ENERJİ ÇALIŞMALARI İLE BİREYSEL GELİŞİM

Bilkent İşletme mezunuyum. Siyaset Bilimi master?ım var. Özelleştirme İdaresi?nde uzmanlık, Büyük Millet Meclisi?nde danışmanlık gibi görevlerden sonra son üç senedir kendimi sadece sevdiğim, beni mutlu eden, bu konuların, bu meşgalenin içine bıraktım. Naturel Festivali?nin Ankara?da da yapılıyor olması beni çok mutlu etti.

Enerji ne demek?
Enerji her şey demek, her şeyin kökeninde enerji var, maddenin de. Katı, sıvı ve hava bütün bunlar atomlardan oluşuyor. Atomlarda, elektronlar çekirdeklerin etrafında dönerken zaten çok büyük bir dinamik enerji oluşuyor ama ayrıca atomun çekirdeğinin içinde de, parçalandığında bizim insani hafsalamıza göre muazzam enerjiler oluyor. Her şeyin kökeni enerji. Hatta, son zamanlarda fizikçiler, antimadde denilen bölümün bile aslında enerjinin bir değişik türevi olduğunu iddia etmeye başladılar.

Enerji çalışmaları nedir?
Enerji çalışmaları, insan olarak bizim üretimine katkıda bulunmadığımız, bizim yaratmadığımız enerjileri yönlendirerek realiteye müdahale etmektir. Bu enerjileri alırız, yönlendiririz, ama biz üretmemişizdir. Aşırı sıcak bir ortamda elektrik enerjisini kullanıyoruz, bizi aydınlatıyor. Ama biz bu enerjiyi ürettik; bunun üretiminde bilfiil insan aklı ve teknolojisi rol aldı. Ama evrende öyle enerjiler var ki insan yaratmamış ve biz bu enerjileri alıyoruz, yönlendiriyoruz, yönlendirerek realiteye müdahale ediyoruz. Realiteyi arzu ettiğimiz şekilde modifiye ediyoruz, dönüştürüyoruz.

Birçok yolu var bunun. Bu çok eski bir şey, kadim yolları var. Kızılderili büyücüler, Afrika?daki büyücüler, Orta Asya?daki şamanlar, hatta eski Mısır?da, Hindistan?da, Tibet?te rahipler hep enerjiyi yönlendirmişler ve bizim bildiğimiz, bizim anlayabildiğimiz gerçekliği de dönüştürmüşler.

Bu iş biraz bizi korkutuyor ve ürkütüyor. Çünkü biz bu enerjileri beş duyuyla algılayamıyoruz, göremiyoruz, kokuları, sesleri, tatları yok. Belki biraz dokunuşlarla  hissedebiliyoruz; ama bizim beş duyumuzun dışında bir olay olduğu için bunu kontrol edemeyeceğimizden çok korkuyoruz. Halbuki bunların neticesinde ortaya çıkan yeni realite, bizim beş duyuyla algılayabildiğimiz daha değişik bir realite. O yüzden bu konularda hepimizin aklında istifhamlar var, nasıl bir şey bu, bu enerjiler nasıl kullanılır, yönlendirilir?

Kişisel gelişimde kullandığımız enerjiler derken, önce kişisel gelişimden ne anlıyorum, onu da biraz anlatmak istiyorum. Kişisel gelişim daha başarılı olma yolları değil. Kişisel gelişim, nasıl daha fazla para kazanırsınız, performansınızı maksimumda kullanırsınız değil. Kişisel gelişim eğer başarı olsaydı, hayatımızda elde etmiş olduğumuz onlarca başarı bizi mutlu etmiş olurdu. Halbuki ben eminim, birçok başarılı insan, hatta hepimiz, kişisel gelişimin yollarını arıyoruz. Yani başarı ve kişisel gelişim aynı şey değil. Zaten, eğer kişisel gelişim bir tek yöne doğru olsaydı biz buna büyümek derdik, halbuki biz gelişmek diyoruz. Yani benim kolum uzadı, uzadı, uzadı, uzadı; bu bir gelişme değil, belki kolum adına gelişme, ama bir bütün olarak benim adıma değil. Gelişmek, sürekli olarak beraber, dengede ve bütün olarak büyümek demek. Yani kilo aldığınızda her tarafınızdan alabilirseniz eğer, buna gelişmek diyebiliriz. Gelişmek bir tıkanıklık olarak değil, her tarafa büyümek anlamına geliyor.

Aslında bahsettiğimiz şey tamamlanmak, bütünlenmek, yani tamam olmak, yani tekamül, yani kemal, yani kamil, yani ikmal, yani mükemmel. Aradığımız şey aslında, beşeri zaafları olan bir varlıktan, insan-ı kamile doğru geçişin yolu. Gelişim demek bu aslında. Yani gelişimi biz illa, kapasitemizi maksimumda kullanmamızı sağlayacak olan yeni öğretiler, yeni dersler, yeni aletler olarak algılamamalıyız, gelişmemizi, büyümemizi sağlayacak olan yeni çalışmalar olarak algılamalıyız.

Enerjileri yönlendirerek nasıl tekamülümüzü hızlandırırız ve kolaylaştırırız, şimdi oraya geliyorum. Ama önce bir müjdeyle başlamak istiyorum. Eğer doğru enerjileri doğru şekillerde kullanmayı başarabilirsek, artık tekamül, yıllar süren nefis terbiyeleriyle, çivili yataklarla, ya da inzivalar veya büyük diyetlerle yapılmak zorunda değil. Doğru enerjileri kullanırsak, artık çok uzun süreler gerekmiyor tekamül için, çok daha kısa sürede kullanabiliyoruz. Bu bir müjde; çünkü hepimizin, modern hayatın temposu içerisinde öyle gidip  kapanıp, aylar ve yıllar, belki de on yıllar boyunca kendimizi geliştirmeye uğraşacak vaktimiz yok. Zaten modern çağ da bunu gerektirmiyor. İşte müjde şurada ki, biz bu modern hayatın tam göbeğinde, konforlarımızdan çok fazla feragat etmeden, hatta belki biraz tembelce enerjileri kullanarak da tekamül edebiliyoruz artık.

Bunu birkaç yolla yapabiliyoruz. Bir tanesi, içimizdeki enerjilerin kullanımı. Gerçi bu bugün anlatacağım bölüm değil, çünkü bu çok kolay ve tembel işi değil; içimizdeki enerjileri kullanarak yaptığımız çalışmalar uzun sürede öğrenilen zor çalışmalardır. Hindu Budist kökenli çalışmalarda, Kundalini enerjisinin daha çok kullanıldığı, Uzak Doğu?da savunma sanatlarında daha çok Hara çizgisindeki enerji yoğunlaşmalarının kullanıldığı ve enerjileri çakralarımızın, vücudumuzdaki enerji merkezlerinin etrafından dolaştırarak, sağ sütün, sol sütün dengeleri yaparak, yükselterek beşeri zaaflarımızdan kurtularak yavaş yavaş tekamül etmenin yolu bu çalışmalar. Çok eski, kadim, denenmiş bilgiler bunlar. Bunlarda sonuçlar neredeyse garantili. Fakat çok konsantrasyon istiyorlar. Bu çalışmaları yaparken, kendimizi diğer bütün her şeye kapatarak, belki beş duyuyu da kapatarak yapmamız lazım. Bir mürşit lazım sonra; yani güvenilir, kendisi bu sorunları halletmiş olan, bizim tam huzurla kendimizi teslim edebileceğimiz bir mürşit. Bunu bulmak da zor. Son olarak; bu çalışmaların öğrenilmesi biraz uzun sürüyor ve maalesef faydayı da biraz uzun süre sonra elde edebiliyoruz. Ama tekrar söylüyorum, bunlar çok saygıdeğer çalışmalar. Yoga?yı özellikle, mesela işte Sahaja Yoga?sından  Kundalini Yoga?sına bu çalışmaların bir temel öğesi olarak kabul edebiliriz. Tai Chi ve Aikido?yu, ki Tai Chi?de ve Aikido?da zaten yaşam enerjisi var, kelimenin içinde var, bu çalışmaların içine koyabiliriz. Hatta biraz zorlarsak, Beş Tibet gibi egzersizleri bile bu enerji çalışmalarının içinde telakki edebiliriz. Tekrar söylüyorum, çok saygıdeğer çalışmalar, ama bugün anlatacaklarım biraz daha tembel, daha konformist insanlar için.

Evrende dolaşan enerjiler var; bunlar serbest, sadece biz bunların farkında değiliz. Sağımız, solumuz, her tarafımız enerji; ama biz bunları nasıl yönlendirebileceğiz, nasıl kanalize edebileceğiz, bu konuda hep bir eksiklik hissediyoruz, kime soracağız, ne yapacağız diye.

Enerjileri kullanarak tekamül etmek ise çok eski bir perspektif değil, ama nispeten yeni bir perspektif. Enerjileri kullanarak tekamül etmenin temelde iki yolu var. Bir tanesi, enerjileri kullanarak kendimizi yontmak, zımparalamak bölümü. Bu biraz zor bir şey. Yani, bir ham taşı alıp bunu mükemmel cilalı bir esere dönüştürmek zor bir şey. Heykeltıraş Rodin?e sormuşlar, ?Sen o kocaman kaya kütlelerinden o zarif olağanüstü heykelleri nasıl yontuyorsun??, ?Sadece fazlalıkları atıyorum? demiş. Biz bunu yapabilir miyiz kendimizde? Bu zor bir şey. Bunu aramak hepimizin hayatının ana sorularından biri. Diğer çalışmalara göre enerjilerle bunu yapmak biraz kolay. Burada aradığımız mükemmel,  yeni bir şeyler ilave edemeyeceğimiz kadar büyük bir kalabalık değil. Mükemmel, artık hiçbir şey eksiltemeyeceğimiz bir sadelik. Buna ulaşmamız zor. O sadelik ki, içindeki bütün elemanlar asal, orijinal, özgün. İşte o arınmak, insani doğamız biriktirmek üzerineyken biraz zor ve yorucu. Ama, hani kolaydı? Kolay, evet enerjilerle kolay. Çekiç ve taşçı kalemi yerine lazerle heykel yapmak gibi, daha kolay olacak. Nasıl yapacağız bunu? Şifa enerjileri dediğimiz enerjileri kullanarak.

Şifa enerjileri
Şifa enerjileri temelde bizi şifalandırmak için var. Peki, nasıl aynı zamanda tekamül ettiriyor? Burada ruh, zihin ve beden etkileşimine bakmamız lazım. Ruh, zihin, beden etkileşimi, maalesef modern bilimin biraz ihmal ettiği bir şey. Halbuki biz komplike bir varlığız; ne sadece bedeniz, ne sadece zihiniz, ne de sadece ruhuz. Bunlardan herhangi biri kısa kaldığında, maalesef gelişemiyoruz. Hani gelişmek, her tarafa doğru gelişmekti ya, bir bacak kısa kaldığı zaman maalesef arzu ettiğimiz kolaylıkla ilerleyemiyoruz. Mesela zihinsel olarak çok yoğun bir dönemden geçiyorsunuz, bir proje hazırlıyorsunuz, bir sınav dönemindesiniz ya da böyle bir konuşma hazırlıyorsunuz, ruhsal toleransınız düşer. Yani sadece zihniniz yoğun ve yorgunken, artık ruhsal açıdan eskiye göre daha az toleranslı, filmlerde daha çok ağlayan, trafikte daha çok bağıran bir insana dönüşürüz o dönemlerde. Zaten herkes bizi tolere etme eğilimindedir o dönemlerde. Bedensel olarak da bunun bir sürü etkileri olur ve zihinsel yoğunluk ve yorgunluk bedene de sirayet eder.

Başka bir açıdan bakarsak; ruhsal açıdan çok üzgün olduğunuz bir dönemde, sevdiğiniz birini kaybettiğinizde ya da sevgilinizden ayrıldığınızda, çok üzgün, çok mutsuzken zihninizin verimi düşer. Aynı sayfayı beş kere, altı kere okur ve anlamazsınız, yarım saat hangi giysiyi giyeceğinizi ya da neyi yiyeceğinizi düşünür ve karar veremezsiniz. Zaten ruhsal açıdan problem olunca bedende de birçok problem çıkar. Beden açısından bakarsak; bir ağrı yaşıyorsunuz, doğum ağrısı, böbrek taşı, bel fıtığı, diş ağrısı gibi, tekamül umurunuzda olmaz sizin. Merdivenleri çok inip çıktıysanız ve şu anda ayaklarınız ağrıyorsa, ?ne tekamülü kardeşim? haline geliyor insan. Benim şu anda canım acıyor, bu bitmeden ben tekamülle ilgilenemem.

İşte ruhun, bedenin ya da zihnin problemlerini çözemezsek maalesef gelişemeyiz. Şifa enerjileri burada olağanüstü bir katkı sağlar. Birinci katkı, bu problemleri şifalandırarak, bizim artık gelişemememizi sağlayan o faktörleri ortadan çekerek bizim gelişebilmemizi sağlar. Mesela benim ağrım var, sancım var, o dindi; ben artık hayata yeniden o geniş perspektiften bakabilirim gibi.

Fakat bir de ayrıca, bizim hiç farkında olmadığımız problemlerimiz var, tekamülümüzü durduran ve tıkayan. Diyelim ki birimizin sevgiyle ilgili sorunları var. O düşünüyor ve diyor ki, sevgi çok yüce bir değer ve o yüzden ancak layık olana verilmeli. Sevgi hak edilmeli, sevgi emek ister gibi. Aklında sevgiyle ilgili bu kadar koşul ve beklenti ve şartlanma varken, maalesef bu insan hayatında arzu ettiği kalite ve miktarda sevgiyi bulamayacak. Bulamadığı için de yine maalesef tekamülü, bir bacağı kısa olduğu için arzu ettiği seviyede gelişemeyecek, ilerleyemeyecek. Şifa enerjileri bu noktada da çok önemli bizim için. İleri derecelerdeki bilgileri kullanarak şifa enerjileriyle biz, tekamülümüzü tıkayan o kalıpları, o takozları yoldan çekiyoruz ve ilerleyebiliyoruz yeniden.

Evet, aslında çok sorun var hayatımızda, ruhumuzda, zihnimizde. Yani bunların her birini birer birer, zaman içerisinde uğraşa uğraşa, didine didine şifalandırmak, biraz zor;  ama düşünürseniz, sonunda elde edebileceğimiz kısa sürede ve yattığımız yerde ellerimizi üzerimize koyarak yaptığımız çalışmalarla elde edebileceklerimizi düşünürseniz nispeten çok kolay ve çok kısa sürede gerçekleşen bir şey.

Özetlersem, enerjileri kullanarak gelişmenin birinci yolu, şifa enerjileriyle gelişmemizi engelleyen faktörleri şifalandırmaktır. Bu sayede çok daha hızlı tekamül ederiz.

Burada ufak bir soru var: Nereyi yontacağız? Eski yollarda bir mürşit var, gidip soruyoruz diyoruz ki,  ?benim eksiğim nerede, lütfen söyler misin??. O söylüyor ve biz de onu yontuyoruz, uğraşıyoruz, didiniyoruz. Burada kime soracağız? Heykel örneğinden devam edersek, Michelangelo, bitirmiş heykelini ve meşhur çekiç fırlatma sahnesi, ?konuş? diye. Sonra Papa gelmiş, heykeli ısmarlayan esas insan. Bakmış heykele, demiş ?bunun burnu biraz yamuk değil mi?? Michelangelo eline zımpara almış, biraz da mermer tozu, sürtüyor gibi yapıp mermer tozlarını bırakmış aşağıya, ?şimdi nasıl? demiş. ?Ha, şimdi mükemmel oldu? demiş Papa. Ama birinin bunu bize söylemesi lazım, birinin bize demesi lazım ki, kardeşim senin eksiğin var şurada şurada şurada, yont. Kime soracağız? Hakikaten kendimizi teslim edeceğimiz o eski dönemler yok, bir rehbere güvenebileceğimiz öyle çok büyük mürşitler yok. Ben herkese hep onu söylüyorum, neşenize sorun diyorum. Neşenizden büyük rehber yoktur, kalbinizden büyük rehber yoktur. Size neşe veren neyse siz o?sunuz, size neşe vermeyen neyse siz o değilsiniz. İki seçenek geldiğinde karşınıza, hangisi size kahkaha attırıyor ona bakın ve kahkaha attığınız seçeneği seçin lütfen. Ancak o zaman gerçek size doğru ilerleyebilirsiniz, sizi mutlu eden size. Çünkü, tekamül ve kişisel gelişim dediğimiz şey, mutsuz olduğumuz bir insandan bizi daha mutlu edecek bir insana doğru bir yürüyüşse eğer, daha mutlu olacağımız insanı ancak neşenin ve kahkahanın rehberliğiyle bulabiliriz. 

Enerji çalışmalarıyla tekamül etmenin ikinci boyutu var. Bunların arasında bir hiyerarşik fark yok, yani ikisi beraber aynı anda da yapılabilir, biri bir diğerinden sonra yapılmalıdır gibi bir şey yok. Enerji çalışmalarıyla gelişmek için ikinci yapacağımız şey bütünlenme çalışmaları. Enerjileri kullanarak bütünlenebiliyoruz,.gerçekten, zıttımızla, karşıtımızla birleşebiliyoruz.

Dualitede, yani yaşadığımız bu uygarlık platformunda, dünya üzerindeki şu andaki yaratılışta her şeyin iki ucu var zannediyoruz. Muhakkak artıyla eksi arasında bir noktada seçim yapmak zorunda olduğumuz, nerede olduğumuzu, kim olacağımızı o seçimlerle tayin edeceğimiz bir sınav var zannediyoruz ve o yüzden zannediyoruz ki şurada bir nokta var, orası cehaletin, karanlığın, uykunun noktası; burada da bir nokta var, burası da tekamülün, aydınlanmanın, nurun noktası. Biz onu sadece tek nokta zannediyoruz ve zannediyoruz ki buradan buraya doğru dümdüz bir tane çizgi var. Herkes için aynı yol geçerli, bu doğrudur, sorgulanamaz tek bir yoldur ve ben buradan yola çıkarım karanlıktan ve burada aydınlanırım. Böyle değil; çünkü bu nokta sabit bir nokta değil. Bizim maksimumlarımız artar, maksimumlarımız dinamiktir. Üstelik çıktığımız nokta da sabit değil, çıktığımız nokta da birbirimizden farklı, hepimiz farklı noktalardan çıkıyoruz yola.

Kişisel gelişimi böyle zannetmek hepimizin hayatında hayal kırıklıkları yaratır. 

Peki, kişisel gelişim bir borsa eğrisi gibi midir? Yani şuradan başlarız ve bir gün böyle yükselerek gene o sabit noktayı buluruz. Bunun da neticede ortada bir çizgisi vardır. Hayır, bu da değil. İnişleri çıkışları var burada da, ama tekamül burada da yine dümdüz ve tek bir yol olarak algılayacağımız bir şey değil.

Tekamül bir yolculuktur, evet. Bana bazen soruyor öğrenciler, ?Korkut Bey, kaç aşamadır, kaç boyut vardır?? Duyuyorlar işte, 11. boyuttan filanca şöyle demiş, 8. boyuttan şöyle. Diyorum ki, tek aşamadır, bir adımdır; attığımız o ilk adımdır, bütün yolculuk odur. Siz, ?Ben artık bu insan olmak istemiyorum, ben artık bu insanın sınırlarına tabi olmak istemiyorum, kendim ve özgür olmak istiyorum? diye o ilk adımı yere değdirdiğiniz an o yolculuk bitmiştir aslında. Ama, tabi heyecanlı olsun diye, bol manzaralar da görelim diye o yolculuğu şöyle anlatıyoruz:

Aslında, daha önce çizilmiş çok benzer bir şey çizeceğim. Bir tane orta nokta var. Buradan yola çıkıyoruz, ilk adımı atıyoruz, ilk turu da tamamlıyoruz. Sonra ikinci turu atıyoruz, sonra üçüncü turu, sonra dört, beş, altı, sonra yedi, devam ediyoruz, kasten dışarı vurdum. Tekamül bu. O yüzden biz üzülüyoruz zaman zaman. ?Yahu ben bu sorunlarımı çözmüş olmalıydım, niye benim karşıma yine çıktı? Bu hastalık niye karşıma yeniden çıktı? Ben bu kompleksimi aşmıştım, ben egomu yenmiştim, ama niye yine var?? Çünkü, matematik her sınıfta bir daha var; ilkokul birde de var, ikide de, üçte de, dörtte de var ve ben her seferinde şurada matematiği görüyorum. Her seferinde başka bir farkındalıkla algılıyorum ama ben o matematiği. Artık ben o matematiği daha geniş bir çember olarak algılıyorum. Matematikle yapacaklarımı çok daha büyük bir farkındalıkla anlıyorum. Matematiği çok daha güçlü bir alet olarak kullanıyorum. Kim bilir, belki bir gün Tanrı?yı bile modelleyebilirim matematikle.

İşte, kendinizi enerjisiz zannettiğiniz zamanlar, tekamülü önemsemediğiniz, yorgun olduğunuz, yeni öğretilere açık olduğunuz zamanlar; bu yüzden sürekli olarak var. Ama burada esas mesele, bunun bir yuvarlak olduğunu görmek. Burada iki tane uç yok, burada bir bütün var.

Şu yuvarlağa bakarsak, benim tekamülden anladığım şu: Burada kötülük, karanlık, özgür iradeye müdahale var. Burada aydınlık, sevgi, mutluluk var; işte açları giydirmek, doyurmak, çıplakları giydirmek.Ben zannediyorum ki tekamül anlayışımda, benim yaptığım seçimler bu tarafta ise ben tekamül ederim. Dualite tekamülünde içine düştüğümüz en büyük hata budur; zannederiz ki biz her zaman bu tarafta olmalıyız, her zaman aydınlık, her zaman iyi, her zaman düzgün. Hayır, bütün budur. Dualitede biz hep burada olmak istiyoruz; ama tekamül eğer bütün olarak genişlemekse, hep öne doğru değil arkası da var, sağı da solu da var.

Satranç tahtasını çok anlamıyoruz biz ya da işte bazı mabetlerin zeminlerinde vardır o siyah beyaz kareler. Onlar bize diyor ki, siyah ve beyaz dengeli ve eşit. Siz beyaz olabilirsiniz, beyaz taşlar ve siyah taşları yenmek istiyor olabilirsiniz, sizin sınavınız bu olabilir, bu harika bir şey. Ama tahta bir bütündür. Orada siyah kareler var, onlara basmak zorundasınız. Siyah taşlar var, onlarla bir şekilde karşı karşıya gelip yüzleşmek, hatta uzlaşmak zorundasınız.

Bütünlenmek bu. Bütünlenmek tabi sadece siyah beyaz satranç tahtası olarak düşünmeyelim. Yin ve Yan dediğimiz şeyi birleştirmektir bütünlenmek. Bir seçimsizlik halidir, yani benim bir seçimim yok halidir ve bu zor bir şey. Bir hedef bu. Yani, illa hemen bugün bu işe başlayıp yarın seçimsiz olacağız demek değil, ama içimizdeki kadın ve erkeği kabul edebilmektir. Hem bedeni mutlu etmektir, hem ruhu mutlu etmektir. Sadece ruhsal çalışmalarla insan tekamül edemez, bedenini ihmal ederek, bedenini mutsuz ederek.

Hem dünya için yaşamaktır hem ahiret için yaşamaktır. Bunu din de söylüyor, dinin boyutu da aynı şeyi söylüyor bize. Hem ciddi ebeveyn olmaktır hem yaramaz çocuk olmaktır. Bütün kutupları birleştirmektir,. Bu, artı-eksi, iyi-kötü, güzel-çirkin, kadın-erkek gibi. Burada bir sürü kutuplar var. Kutupsuzluk demek o, birlik tekamülü demek kutupsuzluk demek ve nispeten zor bir şey.

Burada bir şey daha var, bizi tamamlayan şey zıttımız mıdır? Yani bizi tamamlayacak olan, kendimizi bütün hissetmemize neden olacak şey zıttımızla birleşmek, barışmak mıdır? Hayır, öyle değildir. Ama, bunda çok güzel bir örnek var: aşk. Aşk harika bir şey. Yani, Yin ve Yan sembolündeki gibi örtüşmek, bir elmanın iki yarısı olma hissi. Artık birbirinizi bütünlediğiniz o insanı bulmak; o insan yanınızdayken başka bir olayı, başka bir deneyimi yok saymak, kendinizi bütün hissetmek, tam hissetmek. Bu olağan üstü bir sarhoşluk yaratır. Acaba bütünlendim mi, acaba tam ve mükemmel miyim? Fakat maalesef bütün sarhoşluklar gibi geçicidir, aşk da biter ve ayıldığımızda şunu anlarız: Aslında bizi bütünleyecek olan başka bir insan değildir. Aslında bütünlenme dediğimiz şey içimizdeki kadın ve erkeğin bütünlenmesidir. İçimizdeki kadın ve erkeğin birbirine aşık olmasıdır; bütünlük o. Bütünlük, kendi içinde bütün olmak ve birle bütün olmak.

Tabi  sadece kadın ve erkek olarak düşünmeyelim bunu; içimizdeki melek ve şeytanın, iyi ve kötünün birleşmesi, içimizdeki kutupların birbirini kabul etmesidir. ?Kabul etmesi?, bu çok önemli, illa barışması değil; ama sizin seçimlerinizin tam tersini seçen bir insan da aslında sizinle aynı bütünün parçası.

Çok sevdiğim bir söz var, bu kadınlık erkeklikle ilgili. Kadın-erkek örneğini çok seviyorum bu çalışmalarda; çünkü aşamayacağımızı zannettiğimiz bir şey. Diyor ki, erkekler, içlerindeki kadınla barışık olmadıkları için kadınların içindeki erkeği öldürmeye çalışıyorlar. Bu var hayatımızda, bu var. Yani bu kadınlar için de geçerli, kadınların da içindeki erkekle ve kadınla problemleri var. Ya defansif olarak içlerindeki erkeği dışarı doğru ittiriyorlar, ya da o içindeki kadını hakikaten onlar da öldürüyorlar. Tabi kadın-erkek örneği bu noktada sadece kadın-erkek olarak kalmasın, bütün kutuplulukları temsil ediyor.

Seçim yapmak zor bir şey. Ne kadar kadınım, ne kadar erkeğim, ne kadar iyiyim, ne kadar kötüyüm, ne kadar yin, ne kadar yang?.. Sarter söylemiş, demiş ki, ?Dünyada kurtulamayacağımız tek mahkumiyet seçim yapma özgürlüğüdür.? Seçim yapma özgürlüğünden kurtulamayız, her zaman seçimler yapmak zorundayız. İşte bu çok yorucu bir şey ve seçimler yapmak zorundayken bütünlenmek de çok zor. O zaman ne yapacağız? İşte bunun için gönderilmiş enerjileri kullanacağız. Bunun için gönderilmiş enerjiler var, bizi bütünleyen, içimizdeki kutuplulukları barıştıran ve birleştiren.

Bu enerjilere örnek olarak mesela EMF verilebilir. Kryon?un göndermiş olduğu, daha doğrusu desteklediği ya da Eski Mısır?da kullanılan, yeni yeni ülkemizde de yayılmaya başlayan ?Rasheeba? diye bir enerji yolu var. Bu enerji yolunda örneğin, diğer enerjilerden çok farklı olarak iki cinsiyet birden var; hem kadın hem erkek. Örneğin, Reiki maskülen bir enerjidir, ama EMF cinsiyetsiz bir enerjidir. Rasheeba?da iki enerji birden var, yani iki kutup birden var ve bu enerjiyle biz eksik kutuplarımızı tamamlayabiliyoruz.

Bunun dışında, nacizane bana verilmiş olan bir enerji var, kristal piramit dediğimiz bir enerji. Kristal piramit enerjisi de yine tekamülü destekleyen, hızlandıran, perspektifini hayatımıza daha geniş bir açıyla açan bir enerji.

Bu enerjilerle yapılan çalışmalarda, doğrudan enerji bedenleri, DNA sarmalları, o kocaman merkaba?lar, ışık bedenleri dengeleniyor ve oralardaki tıkanıklıklar çözülüp doğrudan oralardaki gelişmeler bizim tekamülümüzü destekliyor.

Biz enerjiye burada yol tarif etmiyoruz. Bundan önceki şifa enerjileriyle kendimizi yontmamızda diyorduk ki, burada tıkanıklıkları çözer misin lütfen? Burada öyle demiyoruz. Burada diyoruz ki ?lütfen beni bütünle, ne yaparsan yap, nasıl biliyorsan yap.? Ve o yapıyor. O enerjiler bunun için gönderilmiş oldukları için tekamülü bu şekilde destekliyor.

Peki, bu enerjileri biz nasıl öğreneceğiz? Hani Reiki?yi biliyoruz. Bu enerjileri nasıl öğreneceğiz, nasıl kullanacağız, nasıl yönlendireceğiz? Rasheeba için internette çok kaynaklar var, ben varım. Rasheeba?da ben de ilk Türk master?ım; o enerji de çok ilginç bir enerjidir, muhakkak en azından bir tanımanızı öneririm.

Bana verilen enerjilerle ilgili olarak da, bir tane değil ama tekamül enerjisi bir tane. Bana sorular sorabilirsiniz. Duymayanlar vardır belki, kristal piramit enerjisini. Reiki master vibrasyonunda olan herkese ücretsiz olarak inisiye edeceğim bu enerjiyi. Onlar da bu enerjiyi kullanabilir hale gelecekler. Çok enteresan bir enerji o; özellikle yeni çocuklarda mucizeler yaratıyor, yeni çocuklar, belki biliyorsunuz daha farklı bir titreşimdeler.

Bu noktada size yol gösterecek olan insanların bu sorunlarını nispeten çözebilmiş olmaları, doğru hoca seçebilmek için belki de tek kriterdir, tek kıstastır. Yani o noktada küçük bir parantez açmış oldum bu enerjileri kimden öğreneceğimize dair.

Burada herkese birden göndereceğim. Yani bir kişiye yapmayacağım, herkese birden göndereceğim, isteyen herkese.

Yalnız bir şey var; bunu hiç kimse mecburen almak zorunda değil. Bu enerji, aynı böyle eski hanım kadınların reçel ikram etmesi gibi, bir kaşık şu anda size sunacağım bir şey, hafif bir şey. Yani ondan şu anda büyük mucizeler, dönüşümler olmayacağı gibi bu deneyimi çok coşkulu ve kuvvetli hissetmeyebilirsiniz de, ama işte küçük bir, hani ?kuple? diyorlar ya şarkılarda, öyle bir deneyim yaşayacağız.

Evet, ne hissediliyor genellikle kristal piramit enerjisi uygulandığı zaman? Vücudun daha çok üst bölümünde, hatta kalp çarkının üzerinde, kalp çizgisi diyeyim, üzerinde vibrasyonlar, baş bölgesinde ağırlıklı olarak uyuşmalar, titreşimler olarak hissediliyor. Çok nadiren lokalize olmuş konsantre vibrasyonlar da olabilir, ağrı zannettiğimiz. Ama asla değil, çünkü bir süre sonra geçer.

Bazen de çakralarınızda olmak üzere genellikle spiraller şeklinde gelen bir enerji akımı olarak hissedebilirsiniz. Görme yeteneği olan arkadaşlarımız onun spiral şeklinde ve mavi tonları baskın, ama beyaz sıvı kristal formunda olduğunu söylüyorlar. Bambaşka şekilde de algılayabilirsiniz. Bunlar sadece genel deneyimler, genel paylaşımlar.

Gözleri kapalı olanlar gönderilen enerjiye açık olduklarını sadece imgeleseler, niyet etseler kafidir.

(Enerji çalışması yapıldı. Sorular cevaplandı.)

Kristal Piramit Enerjisi
Bana verilmiş olan bir enerji var, kristal piramit dediğimiz bir enerji. Kristal piramit enerjisi de yine tekamülü destekleyen, hızlandıran, perspektifini hayatımıza daha geniş bir açıyla açan bir enerji.

Bu enerjilerle yapılan çalışmalarda, doğrudan enerji bedenleri, DNA sarmalları, o kocaman merkaba?lar, ışık bedenleri dengeleniyor ve oralardaki tıkanıklıklar çözülüp doğrudan oralardaki gelişmeler bizim tekamülümüzü destekliyor.

Biz enerjiye burada yol tarif etmiyoruz. Bundan önceki şifa enerjileriyle kendimizi yontmamızda diyorduk ki, burada tıkanıklıkları çözer misin lütfen? Burada öyle demiyoruz. Burada diyoruz ki ?lütfen beni bütünle, ne yaparsan yap, nasıl biliyorsan yap.? Ve o yapıyor. O enerjiler bunun için gönderilmiş oldukları için tekamülü bu şekilde destekliyor.

Peki, bu enerjileri biz nasıl öğreneceğiz? Hani Reiki?yi biliyoruz. Bu enerjileri nasıl öğreneceğiz, nasıl kullanacağız, nasıl yönlendireceğiz? Rasheeba için internette çok kaynaklar var, ben varım. Rasheeba?da ben de ilk Türk master?ım; o enerji de çok ilginç bir enerjidir, muhakkak en azından bir tanımanızı öneririm.

Bana verilen enerjilerle ilgili olarak da, bir tane değil ama tekamül enerjisi bir tane. Bana sorular sorabilirsiniz. Duymayanlar vardır belki, kristal piramit enerjisini. Reiki master vibrasyonunda olan herkese ücretsiz olarak inisiye edeceğim bu enerjiyi. Onlar da bu enerjiyi kullanabilir hale gelecekler. Çok enteresan bir enerji o; özellikle yeni çocuklarda mucizeler yaratıyor, yeni çocuklar, belki biliyorsunuz daha farklı bir titreşimdeler.

Bu noktada size yol gösterecek olan insanların bu sorunlarını nispeten çözebilmiş olmaları, doğru hoca seçebilmek için belki de tek kriterdir, tek kıstastır. Yani o noktada küçük bir parantez açmış oldum bu enerjileri kimden öğreneceğimize dair.

Burada herkese birden göndereceğim. Yani bir kişiye yapmayacağım, herkese birden göndereceğim, isteyen herkese.

Yalnız bir şey var; bunu hiç kimse mecburen almak zorunda değil. Bu enerji, aynı böyle eski hanım kadınların reçel ikram etmesi gibi, bir kaşık şu anda size sunacağım bir şey, hafif bir şey. Yani ondan şu anda büyük mucizeler, dönüşümler olmayacağı gibi bu deneyimi çok coşkulu ve kuvvetli hissetmeyebilirsiniz de, ama işte küçük bir, hani ?kuple? diyorlar ya şarkılarda, öyle bir deneyim yaşayacağız.

Evet, ne hissediliyor genellikle kristal piramit enerjisi uygulandığı zaman? Vücudun daha çok üst bölümünde, hatta kalp çarkının üzerinde, kalp çizgisi diyeyim, üzerinde vibrasyonlar, baş bölgesinde ağırlıklı olarak uyuşmalar, titreşimler olarak hissediliyor. Çok nadiren lokalize olmuş konsantre vibrasyonlar da olabilir, ağrı zannettiğimiz. Ama asla değil, çünkü bir süre sonra geçer.

Bazen de çakralarınızda olmak üzere genellikle spiraller şeklinde gelen bir enerji akımı olarak hissedebilirsiniz. Görme yeteneği olan arkadaşlarımız onun spiral şeklinde ve mavi tonları baskın, ama beyaz sıvı kristal formunda olduğunu söylüyorlar. Bambaşka şekilde de algılayabilirsiniz. Bunlar sadece genel deneyimler, genel paylaşımlar.

Gözleri kapalı olanlar gönderilen enerjiye açık olduklarını sadece imgeleseler, niyet etseler kafidir.

Kristal enerji bundan bir sene kadar önce akmaya başladı. Arkadaşlarımla ben çalışmalar yaptım, kendim çalışmalar yaptım. Daha çok kristal enerji, iç merkabayı oluşturan bir şey. Şimdi dışımızda bir kocaman merkaba var, yani ışık beden. Hani normal bedenler, bir de ayrıca devasa bir ışık beden. O devasa ışık bedenin içimizdeki küçük çekirdeği var ?corestar? deniliyor aslında, bir iç çekirdek. Merkaba, iç merkabada çalışan bir enerji; daha çok şuraya bir kristal piramit koyuyor. Bunun altı da var, yani o piramidin altı da uzuyor ama, biz enerjiye inisiye olduğumuzda, kendimize ve başkalarına kalp çakramızdan giren bütün Tanrısal mesaj ve enerjilerin aşağıya tıpkı bir piramidin tepesinden girmiş gibi dik açıyla ve piramidin tepesinden girmiş gibi güçle dağıldığını görüyoruz. İnsandan insana değişiyor piramitlerin gücü, o gelen enerji aşağıya doğru çok güçle iniyor. Özellikle kristal vibrasyonundaki insanlar için gelmiş olan bir enerji. Yani yeni çocuklarda mucizeler yaratıyor, özellikle kristal vibrasyonu çocuklarda otizm çok sık gördüğümüz bir şey. Ben normalde çok kabul etmiyorum şifayı ama, İzmir?de, bilabedel  bu çocuklarla çalışıyorum çok büyük mutlulukla. Ve bu kristal enerjisi o çocuklarda mucizeler yaratıyor. Yani ikinci, üçüncü seanstan itibaren göz teması sağlıyorlar, hatta öyle göz yaşartıcı deneyimlerim oldu ki birkaç tane, çok hızla toparlanıyor.

Bunun dışında, tabi bu enerji çalışmaları, bizim kendi bedenimizdeki vibrasyonun da artmasını sağlar. Kristal vibrasyonuna, artık öyle diyorlar, geçiş aşamasındayken bu enerji ayrıca tekamülümüzü destekleyecek, yani kristal vibrasyonumuzu geliştirecek.

Kullanımı, inisiasyonu çok basit. İnisiye olacak arkadaşlara anlatacağım. Ben bana verilmiş olanı dağıtıyorum, ama bunun için hiçbir bedel talep etmeden ve bunu uygulayacak olan insanların bu uygulamalardan bedel talep etmemesini umarak bu enerjiyi dağıtacağım.

Herkese olmuyor tabi, o anda içim diyor ki, henüz hazır değil bu karşımdaki insan, onları işim var diyerek inisiye etmediğim oluyor. Ama, Reiki master vibrasyonu genellikle bu enerjiyi taşıyabilmek için yeterli.

Şu anda maalesef tek master var, o da benim.kristal piramitte.. Benim inisiye etmeyi öğrenmem bile vakit aldı. Yani bunu insanlara nasıl aktaracağım? O bile biraz vakit aldı. Onlara aktarmalarını nasıl öğreteceğim, onu daha bilmiyorum açıkçası.

Yeni çıkmış bir kitap vardı, ?Kristal Çocuklar? diye, onu okumanızı öneririm. İndigoları biliyor musunuz? Daha önce de inmiş indigolar ama 87?den sonra kitlesel iniyor. Kristal vibrasyonu da bir rivayete göre ?97 bir rivayete göre 2000?den sonra gelen farklı bir vibrasyon. Güya bu çocukların DNA?ları bizimkinden daha farklı özellikler gösterecek...

İndigolarda her zaman 3 sarmal yok, indigoların bazılarında var. İndigoların görevi bizim uygarlığımızı dönüştürmek, çok uzun bir konu. Ama kristal vibrasyonu, özellikle psişik yetenekleri çok güçlüdür. Bir kristal gibidir bu çocuklar; hem çok serttir çok sağlamdır, hem de bir anda tuzla buz olurlar; esas fark burada. Yani çok güçlü, ama bir o kadar da firajil varlıklar; kristaller öyledir.

Sitemize Reklam Verin
Sitemize reklam vermek için
0 212 275 66 00
numaralı telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz.
MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLUN