HİPNOZ NEDİR VE NASIL KULLANILIYOR ?

Hipnoz sözcüğünü artık duymayan yok gibidir. Çoğu kişi bu konuda bir gösteri, TV'de veya sinemada konuyla ilgili bir film izlemiş olabilir. Ama hipnoz gerçeğinin ne olduğunu, bazı aydınlar dışında çok az kişi öğrenme şansına ulaşmıştır. Hâlâ hipnotizmacıyı büyücü zannedenler ya da üstün gücü olan, doğaüstü yeteneklere sahip bir kişi olarak görenler vardır. Oysa hipnozda hiçbir doğaüstülük yoktur.

Bir bilim dalı mıdır?

Evet hipnoz, kendine özgü konusu, kendine özgü araştırma yöntemleri ve kendi kanunları olan, öğrenilebilir ve öğretilebilir bir bilim dalıdır. Bu nedenle en az psikoloji, fizyoloji, hatta matematik kadar net bir bilim dalıdır. Hipnoz kelimesi eski Yunanca'da uyku anlamına gelmektedir. Hipnoza girmiş birinin dış görünüşü de uykuya çok benzemektedir. Aslında hipnozdaki kişi uykuda değil uyanıktır. EEG'de uyanıklık traseleri mevcuttur. Kortikal faaliyetler açısından ise, beyin, uyku ile uyanıklık arasında bir durumdadır.

Uyku, uyanıklık ve trans

Bilindiği üzere insan ve hayvanların bir kısmının, uyku ve uyanıklık gibi iki ana hali vardır. Biz buna ek olarak trans halini de üçüncü ana hal olarak değerlendirmekteyiz. Çünkü uyku ve uyanıklığın nasıl kendine özgü fizyolojik biyolojik koşulları varsa, geçiş hali olan transın da koşulları vardır. Aynı koşullar elde edildiğinde, her yerde kişi transa geçebilir. Hipnoz ise trans halinin, yapay olarak bir hipnozitör yardımıyla elde edilişdir.

Mesmer'le başladı

Hipnozun insanın ve hayvanların trans halinin yapay olarak elde edilişi olduğunu kavrayınca tarih boyunca var olduğunu da anlamak hiç zor olmayacaktır. Yani ilk hayvandan bu yana trans hali vardır. Ancak hipnozun bilimsel olarak incelenmeye başlaması 1765 senesine rastlar. 1765 yılında Viyanalı Dr. Franz Antoine Mesmer, 'manyetizma' adını verdiği çalışmaları ile büyük ilgi uyandırmıştır. Döneminde çok başarılı tedaviler yapan Mesmer, yaptığı işin hipnoz olduğunu anlayamadan ölmüştür. Daha sonra gelen bilim adamlarının araştırma ve incelemeleri ile 1843 yılına gelindi.

Manyetizma bitti

1843 yılında Dr. Braid Neurypnology adlı eserini yayımladı. Bu tarih manyetizmanın bitiş, hipnotizmanın doğuş tarihi olarak önem kazandı. 1864'te ise Liebeault gözleri bir noktada sabitleştirilmiş süjesine sözle de telkinde bulunduğunda hipnotik transın daha çabuk elde edildiğini gördü. 1885'te ise Freud hipnozla ilgilendi ve şifa verici bir fenomen olarak adlandırdığı 'katarzis'i hipnozsuz yapmaya çalıştı ve serbest çağrışım metodunu buldu.

1957 yılında ABD'de reçeteye girdi

1957 yılında Amerika'da diş hekimlerinin günlük pratiklerinde hipnoz kullanabilecekleri mahkeme kararı ile kabul edildi.

Uygulama alanları

Hastanın relaksasyonunda, aperey ve protezlere daha kolay alışmak için, uzun ve sıkıntılı işlemleri kısa ve hoş işlemler yapılıyor gibi hissettirmekte, analjezi ve anestezi temininde, hoş olmayan çalışmaların unutulmasında, genel anetezi premedikasyonu olarak, bulantı ve öğürmenin önlenmesinde, tükürük ve kan akımının azaltılmasında, operasyon sonrası anestezi temininde, hipnoanaliz ile tedavide kullanılır.

Teknik

Parlak bir cisme dikkatle baktırılan süjeye telkinler verilerek, transa geçmesi sağlanır. Daha sonra elde edilen trans çeşitli tekniklerle derinleştirilir. Kişi hipnoza alınırken sırasıyla şu fenomenler meydana gelir:

Hipnotik fenomenler

1-Göz kapaklarının titremesi ve ağırlaşması. Lokal sıcaklık.

2-Kol ve bacaklarda katalepsi. Göz kapaklarında katalepsi.

3-Otomatik devri hareketler.

4-Trans belirgindir. Eldiven anestezisi ve illüzyonlar görülebilir.

Buraya kadar olan bölüme hafif trans denir.

5-Tam katalepsi, atmosfer şartlarını anlamada keskinlik. Bu durum orta transın sonucudur.

6-Gözler açılınca sabit bakışlar. Post hipnotik amnezi telkin edilebilir. Bu durum hafif somnambulistik transta oluşur.

7-Uyanınca tam amnezi. Tam anestezi. Post hipnotik anestezi adale hareketlerinde reaksiyonlarda katılaşma ve yavaşlama.

8-Ekmnezi. Halüsinasyon görmeler. Post hipnotik telkinler.

(6,7 ve 8 derin somnambulistik transa ait fenomenlerdir.)

9-Tam derin somnambulistik trans.

Diş hekimliğinde hipnoz

Diş hekimliği hastaları doktordan ve yapılacak işlemlerden korkan, bu nedenle tedaviyi sürekli erteleyen, hatta hiç gitmemeye çalışan hastalardır. Bunlara alerjik hastalar, kalp hastaları, kanama problemi olan hastalar da eklenince, diş hekiminin işi hayli zorlaşmaktadır. Bu nedenle diş hekimleri her zaman, işlerini kolaylaştıracak bir metot arayışı içinde olmuşlardır. Bu arayışlar sırasında da hipnozla tanışan diş hekimleri, bu yöntemi alıp kullanmışlar ve gelişimine katkıda bulunmuşlardır. Hatta bu konuda tıp doktorlarından çok diş hekimleri araşırma yapmıştır.

Hastasını hipnoza alan bir diş hekimi, hem hastanın korkularını giderebilir, hem de diş yaparken oluşan sıkıntılı ve stresli olayların unutulmasını, hoş olaylar gibi hatırlanmasını, bulantı refleksinin giderilmesini, acı ve ağrıların hissedilmemesini saglayabilir.

Ameliyatlar yapıldı

Dünyada ve Türkiye'de hipnoz altında, binlerce ameliyat yapılmış, binlerce diş çekimi gerçekleştirilmiştir. Ağrısız doğumlar gerçekleştirilmiştir.

Sigara bıraktırmada hipnoz birinci

TÜBİTAK yayını olan Bilim ve Teknik Dergisi'nin Şubat 1993 sayısındaki bir yazıda, Amerikan İstatistik Enstitüsü'nün yaptığı ataştırmanın sonuçları aktarılmaktadır. Buna göre, 6000 sigara tiryakisi arasında yapılan bir çalışmada, sigarayı bırakmada hipnoz birinci (yüzde 30), kombinasyon teknikleri ikinci (yüzde 29), tersine duman püskürtme tekniği üçüncü (yüzde 25), akapunktur ise dördüncü (yüzde 24) sırada yer almıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere, hipnoz tüm alışkanlıklarımızın değiştilmesine yardımcı olabilmektedir.

Sitemize Reklam Verin
Sitemize reklam vermek için
0 212 275 66 00
numaralı telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz.
MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLUN