BESİN TAKVİYELERİNİN SAĞLIK İÇİN ÖNEMİ

Son yıllarda sağlık bilimlerinin sürekli gelişip olgunlaştığını görüyoruz. İlaç sanayiinde, çeşitli hastalıkların tedavilerini sağlamak için sürekli araştırmalar yapılıyor. Bununla beraber, yeni ilaç araştırma ve geliştirmeye ayrılan bunca zaman ve paraya rağmen çeşitli hastalıklarda artışa da rastlanıyor. Aslında problem, odaklandığımız önceliklerden kaynaklanıyor. Herkes kanser, AIDS, artrit vs. gibi hastalıklar için çare bulmaya çalışıyor ancak bunun kadar önemli olan nokta bu hastalıklardan korunmak. Kişi bir kere hastalığa yakalandıktan sonra, amaç durumu düzeltmek ve semptomları gidermek, bunu yaparken de vücudun diğer fonksiyonlarına zarar verebilecek minimum yan etkiye yol açmak oluyor. İlaçlar hastalıkların tedavisinde şüphesiz yararlı, ancak yan etkileri nedeniyle istenen etkinlikte kullanılamıyor. Ayrıca modern tıp bazı insanlar tarafından soğuk ve insandan kopmuş olarak değerlendirilebiliyor. Kişinin kendi sağlığı üzerinde kontrolünün olmadığını hissettirmesi de cabası.

Bu yüzden gerek Batı dünyasında, gerekse geleneksel tıp ekollerinde Doğal Tıp sistemlerine ve ürünlerine gittikçe artan ilgi ve yönelim görüyoruz. Günümüzde besin takviyeleri veya nutrasötikler olarak bilinen doğal ürünlerle hastalıklara yakalanmadan önce tedbir almak, korunmak daha iyi sonuçlar verebilir. Zaten bu yüzden son 10 yılda besin takviyelerine gösterilen ilgi ve bu ürünlerin kullanımının gittikçe arttığını görüyoruz.

Araştırmalar kişinin beslenme alışkanlıklarının hastalıklardan korunmada çok etkili olduğunu gösteriyor. Bu sadece zararlı yiyeceklerden uzak durmak anlamında değil, bazı vitamin, mineral, aminoasit vb. gibi besin takviyelerinin yeterli alımıyla da korunma sağlanabileceği anlamına geliyor.

Besin takviyelerinin yerinde kullanımıyla kanser, artrit, depresyon, kalp hastalıkları, allerjiler, alkolizm, bağışıklık sistemi sorunları, sindirim sorunları gibi birçok hastalığa karşı korunma ve düzelme sağlanabilir. Her insanın vücut kimyası kendine özgü olduğu için ihtiyaç duyulan besin takviyesi miktarları da değişebilir. Örneğin bir çocuğun, yaşlı bir kişinin ya da hamile bir kadının ihtiyaçları birbirinden farklılık gösterir. Genel olarak besin takviyeleri toksik etki veya istenmeyen yan etki göstermedikleri için dozlarda istenen değişiklikler yapılabilir.

Sağlıklı ve dengeli beslenmenin yanında, dengeli bir yaşam tarzı ve gerekli besin takviyelerinin kullanımıyla kişi bugün ve gelecekte sağlık problemlerinden uzak bir yaşam sürebilir. Belirgin bir sağlık problemi olmayan bir kişi için başlangıçta kullanılabilecek en iyi besin takviyeleri aşağıdaki gibi sıralanabilir;

Multivitaminler: Multivitamin formülasyonlar herhangi bir takviye programının temelini oluştururlar. Bu formülasyonlar vücut için gerekli tüm besin ögelerini bir arada bulunduran ?sigorta poliçeleri? gibidirler.

Kalsiyum/Magnezyum Takviyeleri: Kalsiyum ve magnezyum, büyük moleküler yapıları nedeniyle multivitamin formüllerde yeterli miktarda olmayabilirler. Yetişkinlerde günlük kalsiyum ihtiyacı 1000-1200 mg, magnezyum ihtiyacı ise 300-400 mg arası değişir. Bu mineraller ayrı ayrı alınabileceği gibi aynı formülasyon içinde de bulunabilirler. Özellikle kadınlarda kemik sağlığının korunması için çok gereklidirler.

Antioksidanlar: Serbest radikallerin vücuda verdiği zararlara karşı tüm antioksidan etkili takviyeleri- carotenoidler, Vitamin E ve C, selenyum, l-cysteine vs. bir arada içeren formülasyonlar en iyi korumayı sağlarlar. Bunun yanında son dönemde daha güçlü ve etkili antioksidanların kullanımının da arttığını görüyoruz; Coenzyme Q10, Alpha Lipoic Acid, Green Tea (Yeşil Çay), Grape Seed Extract (Üzüm Çekirdeği Ekstresi) gibi.

Folik asit: Özellikle hamile kadınlar tarafından mutlaka her gün 400 mcg kullanılması gereken çok önemli bir Vitamin B türevi olan folik asit, son yıllarda Amerika?da ve Avrupa?da uzmanların tavsiyesiyle çocuk doğurma çağına gelen her kadın tarafından kullanılıyor.

Bu takviyelerin yanında, tıbbi bitkilerden elde edilen ekstreler de sağlığın korunması ve yan etki riski olmadan düzeltilmesi açısından çok önemli. Fitoterapi (bitkilerle tedavi) tüm dünyada giderek artan ilgi görmeye başladı. Aslında fitoterapi tarihte kullanılan en eski tedavi şekli. Tıbbi bitkiler besin-ilaç arasında bir geçiş sağlıyorlar, çünkü besinlerde bulunan vitaminler, mineraller gibi pek çok mikro-besin maddesini de içeriyorlar. Bunun yanında standardize edilmiş ekstrelerde istenen etken maddenin standart miktarları bulunuyor, bu da hem sağlık profesyonelinin, hem de kullanıcının hangi etken maddeden hangi dozda kullandığını bilmesini sağlıyor.

Son olarak spesifik bazı besin takviyelerinin de (eklem-kıkırdak sorunları için Glucosamine Chondroitin, kalp sağlığı ve kolesterol için Omega-3 yağ asitleri, doğal österojen hormonu kaynağı olarak soya isoflavonları gibi) kullanımının yaygınlaştığını ve doktor reçetelerinde gittikçe daha çok yer aldığını belirtelim.

Sitemize Reklam Verin
Sitemize reklam vermek için
0 212 275 66 00
numaralı telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz.
MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLUN