DUYGUSAL ZEKA

DUYGUSAL ZEKA (EQ-Emotional Intelligence), son yıllarda yaşamımızın büyük bölümünde, bilhassa mesleki yaşamda kaliteyi yakalamak açısından önemli bir hale gelmiştir. Özellikle iş yaşamında Duygusal Zeka hem yönetici/işverenler hem de çalışanlarca öncelikle ilgilenilen konuların başında gelmektedir. Hiç şüphesiz bütün bu çabalar, iş kalitesini ve verimi artırmak adına sergilenmektedir. Ancak, batı ülkelerinde eğitimin kalitesini artırmak için Duygusal Zeka?nın temel öğeleri kullanılmaya başlamışken, ülkemizde Duygusal Zeka çalışmaları uygulamadan çok, teorik alanda ele alınmaktadır. Oysa, bireysel ilişkilerin bir hayli yoğun yaşandığı eğitim alanında, öncelikle Yabancı Dil Eğitim alanında, Duygusal Zeka geliştirme ve uygulama çabalarının hiç vakit geçirmeden hayata geçirilmesi gerektiği kanısındayım.

Duygusal Zeka?nın Tarihi Platon?a Kadar Gider

Yabancı Dil Öğreniminde Duygusal Zeka?ya değinmeden önce, akademik anlamda Duygusal Zeka?nın tarihi seyrine bakmakta yarar görüyorum. 90?lı yıllarda Duygusal Zeka 1995 yılında David Goleman?ın yazmış olduğu Emotional Intelligence isimli kitabıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Oysa ki, Duygusal Zeka kavramını ne kadar eskilere dayandığını ve Plato?nun ?Öğrenmenin temelinde duygusallık hakimdir/All learning has an emotional base? özdeyişinde görebiliyoruz. Kanımca duygusallık, yaşamımızın ayrılmaz bir parçasıdır ancak, Duygusal Zeka gelişimi psikolojik bağlamda akademik çalışmalar olarak algılanmalıdır. Duygusallık ile Duygusal Zeka gelişimi birbiri ile karıştırılmamalıdır. Duygusal Zeka bir kimsenin duygularını eğitebilmesi ve duygusal manada kazanımlarını, kendini ve en iyi biçimde yönlendirebilecek ve karşısındaki insanları olumlu yönde etkileyerek başarıya götürebilecek zeka gelişimi olarak yorumlanabilir. Öte yandan asıl vurgulanması gereken nokta, biz yetişkinlerin Duygusal Zeka?mızı geliştirip, profesyonel ve özel yaşamımıza Duygusal Zeka?nın bize kazandırdığı iletişim becerilerini ne ölçüde yansıtabildiğimizdir. Son yıllarda neredeyse IQ kavramı bir kenar atılmış gibi görünmektedir. Harvard üniversitesi profesörü Howard Gardner?ın ile sürdüğü ve Frames of Mind (1983) isimli kitabında ele alarak Çok Yönlü Zeka (Multiple Intelligence) kavramının öncelikle 7 ayrı zeka türü olduğunu ve daha sonra sekizincisini (Natural Intelligence) ilave edildiği bu kavram, kendimizi ve de ilişki içerisinde olduğumuz kilteleleri yeniden bu anlayışla değerlendirme olanağı tanımaktadır. Duygusal Zeka ile Çok Yönlü Zeka bir birinden ayrılmaz iki unsur olarak değerlendirilmektedir.

Dil Eğitiminde Duygusal Zeka?nın Etkisi

Çok Yönlü Zeka kavramına burada değinemeyeceğim ancak, asıl üzerinde durmak istediğim nokta, Duygusal Zeka kullanımını Yabancı Dil Öğretimi/Eğitimi açısından ele almaktır. Ülkemizde, uzun yıllardır çeşitli dillerde Yabancı Dil Eğitimi verilmekte ve zaman zaman çeşitli bilimsel toplantılarda Duygusal Zeka kavaramı genel anlamda ele alınmaktadır. Tabi ki, bu çalışmalar yeterli değildir ve hatta Duygusal Zeka geliştirme çalışmaları eğitimin tümü içerisinde bir disiplin olarak ele alınmalıdır. Dil öğrenimi/öğretimi hem öğreten hem de öğrenen kişi bağlamında temelleri insan psiklojisine dayanan bir kavramdır. Yanı Duygusal Zeka, Yabancı Dil Eğitimi?nde her bir şey açısından, karşılıklı iletişim bağlamında ele alınmalıdır. David Goleman (1998:317) Duygusal Zeka?nın tanımını?...başkalarıyla ilişkilerimizde ve kendimizle ilgili olan duygularımızı idare edebilmek, kendimizi motive edebilmek için hem başkalarının hem de kendi hislerimizin farkına varabilme kapasitesi? olarak yapmaktadır. Duygusal Zeka?nın yapılmış daha bir çok tanımı mevcuttur ancak, hemen hepsi aynı noktayı vurgulamakta, yani öncelikle kendimizin ve ilişki içinde olduğumuz diğer kimselerin duygularının, duygusal zekalarının farkında olabilmemizdir. Bu bağlamda Yabancı Dil Öğrenimi?nin olmazsa olmaz unsuru olan öğretmenin, öncelikle kendi duygularının ve hedef kitlesi olan öğrencilerinin dil öğrenmenin psikolojisine bağlı olarak duygularının ve duygusal zeka gelişiminin farkında olması beklenmektedir. Türkçemizde ?bir dil bir insan, iki dil iki insan? gibi son derece sade, anlaşılır bir özdeyiş mevcuttur. Bu özdeyişin temeline indiğimizde, ikinci bir dil öğrettiğimiz kişilerin, öğrendikleri dilin kültürü, sosyal yaşam içerisindeki yeri, ulusal ve uluslar arası bağlamdaki önemi ve daha birçok unsurlarla birlikte yeniden bir kişi yaratmayı başarmak olduğuna tanık oluyoruz. O halde, biz Yabancı Dil Öğretmenlerinin önemle üzerinde durulması gerek asıl noktanın, Duygusal Zeka geliştirme çabalarında, hedef kitlemizi ne kadar yakından tanır ve hedef dilin kültürel ve duygularımıza yansıyan temel özelliklerini verebilirsek o derece başarılı olacağımız kanısındayım.

Yabancı Dil Öğretenlere İpuçları

Duygusal Zeka, iş yaşamı dışında eğitim, özellikle yabancı dil eğitimi bağlamında pek fazla ele alınmaktadır. Oysa yabancı dil öğrenen öğrencilerin (çocuk ve yetişkinler) yaş sınırına bağlı kalmaksızın öğretmenin kendisi ile olan ilişkilerinde ve dersin sunumunda hep Duygusal Zeka düzleminde bazı yakınlıklar aradığı bilinmektedir. Örneğin, henüz yabancı dil öğrenmeyi başlamış çocuk ya da yetişkin hep öğretmen ve arkadaşlarından anlayış, hoşgörü ve tolerans beklemektedir. Steve Hein (1999) Duygusal Zeka?nın eğitim açısından ele alındığından öğretmenler için şu ipuçlarını vermektedir:

Öğrencilere emirler vermek yerine, duygularınızı açıklayınız.

Kendi duygularınızı öğrencilerinize maletmek yerine, duygularınızın sorumluluğunu kendiniz üsleniniz.

Öğrencilerinizin duygularından öncelikle çok, kendi duygularınızın farkında olunuz.

Öğrencilerinizin davranışlarına değinmeden önce onları bu davranışlara iten duyguları anlamaya çalışınız.

Emirler vermek yerine, gönüllü işbirliği yollarını araştırınız.

Öğrencilerinizin kendi iç çatışmalarını çözmelerine yardımcı olunuz.

Öğrencilerin hissedebildikleri şekilde kendi duygularını ifade etmelerine yardımcı olunuz.

Hiç şüphesiz yabancı dil öğretmeninden bir psikolog gibi davranması beklenemez ancak, dil eğitimi iletişim amaçlı temeller üzerine kurulduğu için, iletişimin en temel ögesinin karşımızdaki kişi ya da kişilerde empati yaratmak olduğu unutulmamalıdır. Şöyle ki, dil eğitimi ve öğretimi yaptığı grup ile Duygusal Zeka bağlamında iyi iletişim kurabilen öğretmenlerin, mesleki deneyim ve becerilerinin de yardımıyla ne derece başarılı sonuçlar elde ettiğine hepimiz tanık olmaktayız. Bu açıdan, dil öğretiminin ve dil öğrenmenin temelinde Duygusal Zeka formatında iletişim becerilerinin geliştirilmesi kaçınılmazdır.

Bir Yabancı Dili Bilmek, Bir Başka Dünyaya Açılmak Demektir.

Sonuç olarak, Yabancı Dil Öğretimi yeni ufuklara, kültürlere ve yeni bir kültürün öngördüğü yaşa adım atmak ve onunla özdeşleşebilmektir. Bu nedenle hem yabancı dil hem de yaşı ne olursa olsun yabancı dil öğrenmeye çalışanlar, Duygusal Zeka gelişiminde elele olmak ve de birbirlerini iyi anlamak durumundadırlar. Yabancı Dil Öğreniminde başarı, öğretmenin bilgi birikimi, deneyimi ve öğrencileriyle kurabileceği Duygusal Zeka gelişim ortamında ilişki ve yakınlaşmaya bağlı olduğu kadar, aynı oranda öğrencinin dili algılayabilme yetisine, içinde bulunduğu duygusal atmosfere, yabancı dili ne düzeyde ve ne amaçla öğrendiğine de bağlıdır.

Sözün kısası Yabancı Dil öğrenimi, öğrenci, öğretmen ve öğrencinin beklentileri gibi birçok etkin ögeye bağlıdır. Ancak kendi duygusal problemlerini çözebilmiş ya da duygu ve düşüncelerinin farkında olabilen, çevresinde çok iyi bir empati yaratabilen, öğrencisinin duygusal zeka düzeyini yükseltmesine yardımcı olabilen ve öğrencisinin öğrenme motivasyonunu sürekli aktif kılabilen, onların iletişim becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilen öğretmenler mesleki yaşamlarında daha da başarılı olmaktadırlar. Çünkü öğretmenlik bir gönül mesleğidir ve yabancı dil öğretmenleri mesleki yaşamlarının her boyutuna kişilik özelliklelerini dahil etmek zorundadırlar. Bir yabancı dil öğretmeninin Duygusal Zeka bağlamındaki tutum ve tavırları, öğrencilerin daima olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilmektedir. (Freedman 1997/1998 by Six Seconds). Özetle, Yabancı Dil Öğrenimi?nde asıl hedef, öğrencinin güven duygusunu, kendi motivasyonunun ve pozitif öğrenme çabalarının geliştirilmesi için Duygusal Zeka kuramından yola çıkarak beceri eğilimlerinin keşfedilmesi ve ortaya çıkarılması olarak yorumlanabilir.

Öğrenen ile öğreten arasında oluşacak öğrenme ortamının başarısı, her iki tarafın da çabasını gerektirir; ve öğretenler, öğrencilerinin duygusal zekasını dikkate almalıdır.

Sitemize Reklam Verin
Sitemize reklam vermek için
0 212 275 66 00
numaralı telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz.
MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLUN