilmesi gerekiyor olabilir mi? Tamam! Hadi şu ilaçta olan şu molekülle ezelim onu, bakalım ne olacak. İşte bizim kullanmakta olduğumuz tıp modeli budur.

Beni yanlış anlamayın, bu modelde birçok iyi taraf var ama tüm resim bu değil. Bu, dünyaya bakışın sadece bir bölümü. Sağlığımız için, fiziğin ötesine bakma cesaretini göstermek zorundayız. Ve bunu yaptığımızda, yepyeni bir dünya keşfederiz.

Bioenerji ve benzeri diğer titreşimsel tedavilerdeki kavram hiç de yeni değildir. Sadece bilim, ezoterik ve ruhsal öğretilerden yıllardır bildiklerimize ancak yetişiyor. Maddeyi derinlemesine inceledikçe, herşeyin titreşmekte olduğunu keşfettik. Yani etrafımızdaki şu katı cisimler aslında hiç de katı değil. Canlı aleme bu gözle bakınca bunun arkasında muazzam anlamlar yüklü olduğunu görürüz. Canlılar dahil tüm maddenin titreşmekte olduğunu anlayınca bu rezonansı dizginleyip kullanmaya başlayabiliriz. Bioenerji tedavilerinde bu etkiyi görmekteyiz.

ECG denilen bir elektrokardiyogram kalpteki elektrik hareketini ölçer. Bu elektrik hareketi kalpte bulunan yüklü patiküllerin kalp hücreleri içinde hareket etmesiyle oluşur ve bu hareket bir elektrik akımı oluşturur. Yani aslında bir magnetokardiyogram da çekebiliriz ve bu bir ECG'ye oldukça benzer. Tuhaf olan ise, bu manyetik alanı bedenden uzak bir yerden de ölçebilmemizdir. Dokunmamız gerekmiyor. Ancak mesafe büyüdükçe, geri plandaki alanlar da devreye girer ve sinyallerin kuvveti azalır. Elektromanyetik alan oluşturan tek uzuv kalp değildir çünkü vücuttaki tüm hücrelerde elektrik aktivitesi var. Yani vücudumuz derimizde son bulmuyor. Hepimizin etrafında elektromanyetik bir alan mevcut. Bunu ölçmesi zor diye var olmadığı söylenemez. Valeri Hunt California'da meridyenler ve chakra'ları araştırıyor. Chakra yaprakları ile frekanslar arasındaki ilişkiyi buldu. Artık çok eski fikirlerin bilimsel inceleme ile kanıtlanabildiğini görmekteyiz, yeter ki bariz olanın ötesine üşenmeden bakalım.

İlk başlarda, araştırmacılar bioenerjiyi incelediklerinde vücudun elektromanyetik alanlar oluşturduğuna inanılıyordu. Ancak, aslında elektromanyetik alanın bedeni oluşturduğuna dair deliller var. Biliyorum algılamak zor, ama gerçek şu ki bir organizmanın etrafındaki manyetik alanı, o daha var olmadan ölçmek mümkün.

Burr bu çalışmayı salamader yumurtaları üzerinde yaptı. Bana göre bu, günümüze kadar tıbbın asla cevaplandıramadığı bir sorunun cevabını verebilir - var olduğumuz şekli nasıl alıyoruz? Bizim üç boyutlu formasyonumuzu kontrol eden nedir? Genler değil, çünkü onlar hücrenin içini kontrol eder. Cytokinler (hücre mesajcıları) da olamaz çünkü onlara nereye gitmelerini kim emrediyor? Böylece, bir organizma daha var olmadan onun elektromanyetik alanı oluşuyorsa, o organizmanın helyografını (blueprint) da bu alanın oluşturması gerekir. Dolayısıyla, canlının şeklini de, hangi genlerin nerede hayata geçeceğini de tayin eden bu alan olmalı. Bu alanların bir düzenleyici özelliği var. Fiziksel bedenimizin oluşmasını sağlıyorlar. Dolayısıyla helyografı düzeltebilirsek, fiziksel hastalıkları da düzeltebiliriz. Bir çok insan için bu görüşe alışmak zaman isteyecek. Ancak bu görüş, tüm şifa metodlarının içinde yatan prensiptir ve tamamlayıcı tıbbın can damarıdır. Sizi düşünmeniz için bırakıyorum.

Biolojik alanlar üzerine o kadar çok araştırma yapılmakta ki artık gözardı edemeyiz. Neden bu araştırmalar genel haber olmuyor? Neden bunları duymuyoruz? Ama artık durum değişmeye başladı. Ancak bu fikirleri kabul edebilmemiz için öncelikle beyinlerimizi yeniden yapılandırıp, dünyamızın katı olduğuna inanmak yerine, olmadığını bilmemiz gerekiyor.

Sitemize Reklam Verin
Sitemize reklam vermek için
0 212 275 66 00
numaralı telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz.
MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLUN