GERÇEK ve İLLUZYON

TÜBİTAK Fizik Olimpiyatları`nda altın madalya kazanmış bir felsefe öğrencisi. Klasik giyimli, düzgün ve modern görünümlü bir genç. Adı Sadi Alem. "Holografik Evren"i anlatırken Kuran`da bir ayetten sözediyor. Yalnızca
bu ayet üzerine koskoca bir kitap yazmış ünlü İslam bilgini İmam Gazali`den söz ediyor. "Nur" adını verdiğimiz kutsal ışığın tüm alemi kuşattığını ve Kuran`ın Kuantum Fiziğin temellerini ve ipuçlarını o zamanlarda vermiş olduğundan söylüyor.

Değinmeden geçemeyeceğim. Artık bu çağda günümüze kadar gelen, kutsal olduğu için dokunulmaz ilan edilen Kuran`ın yüzyıllardır süren despotik dönemi ya da Cumhuriyet`le birlikte laik olduğumuz günden beri batı kalıpları içinde yetiştirilmiş bizlerin dindar olanları bağnaz görme önyargısı da yavaş yavaş kalkıyor. Son kitap olma özelliği içeren Kuran bugünlerde çok tartışılıyor. Yakın gelecekte de bilim dünyasında bilimsel bir değer olarak yerini alacağına hiç kuşkum yok.

Matrix filminin felsefesinde şu düşünceyi gördük: GERÇEK zannettiğimiz, bildiğimiz, gördüğümüz bu dünya yoksa bir düş, bir hayal, bir illüzyon mu? Yoksa aslında biz bir mağarada mı yaşıyoruz? Gerçek sandığımız,
mağaranın deliğinden gördüğümüz ve algıladığımız dünyayla mı sınırlı?

Acaba insan zihninin dar kalıpları gördüğü illüzyonları gerçek mi sanıyor?

Evren acaba biz ona baktığımız şekilde mi mevcut ya da yoksa...?

Evren içindeki tüm nesneler, olaylar, somut sandığımız fiziksel kütleler, maddeler acaba algılarımızın ötesindeki bildiğimizden farklı enerji biçimleri midir? Bizler de kendimizi bir beden ve beyinden ibaret sanan enerji varlıkları
mıyız?

BEŞ DUYUMUZUN ve 3.16 LIK DALGA BOYUNDA TİTREŞEN ENERJİ BEDENİMİZİN ARKASINDA NELER VAR?

Tüm ezoterik ve mistik öğretiler, kadim bilgiler, bilginler, tasavvuf dünyası asıl gerçekliğin ruh olduğunu en başından beri terennüm ediyorlar. Fiziksel alem diye adlandırabileceğimiz dünya gerçeğinin, algılardan
ibaret bir illüzyon dünyası olduğunu söylüyorlar.

Yaşamda anlam ve amaç arayışı içinde olan idealist (ideolojik değil) felsefeler de bu gezegendeki yaşamı sonsuzun bir mikro parçası olarak algılamaktadır. Bu dünyadaki yaşam onlar için bütünün halkalarından
sadece biridir. Doğum ile ölüm arasında geçen süre ömrünüzün burada geçirdiğimiz kısacık bir parçasıdır. Dünya yaşamı da, ruhumuzun deneyim kazanabilmesi için bedenlenerek ifade bulduğu ve araştırmalar
yaptığı bir laboratuar ortamıdır.

Kuantum fizikle olan bu yeni buluşma, akan ve yeni bilgilerden oluşan bir nehrin metafiziğin derinliklerindeki okyanusla buluşması gibidir.

Klasik fizikte tek bir doğru vardır. Kuantum fiziğe göre ise evrende sonsuz seçenekler ve olasılıklar mevcuttur.

Matematikçi Von Neiman : "Atom altı dünyası olasılıklardan oluştuğuna göre bu evrende hiçbir şey mutlak anlamda doğru ve gerçek olamaz" diyor.

İslam düşünürleri olan Sufi`ler tasavvuf felsefesinde evreni "Görece Sistemler Topluluğu" olarak algılarlar. Yani herşey başka birşeye göre anlam taşır!

Beyaz/Siyah, Aydınlık/karanlık, Soğuk/Sıcak, Büyük/Küçük, Dişi/Erkek, Yumuşak/Sert, Hayır/Şer... her şey zıtların birliğinden ve uyumundan meydana gelmiştir. Öyleyse biz yerin, göğün ve herşeyin birbirine göre anlam kazandığı bir evrende yaşıyoruz.

Bu yeni görüş bilimden eğitimimize, toplumdan insan ilişkilerimize, politikadan ekonomiye tüm taşların yerinden oynamasına, yaşamı yeniden değerlendirmede muhteşem değişikliklere neden olacaktır.

Sitemize Reklam Verin
Sitemize reklam vermek için
0 212 275 66 00
numaralı telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz.
MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLUN