WebNaturel
    
WebNaturel e.mail List
 
Site içi Arama Motoru

 
Hiç kimse sizin izniniz olmadan size kendinizi değersiz hissettiremez.
Eleanor Roosevelt
İSTEDİĞİNİZ HAYATI YAKALAMAK İÇİN RUHSAL GÜÇLERİNİZİ KULLANIN
 
Hayatın size verdiklerini beğeniyor musunuz ? Beğenmediklerinizi değiştirme gücüne sahip misiniz ? Hayatınızı her an yeni baştan yaratabilirsiniz!

Araştırmalar ruhsal açıdan güçlü insanların zihinsel, duygusal, sosyal ve fiziksel bakımdan da güçlü olduklarını gösteriyor. Siz de farkındalık bilincinizi geliştirerek yaşamda karşı karşıya bulunduğunuz zorluklar karşısında ruhsal gücünüzü kullanabilirsiniz.

Farkındalık geliştirmek bize ait bir şeydir. Hiç kimse bizim için bunu yapamaz. Farkındalığımızı hiç kimse bizim için arttıramaz. Bunu ancak biz yapabiliriz.

Önce kim olduğumuzun ve ne olduğumuzun bilgisine ulaşmamız gerekir. Herkes kendisini tanıdığını iddia edebilir ancak kendimizi tanımak neyi, niçin yaptığımızı iyi anlamamızı gerektirir. Çoğu kez tepki verirken davranış biçimimizi analiz etmeyiz. Ayrıca herkes için aynı olan bir olay karşısında bile farklı tepkiler gösteririz.

Bu neden böyledir? Gösterdiğimiz farklı tepkiler neye bağlıdır? Tabii ki dünyaya nasıl baktığımıza.. Kaç numara ve ne renk gözlük taktığımıza... Yaşamsever miyiz, ölümsever mi? Olayları büyütüyor muyuz, yoksa küçültüyor mu? Peki dünyaya bakış açımızı belirleyen nedir? Öğrendiklerimiz.. inançlarımız.. alışkanlıklarımız... ve sormamız gereken .. bunlar bize hizmet eder mi, etmez mi ?

Bilinçaltı

Farkındalık bilincimiz geliştikçe bunları ayıklamayı öğreniriz. Davranışların altında yatan nedenleri, hangi düşünce ve duygu kalıplarının bize hizmet ettiğini, hangi alışkanlıkların bizim için yararlı olduğunu da! Burada hemen belirteyim ki farkındalık süzgecinden geçirilmemiş tüm alışkanlık kalıpları zararlıdırlar. ( Olumlu bir alışkanlık olsa bile ! )

Farkındalık geliştirmek başlıbaşına bir çalışma gerektirir. Bu çalışma yoluyla çeşitli bilimsel teknikler kullanarak bize hizmet etmeyen inançları nasıl pekiştirmiş olduğumuzu öğreniriz. Bu çekirdek inanç kalıplarını bize yarar sağlayacak olanlarla nasıl değiştirebileceğimizi de !

İşin tuhaf tarafı bu olumsuz inanç kalıplarına sıkı sıkıya bağlıyken bile onların farkında olmamamız ! Bu yüzden iletişim kurarken veya zor bir durumla başa çıkmaya çalışırken gösterdiğimiz tepkinin sonucu da kontrolümüz dışında olabiliyor. O zaman bu durumdan kendimizi veya başkalarını suçlamadan önce şunu bilmeliyiz. İnanç kalıplarının farkında olmadığımız ve değiştirmediğimiz müddetçe aynı olay sürüp gidecektir. Ve biz sonuç kontrolsüz ve başarısız olmaya devam edeceğiz. Bu böyle hayatımızda tekrar eder durur. Her seferinde 'kör talihimize ' lanet okur ama gerçekte bizi isabetsiz sonuçlara götüren nedenleri bir türlü anlayamayız. Ta ki tepkilerimizin ardında yatan, bilinçaltına atılmış ve daha sonra da unutulmuş duygu ve düşüncelerimizi su yüzüne çıkarana kadar !

Herşey düşüncede başlıyor

Dolayısıyla önce düşünce ve onun sonucu olan duygularımızı gözden geçirmemiz gerekecek. Her şey düşüncede başlıyor! Öyleyse şimdi siz de bir düşünün. Bir olay karşısında kendinize sorun : " Bu tepkiyi neden veriyorum? Niçin böyle davranıyorum? Bu şekilde bir yaklaşımın faydası ve zararı ne?"

Ben size sorayım! "Durumunuzdan hoşnut musunuz?" Soruyu bir başka şekilde sorayım! "Ayni durum bir kez daha tekrarlansa vereceğiniz tepki yine aynı mı olur? Gösterdiğiniz tepkinin sonuçlarından memnun musunuz?

Şimdi bir dizi soru daha! Beğendiğiniz yönleriniz neler? Bunların ne kadarının farkındasınız? Beğenmediğiniz yönleriniz var mı? Beğendiklerinizden fazla mı? Beğendiğiniz özelliklerinizi arttırmak için bir şey yapıyor musunuz? Ya beğenmediklerinizi azaltmak için?

Kaybolan parçalar

Bizim kaybolan bir parçamız var. Ya da parçalarımız...Onu bulmamız lazım. Çünkü ona ait yeteneklerimiz var. Ona ait yaratma gücümüz var. Çünkü o bizim özümüz. Gerçek benliğimiz. Ruhsal gücümüz. Onu yitirmişiz çünkü bir şekilde ona inanmaktan vazgeçmişiz. Kendi yeteneklerimize ve değerlerimize inanmaktan vazgeçmişiz. Başkalarının bize öğrettiklerine, başkalarının değer, inanç ve alışkanlıklarına inanmayı seçmişiz. Bir şekilde!!Şimdi kendi değerlerimizı, kendi ruhsal gücümüzü geri alma vakti!

Beğendiğimiz veya beğenmediğimiz özelliklerimizi masaya yatırma zamanı şimdi! Onlarla yüzleşebilirsek elimizi kolumuzu bağlayan bilinçsizce oradan oraya savrulan tarafımızı iyileştirebiliriz. Yüzleşmeyi kabul edersek değişimi de ederiz. Ya da yerimizde sayar, tekrarlayan hatalarımızla,pişmanlıklarla yaşar dururuz.

Bilirsiniz bizim gibi toplumlarda hoşa gitmeyen bir durum olduğunda onu hemen hasır altı etme girişimi vardır. Başını kuma gömen devekuşu gibi ! Devekuşunun gözü beyninden büyüktür bilir misiniz? Gördükleri beynine birkaç gömlek büyük geliyor olsa gerek! Biz de öyle yapıyor beğenmediğimiz bir yönümüzü farkettiğimizde onu görmemezlikten geliyoruz. Onu yok varsayınca bir süre sonra gerçekten de varolmadığını sanıyoruz. Onu bilinçaltımızın toprağına gömdüğümüzü unutuyoruz. Sonra da nedenini çözemediğimiz davranışlarda bulunuyor, sonuçlarına katlanmak zorunda kalıyoruz.

İşin içinden çıkmamızı, ilişkilerimizi güçleştiren ve bize başarısızlık olarak geri dönen bu ciddi açmazı görmezden gelmemek lazım. O halde bizi hedefimizden bu kadar uzağa iten düşünce kalıplarını bir bir ortaya çıkarıp bir bilinçaltı temizliği yapalım. Tavanaramızı süpürelim. Beynimizdeki köşeleri örümcek ağları tutmuşken, rahat nefes alan bir zihne sahip olamayız. Peki hazır mıyız sağlıksız yönlerimizle yüzleşmeye? Neden istediğimiz sonuçlara ulaşamadığımızı öğrenmeye O zaman işe başkalarının suçu olmadığını bilmek ve sorumluluğu üstlenmekle başlayabiliriz. Kendimizi savunmadan ! Mazeret aramadan! Hiçbir bahane öne sürmeden ! " Evet, ben buyum! " diyebilir miyiz? Bu cesareti hepinizin göstermesini diliyorum.

“Ben alkoliğim !”

Yıllarca alkol kullanan, kendine ve sevdiklerine zarar veren birinin, yıllardır herkesin bildiği ama bir tek onun kabul etmemesi, bir türlü "Evet, ben alkoliğim! " diyememesi gibi.. Kendi zararlı alışkanlığından başka herkesi ve herşeyi suçlayan, kendini farketse de yavaş yavaş yok etmekten kurtaramayan, iyileşme irade ve fırsatını kullanamayan biri gibi.! Bizim durumumuz o kadar vahim olmayabilir ama dikkat siz daha vahim olduğunu düşünün çünkü bizim sorunumuz fazla koku bırakmadığı için dikkat çekmeyen sorunlardan! Kimse de dönüp bizi ikaz etmedikçe biz de farkında olmayız. "Neden istediğim bir türlü olmuyor? Yolunda gitmeyen ne? " gibi sorularla boğuşup dururuz.

Başka şeyleri suçlamak

Çoğu kez en kolayını seçeriz. Başkalarını suçlar, kendimizi görmezden geliriz. Gerçek bir alkolik içtiği rakıdan başka herşeyi suçlarmış. " Rakıda bir sorun yok, bana zarar veren içine kattığım su" dermiş. Suyunu değiştirmiş ama bir şey değişmemiş tabii.. Yakınları defalarca söylediklerini tekrar etmişler adamcağıza. "İçince zırvalıyorsun. Bizi de üzüyorsun. Yazık, gel vazgeç artık kurtul şu içkiden.." Ne kadar demişlerse de kabul ettirememişler.Adam "Nuh diyormuş peygamber demiyormuş ". Gitmiş yine rakısına kattığı suyun markasını değiştirmiş. Ne yaptılarsa faydası olmamış. Adam kendine dokunan zararlı alışkanlığını değiştirmeye hazır değilmiş.

Bu olayı ilk duyduğumda kulaklarıma inanamamıştım. "Pes doğrusu " dedim. "Böyle mantık olmaz !" Ve gittim ciddi alkol sorunu olduğunu bildiğim bir yakınımda bu mantığı ( ! ) denedim. İçkinin ona verdiği zarara hiç değinmeden ( bunu yapmanın bir yararı bugüne kadar hiç olmamıştı. O zaman daha çok içiyordu) içkisine kattığı suyun iyi cins olmadığını, diğer bir markayı denerse daha az zarar göreceğini söyledim. Ne oldu dersiniz? Adam ertesi gün gitti suyunu değiştirdi. Bir de gelip bana teşekkür etmez mi ?...

Mucize

İşte böyle biz de değişmeye hazır olmadığımızda,hatanın bizde olduğunu kabul etmek yerine en olmayacak şeyleri bile suçlayabiliyoruz.Niçin ? Sırf değişmek istemediğimiz için! Alıştığımız, bildiğimiz şeyler yanlış bile olsa,bizi hasta etse, mutsuz etse de korkuyoruz onları değiştirmek zorunda olmaktan. Değişim içi gerekli güçten yoksun olduğumuzu sanıyoruz. Ogüce zaten sahip olduğumuzu ,içimizde varolduğunu bilmiyoruz. Ruhumuza ait doğal yeteneklerimizi kullanmıyoruz ve kullanmadığımız için farkında bile değiliz. Ruhumuzda varolan ama geliştirip kullanma becerisi elde etmediğimiz için günlük hayatta zorluğunu çektiğimiz o kadar çok ve yüksek nitelikli gücümüz var ki bizim.. Evrensel,kozmik, spritüel, doğal ne derseniz deyin sonuçta bu yetenekler özümüzde kayıtlı ve biz onları istediğimiz zaman kullanabiliriz.Yeter ki yaşamın temel ilkelerine uygun hareket edelim. Bu gün bu güçleri kullanmayı bilen az sayıdaki kişiye "ERMİŞ" bizim başımıza gelince de " MUCİZE "diyoruz.

Mucize , bizi gerçek dünyadan kurtaran olağanüstü veya başarabileceğimizin ötesinde olan olaylar değil , ruhumuzda varolan bilginin hayata geçirilişidir. Evrenin işleyiş ilkeleri ve sürecini algıladıktan sonra kendinizi ve yapabileceklerimizi de anlarız. Ruhsal doğamıza uygun davrandığımız zaman, ancak o zaman, olmaz sandığımız olur. Mucize gerçekleşir.

Sadece ve Sadece değişmek istiyorsak, buna hazırsak değişebiliriz. Ve biz yalnızca kendimizi geliştirebiliriz. Başkalarını ya da olayları değiştirebilmek gibi bir gücümüz yoktur. Ne varki biz değiştikçe olaylar ve kişiler de değişmeye başlarlar. Bunu olaylara ve kişilere karşı tutumumuzu değiştirerek başarabiliriz. Tekrar edelim bunun için önce düşüncemizin, yani olaylara bakış açımızı değiştirmemiz gerekecek.

Bağışıklık sistemi

Bedenimiz, düşüncelerimiz ve duygularımız. Üçü birbirine görünmez bir iple bağlı. Duygu ve düşüncelere bağlı olarak bağışıklık sistemi etkilenir.Ne düşündüğümüz ve ne hissettiğimize bağlı olarak bağışıklık sistemimiz de zayıflar ya da güçlenir. Olumlu düşünmenin beyinde endorfin gibi hormonları çoğaltarak bedeni güçlü ve sağlıklı kıldığı bilim adamları tarafından uzun yıllardır biliniyor. Olumsuz duygular çoğalınca beden de çöküyor. Bunun anlamı şu: Eğer çok uzun bir süre kendimizi öfkeli,mutsuz veya çaresiz hissedersek, depresyon, astım, kalp, tansiyon hatta kanser gibi ciddi hastalıklara maruz kalmamız işten değildir. Daha kötüsü olumsuz duygular içindeysek ve bunları bastırıyorsak.." aman kimse bilmesin benim ne kadar zayıf olduğumu.."her gün bu duyguyu hissediyor ve bunu ifade edebilmek yerine içime atıyorsam, biriktiriyorsam ne olur? Bir gün bir yerden, hiç ilgisi olmayan bir yerden patlarım.. hem de en sevdiğim insanları kırıp geçirerek.. yine çok uzun süre bir çıkış noktası bulamamışsam, akıl sağlığım bile tehdit altında demektir.

Meditasyon

Bilinçaltında birikmiş güçlü enerji patlamalarına maruz kalmamak için zaman zaman tehlikesiz çıkış noktaları bulabilir,geriye dönüşü zor olan ruhsal ve fiziksel rahatsızlıklardan sakınabiliriz. Doğada yapılan sporlar, çeşitli ilgi alanları, meditasyon, yoga, tai-chi bunların hepsi iyi birer süpap vazifesi görebilir. Meditasyon ruhsal arınma yoluyla içimizde gizli kalmış güçleri harekete geçirir. İçsel yeteneklerinizi ortaya çıkaran ve yaşamanızı yeniden düzenleyen türden çalışmalara da katılabilirsiniz. Yine kişisel gelişimi teşvik eden seminer,konferans veya panelleri izleyebilirsiniz. Bunların hepsi olabilir, önemli olan sizin için olumlu düşünmeyi, hissetmeyi ve davranmayı ne besliyor? Gittiğiniz yerde size öğretilenden önce kendinizi nasıl hissettiğinize bakın. Bulunduğunuz yerde, yaptığınız her neyse kendinizi iyi hissetmiyorsanız orası sizin için doğru yer, yaptığınız da doğru çalışma olmayabilir.

Olumlu duygular beyinde iyileştirici salgıların üretimini arttırıyorsa bir düşünün başka bir şey yapmaya gerek kalmadan kanserin bile yenilebileceğini..i nanılmaz gibi görünüyor ama günümüzde bunun birçok örnekleri var. Çünkü zihin bedene yardım ediyor. Daha kesin olan şey ise şu: olumlu bir insanın bağışıklığı çok güçlü olduğu için, böyle bir hastalığa yakalanma şansı da çok zayıf oluyor. Buna kesinlikle inanabilirsiniz. Ölüm dışında herşeyin bir çaresi var. Hatta ölümün bile var. Ölümün bir son olmadığını biliyorsunuz değil mi?

Zararlılar

Zararlı mikropları yokedemezsiniz. Allah'ın bir hikmeti olarak varolan her canlının bu alemde bir yeri vardır. Zararlılar olmasa faydalıları da bilemezdik belki. O nedenle varolan hiçbirşeyi yokedemeyiz. Ama onlara karşı bağışıklığımızı arttırabiliriz. Yapmamız gereken şey tam olarak bu.Yoketmeye çalıştığımız herşey mikro veya makro düzeyde bize geri döner ve bizi tehdit etmeye devam eder. Yaşamın her anında, her boyutunda bu kuralı görebilirsiniz. A.B.D. ile terör ilişkisi veya bizim gibi gelir dağılımında büyük çapta eşitsizlik yaşayan ülkelerde görülen sosyal patlamalar da ayni kuralın sosyopolitik izdüşümüdür.

Yaşam sevinci

Olumlu düşünmenin en pratik yollarından biri de yaşamı sevmek! Mevcut bakış açımız durumu çözmeye yetmiyorsa daha yaratıcı, alternatif bakış açıları kazanmak herzaman olanak dahilindedir. Yaşamı sevmek için yeni bir bakış açısı geliştirmek bize mevcut sorunu çözmek için zaman kazandıracaktır. Günümüzde davranış psikolojisi bu yöntemi tercih ediyor. Kendinize şunu sorun ilk önce: "Şu anda yatımın neresindeyim?" Dürüst olun. Bu çok önemli! Kendinizi olduğu gibi kabul edemez ve kendinizle barış yapmazsanız yaşam sevinci içinde olamazsınız. Baştan kaybedersiniz. Şimdi tekrar sorun. "Şu anda neredeyim ve nerede olmak istiyorum? Bulunduğum yerden memnun muyum?

Hayaller

Önce hayallerinizi öldürmeyin derim. Onları öldürecek yerde gerçek kılın, hayal etmeyi boş bir iş olarak görmeyin. Hepimizin hayalleri var. Eğer hayal etmek birşeyi çok istemek ise, bunun bedelini ödeme iradesi gösterdiğinizde gerçek oluyor. Bu bedel öyle çok zor, sıkıntı verici bir süreç olmak zorunda da değil. Tersine eğlenceli olabilir. Hedeflerinizi öncelik sırasına koyduktan sonra gerçekleşmeleri için bilinçaltına bir dizi mesaj yolluyorsunuz ve bunu belli bir disiplin içinde yapıyorsunuz. Hepsi o kadar! O zaman hayal ettiğimiz her neyse ona ulaşmak hayal olmaktan çıkıyor. Çocukken anne-babamız "hayal kurmayı bırak da otur derslerine çalış" derlerdi. Biz bundan ne öğrendik? Bu bizim bilinçaltı zihnimize nasıl işledi? Hayallerin gerçekleşmesi asla mümkün olmayan düşünceler olduğunu anlatan mesajlarla büyüdük ve onları dünde bıraktık. Şimdi hayal etmediğimiz bir işte çalışıyor, hayal etmediğimiz bir evde oturuyor ve hayal etmediğimiz insanlarla yaşıyoruz. Mutlu muyuz? Hayır! Anne-babalarımız ya şöyle söylemiş olsalardı! "Şu anda yapman gerekeni yap ki hayallerin gerçekleşsin. Onları gerçekleştirmek istiyorsan önce ders çalışıp okulunu bitirmelisin. Kulağa çok farklı gibi gelmiyor ama bilinçaltına giden mesaj farklı öyle değil mi? Birçoğumuz hayallerimizi gerçekleştirme fırsatı tanınmadığı için terkettik. Mutsuz, sıradan, doyumsuz bir yol tutturduk. Kimimiz de hayallerinden asla vazgeçmedi ama onlar hep o çocuk hayalleri olarak kaldılar. Çünkü gerçekleşmeleri için gerekli iradeyi gösteremediler. Hayallerin gerçekleşmesi için başvurulacak birçok yol olabilir. Ama belki de en önceliklisi bizi o yollara başvurmaktan engelleyen, alıkoyan nedenleri bulabilmek!

Engeller

"Birçok hayalim vardı. Hemen herşeyi merak ediyor, öğrenmek istiyordum. Sanat, bilim, tıp, felsefe, psikoloji, tarih, arkeoloji, sosyoloji. Çok değişik alanlarda çok değişik tecrübelerim oldu. Benim gibi çok şeye dokunmuş insanlar var" diyor çok sevdiğim bir arkadaşım. Ama bu kişi bugün bunlardan hiçbirini yapmıyor, o bir ofis çalışanı. Çok şeye dokunmak güzel, hoş ama bunların içinde ( veya dışında ) kaybolmak olmamalı !

 
Mine KAVALALI
 
Diğer yazılar
Yazılar
UBUNTU NEDİR?
DA VINCI`NİN YEDİ PRENSİBİ
HİTİTLERİN M.Ö.2000 YILINDAN DUVAR YAZISI
SOSYAL ZEKA: İlişkilerimizi Belirleyen Fenomen
İŞ HAYATINDA DUYGULARI NASIL İFADE EDİYORUZ?
İŞYERİNDEKİ OLUMSUZ DUYGULARDAN KURTULMAK (1)
ZAMANIN KIYISINDAKİ GÖKKUŞAĞI
FİL TEKNİĞİ
PAOLO COELHO`DAN
ÖĞRENİLMİŞ GÜÇSÜZLÜK
MAYMUNUN TUTSAKLIĞI
KARTALIN YENİDEN DOĞUŞU
ÇEK CUMHURBAŞKANININ ABD SENATOSUNDAKİ KONUŞMASINDAN
PANİK ATAK
RUH EŞİ ve RUH İKİZİ NEDİR
GERÇEK ve İLLUZYON
İNSAN İNANDIĞINA DENKTİR
TASARLANMIŞ DÜŞLER
YOK EDİCİ KORUMACILIK
BAMBU TABUREDEN NOBEL`E
 
Bu bölümde 9 sayfada görüntülenen 170 adet yazı var
9 sayfanın 1. sayfasını görüntülemektesiniz
 İLERİ

FESTIVA A.Ş:
Prof Dr Bülent Tarcan Caddesi Vefa Apt, No.6, Kat 6, Daire 17 Gayrettepe 34394 ISTANBUL
info@webnaturel.com
WebNaturel, 10 Ekim 2002'den beri 7038379 kez ziyaret edilmiştir
Tasarım ve Veritabanı Uygulaması CEMSA.NET
Güvenlik & Derleme : EFES TECHNOLOGy

    Öyküler
    Terminoloji
    Yazılar
   


NATUREL Festivali
15inci Yılında!

20-23 Kasım
Askeri Müze
Harbiye Kültür Sitesi
İSTANBUL

5-7 Aralık
E.Ü. Atatürk
Kültür Merkezi
İZMİR