DA VINCI`NİN YEDİ PRENSİBİ

Ben her yeni yılda kendime bazı hedefler belirlerim. Bu sene de kendime şu soruyu sordum: Yeni yılda daha anlamlı ve tutkulu yaşayabilmek adına neler yapabilirim?

 

Siyasi ve ekonomik belirsizlikler, çok hızlı yorucu bir yaşam.. Sürekli bir şeyleri başarmak ve birşeylere sahip olmak için didinmek.. Ne uğruna? Ne elde etmek için? Birbirimize tahammül etmeyi, birbirimizi sevmeyi unuttuk.. Peki bu kadar yorgunluğun sonucunda ``mutsuz, huzursuz ve anlamsız bir hayat`` varsa, bu çaba ne için?

 

Yıllar evvel ünlü düşünür ve yazar Tolstoy’un ``İnsan ne ile yaşar`` adlı kitabını okuduğumda yukarıdaki soruların yanıtını vermeye çalıştım ama yeterli olmadığını düşünerek bu ve benzer soruların cevabını ben de aramaya başladım.

 

Tolstoy bu kitabında şunları yazmış. ``Şimdi anlıyorum ki her ne kadar insanlara hayatta kalmalarının sebebi kendi çabalarıymış gibi gözükse de, hakikatte onları yaşatan sadece sevgidir. Çünkü varlığın sebebi sevgidir.``

 

Ben bu satırları okuduğum zaman düşünmeden geçemedim. Gerçekten de bizi en çok mutlu eden şeylerin sevilmek, değer verilmek ve sevmek olduğunu, yaşamdaki tüm çabalarımızın aslında kendimizi ispat etmek, diğer insanlara hoş görünmek, bizi sevmelerini ve ilgilenmelerini sağlamak olduğunu hissettim. Çok zengin, maddi anlamda çok şeylere sahip olmuş ama ailesini, eşini, çocuklarını ve arkadaşlarını ihmal etmiş kişilerin ne kadar mutsuz ve sevgiye ihtiyaç duyan insanlar olduğunu gözlemledim. Yıllardır emek verip biriktirdiği maddi varlıkları ve kariyerlerini sevgi uğruna terk eden insanları okudum.

 

Tekrar Tolstoy’un bu kitabına dönersek, kitabın kahramanı, olayların arka yüzünde neler olduğunu gördüğünde “İnsanın içinde ne barındırdığını”, “İnsanın ne ile yaşadığını” ve “İnsana neyin verilmediğini” yaşayarak öğrenir.

 

``Neymiş o üç cevap?” diye sorulduğunda, Mihael cevaplar. Anladım ki insan içinde sevgi barındırır ve kalbine sevgi hükmeder.

İkincisi, ‘İnsan ne ile yaşar?’ ve anladım ki insanın elinde hiç bir şey olmasa bile sevgi ve inançla yaşar.

Üçüncüsü  ise ‘İnsana ne verilmemiştir?‘. İnsana kendi ihtiyaçlarının bilgisi verilmemiştir...

 

İlk iki sorunun cevabının çoğumuz farkındayız ama ya uygulayamıyoruz veya bulamıyoruz. Peşinde koşup duruyoruz. Ancak ben üçüncü sorunun cevabına takıldım. Ne demek istendiğini düşündüğümde hak verdim. Tanrı bize kendi ihtiyacımızın bilgisini vermemiş. Yaşam boyunca bu bilginin ne olduğunu arayalım bulalım anlayalım diye.. Birlikte yaşayalım, birbirimize ihtiyaç duyalım ve faydalı olalım diye. Eğer cevabını biliyor olsaydık tek başımıza yaşayabilirdik ve kimseye ihtiyaç duymazdık herhalde.


İnsanın kendi ihtiyaçlarını fark etmek ve öğrenmek için neler yapmalı ve hayatlarına nasıl anlam katmalı ki başarılı, mutlu, faydalı ve sevgi içinde yaşayabilsin? Ben de kendime bu soruyu sorarak araştırmaya ve düşünmeye başladığımdan beri daha mutluyum. Daha gerçekçi ve sevgi doluyum. Peki, bu konuda neler yapabilirimin cevabını ararken Da Vinci`nin bazı tavsiyelerine rastladım. Bu tavsiyeleri sizle paylaşarak yazıma son verirken sevgiyle dolu, başarılı yepyeni bir yıl diliyorum.

 

Da Vinci`nin 7 prensibi


1-CURIOSITA: (Merak) Yaşama doymak bilmeyen bir merak ve öğrenmeyle bağlı olmaktır. Hiçbir konu, hiçbir dal ayrımı yapmaksızın, çevremizdekilerin düşünecek ve söyleyeceklerinden çekinmeden, merakımızı kaybetmeden sormak, araştırmak, öğrenmek gereklidir.


2-DIMOSTRAZIONE: (İspat) Bilgiyi deneme yolu ile test etme, sebatkarlık ve hatalardan ders alma arzusu anlamına gelir. Öğrenilen her şey mutlaka denenerek test edilmeli, doğruluğuna ondan sonra karar verilmelidir.


3-SENSAZIONE: (Hissetme) Duyguların özellikle hayati deneyimlerin bir aracı olan görüşün devamlı olarak rafine edilmesi anlamına gelir. Müzik dinlemeli, resim çizmeli, müzeler gezmeli, kitap okumalıyız. Değişik yiyecek ve içecekler tatmalı, çevremizdeki her şeye dokunmalıyız.


4-SFUMATO: (Puslu iç ışığını gözlerinden yansıtan inisiye hayvan Kurt, puslu havayı sever !...)  Belirsizliği, paradoksu ve kararsızlığı kucaklama arzusu anlamına gelir. Gelişen dünyada başarılı olmak için belirsizlikler altında çalışmaya alışmalıyız. Paradoksla karşılaştığımızda sükunetimizi koruyarak etkili ve sağlıklı bir zihne sahip olabiliriz.


5-ARTE/SCIENZA: (Bilim ve sanat) Mantık ve hayal arasındaki dengenin geliştirilmesi anlamına gelir. Her insan doğuştan her türlü yeteneğe sahiptir.


6-CORPORALITA: ( Bedensel olma) Zarafet; her iki eli de aynı şekilde kullanabilmenin filtresi ve dengenin sağlanması anlamına gelir. Başarı için kişinin öncelikle kendisiyle barışık olması gerekir. Bunu sağlayacak bir etken de insanın sağlıklı, zarif ve dengeli bir vücuda sahip olmasıdır. Bunun için kişinin sahip olduğu fiziki yapısını geliştirmesi gerekir. Bunu sağlamak amacıyla kişi; stresten uzak durmalı, zihnini şen tutmalı, dengeli bir beslenme yapmalı, uykusunu düzenli olarak almalı, zarafetine dikkat etmeli ve sağlığını korumalıdır.


7-CONNESSIONE: (İlişkilendirme) Bütün olanların ve her şeyin ilişkisini anlamak ve değerlendirmek, sistemli düşünme anlamına gelir. Kısaca yaşadığımız her şeyin birbiriyle olan ilişkisini anlamaya çalışmalı, her şeyi bir arada değerlendirmeliyiz.

Sitemize Reklam Verin
Sitemize reklam vermek için
0 212 275 66 00
numaralı telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz.
MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLUN