WebNaturel
    
WebNaturel e.mail List
 
Site içi Arama Motoru

 
Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır.
Bitkisel İlaçlar Nedir, Ne Değildir?
 
Naturel Ankara Festivali'ndeki sunumdan, 26 Şubat 2004

Ben eczacıyım; dalım, tabiattan elde edilen ilâçlar, bitkiler ve dolayısıyla bitkilerle tedavi. Bu dala başlayalı, 40 sene oluyor. Gazi Üniversitesi’nde öğretim üyesiyim.

Bugün konuşmamızın adı “Bitkisel ilâçlar nedir, ne değildir, bitkilerle tedavi nedir ne değildir?” Çünkü rivayet muhtelif, her önüne gelen bitkilerle tedavi yaptığını söylüyor. Bir otu kaynatıp içen, bir yerlerden bir şey okuyup kendi kendini tedavi etmeye kalkıyor. Hatta kapınızı çalıyorlar, sizi ölümsüzleştirecek bitkileri, ürünleri sunuyorlar. Bir süpermarkette veya alışveriş merkezinde bir mağazaya giriyorsunuz. Ciddî bir rahatsızlık söylüyorsunuz. Bir dolu kavanozu, şişeyi raftan alıp size sunuyorlar. Acaba bunların hangisi doğru?

Ben bugün bu soruların cevabını ve ne olması gerektiğini sizlere anlatmaya çalışacağım.

Şurada bir tablo var ve bu tabloda diyoruz ki, bitkilerin sağlık için kullanılışı. Nelere kullanılıyor?

Birincisi, şifalı gıdalar diyoruz. Ve hakikaten hepimiz bazı gıdaları, şifalı olduğu, daha rahat ettireceği için yeriz. C vitamini almak için portakal suyu içeriz ve içtiğimizde kendimizi biraz daha iyi hissederiz. “Şifalı, ben her gün sabah içerim” vesaire gibi söyleriz de. Son zamanlarda, ıspanak modası aldı yürüdü şifalı gıda olarak. Kuşburnu reçellerine kadar yürüdü. Şunu söylüyoruz burada: İnsanlar daha sağlıklı yaşamak üzere bazı gıdaları tercih ediyorlar, yiyorlar. Yalnız, gazetelerde ve medyada, öyle abartılmış şeyler var ki, sadece değişik bazı gıdaları yiyerek sağlıklı, hiç hasta olmadan, hatta belki ölmeden uzun  yaşamak sanki mümkünmüş gibi. Bu mümkün değil, ama sağlıklı beslenmede çok önemi var. Halkımızda da, meselâ ısırgan çok önemlidir. Bütün Anadolu’da şöyle bir söz vardır: “Sağlıklı yaşamak istiyorsanız yılda en az bir defa ısırgan yiyin.” Ve hakikaten Anadolu’da çayları vardır, böreğini yaparlar, salatasını yaparlar, yumurtalı yaparlar kavurup; ısırgan çok yenir.

 Şimdi şöyle bir soru geliyor akla: Acaba bunlarda bir hakikat payı var mı? Var. En basit ısırganı söyleyelim; ısırganda hakikaten bağışıklık sistemine etki yapan maddeler var, bağışık sistemini harekete geçiren maddeler var. Ama insanlar bunu bilerek değil, bir şifa gördükleri için uzun yıllardır yiye gelmişler, kullana gelmişler.

Bunun gibi yeşil çay bir şifalı içecektir, antioksidanlar var; o hâlde yeşil çay içmenin bir yararı olduğuna hepimiz inanıyoruz ve hakikaten yapılan deneyler bunu gösteriyor. Ama bu bir ilâç değildir. Yani, sadece kendimizi bunlara bağlayıp hayatımızı devam ettirmemiz mümkün değildir veya ilâç gibi kullanmamız mümkün değildir. Ciddî bir rahatsızlıkta ilâçları bırakıp şifalı gıdalarla devam etmek kendimize ve sağlığımıza, vücudumuza ihanet olur.

İkinci grubumuz gıda destekleri.

Bu, Amerika Birleşik Devletleri’nden çıktı. Nasıl çıktı? Sağlıksız beslenmeden dolayı bazı vitamin ve minerallerin eksikliği görülmeye başlandı. Ve tabiî sanayi ileri, hemen bu bir ürün pazarı hâline getirildi. Vitaminler ve bazı mineraller bulunan, ilâca benzeyen, yapılışı ilâç gibi tablet, kapsül ürünler piyasaya çıktı.

Amerika’da ilâç ruhsatı almak çok zordur. O yüzden ilâç  ve eyaletler arasında da bazı bu tip ürünlerin kullanılışlarında farklar var. Şu yapıldı: İlâç olması zor olduğu için buna “gıda desteği”, yani beslenmeye yardımcı takviye diye bu ürünler tarım bakanlıklarından izin alarak (basit bir izin sadece üretici izni) piyasaya çıkmaya başladı. Ama sanayi bunu o kadar körükledi ki, bir süre sonra bunların içine bazı şifalı bitkiler de konmaya başlandı, ekstreleri değil tozları vesaire ve bu şekilde de tanıtılmaya, yani “daha sağlıklı yaşamak istiyorsanız hem bu vitaminleri alın, hem de şifalı olan bu gıdaları kullanın.”

Bu, Kıta Avrupa’sına atlamadan İngiltere’ye atladı, önce orada taraftar buldu; çünkü Anglosakson ülke, pek çok şeyi benziyor. Kıta Avrupa’sına girerken bize atladı; eskiden “Küçük Amerika” denirdi, Türkiye’ye girdi ve Türkiye’de de muazzam bir kontrolsüz ithalât başladı, süpermarketler, aktarlar vesaire satılmaya başlandı.

Ben, buraya gelen kişilerin bitkilere ve bitkilerle şifa bulmaya meraklı kişiler olduğuna inandığım için bu tip mağazalara da epey para vermişlerdir veya vermeye devam etmektedirler diye düşünüyorum. Sonuçta “hangisi doğru”yu da söyleyeceğiz.

Yalnız burada hemen söyleyelim, bunlar ilâç değildir, ilâç gibi kullanılmaz, ilâç gibi tavsiye edilmesi yanlıştır. Çünkü, ilâç dediğimizde, üretim şartları ilâç üretim şartlarına eşit olmalı; ikincisi, içinde ne olduğunu tam bilmeliyiz. Yani bir aspirin ambalajını düşünün, içinde yarım gram aspirin var. Bu o kadar basit bir kelime ama, aslında çok büyük işlemlerden geçerek yazılıyor. Prospektüsünde “ağrınızı giderir, şöyle olur, yan etkisi şudur” diye pek çok şey yazar ve bu yüzlerce çalışmanın sonunda oraya yazılmıştır., İlâçlarda böyledir. Hekim yazıp eczacı bunu verirken siz de bilirsiniz ki antibiyotiği alıyorsunuz, ateşinizi düşürecek vesaire etkisini yapacak. Ama, bu tarz hazırlanan gıda desteklerinde, bir kısmında vitaminlerin miktarı vardır, ama kalite kontrol deneyleri açısından, istenen dayanıklılık deneyleri, yani “rafa koyduğunuzda iki sene sonra da yine aynı mı”, bunlar yapılmamıştır çünkü gıda desteğidir. Ama Türkiye’de biraz değişti şimdi, bir kısmı Sağlık Bakanlığı’ndan izin alıyor. Bu sadece eksikleri tamamlamadır. Ama bir tanıtım, promosyon sonucu, Türkiye’de de büyük şifalı ilâçlar gibi tanıtılmaya başlanmıştır ki bu yanlıştır.

Halk ilâçları var, bunlar da ilâç gibi kullanılıyor. Bir bakıyorsunuz gazetede bir yazı: “şu otla böbrek taşı düşürülüyor”, hemen herkes o otu içiyor. Halk ilâçları çok önemli, yüzlerce yıldır kullanıla gelmiş ve üzerinde araştırma yapıldığında son derece yararlı sonuçlar çıkan bitkiler, ama ilâç değil. Çünkü, diyelim ki dağda bir bitkiyi topladınız veya toplanıp getirildi. İçinde her zaman aynı madde olduğunu bilemezsiniz. Yani demleyip çay gibi içtiğinizde hangi etkiyi yapıyorsa bir zaman belki etkisini gösterir, başka zaman göstermeyebilir. Çünkü yetiştiği ortama göre madde miktarı değişir. Ayrıca, hazırlanışında ilâca gösterilen itina yoktur; toplanır, kurutulur, aktarın rafına gelir, oradan alır kaynatır, içersiniz. Üzerinde, hakikaten o etkide mi diye deney yapılmamıştır. Bunlar sadece atalardan gelen bilgilere dayanmaktadır. O halde ona da ilâç diyemiyoruz.

Ben bakışlarınızdan, “Hoca kullanılacak hiçbir şey bırakmadı bize” gibi bir şey seziyorum,.

Bir de bitkisel ilâçlar var. Arada nütraasötik dediğimiz bir grup var ama, ona pek girmeyeceğim. Bitkisel ilâç nedir’i isterseniz ilâç nedir’le beraber önce söyleyeyim,.

İlâç dediğimizde biz şunu anlıyoruz: Her zaman aynı etkiyi, yani üzerinde yazılı etkiyi gösteren, yani etkin. İkincisi güvenilir; yani üzerinde yazılı etkilerin dışında başka etkileri pek fazla göstermeyen. Kaliteli olan, yani içinde ne var, her ayrıntısının bilindiği ve bunların da zararlı etkileri; çünkü önce tedavide esas, insanı iyileştirmek, zarar vermedendir. Ve iyi eczacılık uygulaması dediğimiz şekilde üretilmiş, paketlenmiş tıbbî ürünler.

Peki, bitkisel ilâç.. Bitkisel ilâçta şöyle bir fark var: Eğer bu ürün bitkilerden elde edilmiş ise ve standart bitki kısımları veya bunlardan elde edilen ekstre veya “özüt”  ile hazırlanmışsa, o zaman biz yine aynı şekilde etkiyi görebiliyoruz. Fakat bu etkinin, diğer ilâçlardan önemli bir farkı var. Bir bitkisel ilâç tek bir madde değildir, bitkiden gelen pek çok madde bulunur. Etkisi, daima ana maddenin yanında diğer maddelerin etkisiyle beraber bir etkidir. Dolayısıyla bazen bu etkiye yardımcı olurlar, bazen de etkiyi azaltırlar. Analizleri farklıdır, etki mekanizmaları üzerinde yapılan deneyler farklıdır; o yüzden bitkisel ilâçlar ayrı bir grup hâlinde incelenirler.

O hâlde ilâç diyebilmemiz için muhakkak kaliteli olması, güvenilir olması ve etkin olması lâzım.

Şimdi şöyle düşünelim; aktardan aldığımız bir otta bunları bulabiliyor muyuz? Hayır. O hâlde ilâç diyemeyiz. Şifalı gıdada ve bunun yanında bir gıda desteğinde de bunları bulamadığımız için ilâç diyemeyiz. Tedavide; bazen kanser, karaciğer bozukluğu vesaire gibi ciddî rahatsızlıklarda kullanılan bitkisel ilâçlar var. Ama otları kaynatıp içmek veya başka ürünlerle bu hastalığı geçirmek yanlış olur, yani kişi kendi sağlığını korumamış olur.

Şimdi şu slaytları görerek üzerinde biraz daha konuşalım.

Isırgan, “urtikapilülüfera” diyoruz. Eğer ısırganın yemeğini yaparsanız bu bir şifalı gıdadır veya çayını içerseniz şifalı bir içecektir, hakikaten şifalıdır. Midenize dokunmuyorsa günde birkaç tane ısırgan çayı içmenin, herhangi bir şekilde bağışıklık sistemi rahatsızlığınız yoksa, hiçbir mahzuru yok.

Üstteki de C vitamini. Ama C vitamini “biofilomonoit” maddelerle daha iyi emilir. Bu bir gıda desteği.

Altındaki de sarımsak hapları. Sarımsak tansiyona etkili, meselâ böbrek bozukluğuna vesaireye dayanmayan ve çok yüksek olmayan, zorlamayan bir tansiyon var ise, yanına bu tarz bir hapı, normal ilâcın yanına bu hapı almak, daha iyi. Ama zaten bunun ilâçları da var, yani bitkisel ilâç olanları da var.

Evet, bu da sarımsak haplarına devam.

Bakın “piore food” diye yazıyor zaten, bir İngiliz, evet.

Evet, bunlar da balık yağı falan, ama bu seriden ürünler.

Bu bir halk ilâcı. Buna “altın otu” diyorlar yanlış olarak veya “ölmez çiçek” diyorlar, o da yanlış. Çünkü, ölmez çiçeği neden yanlış? Anadolu’da çok yetişiyor bunlar, gidin köylüye altın otu deyin, biraz sonra göstereceğim bitkiye götürür sizi. Ölmez çiçek, deyin bakar yüzüne; İngilizcesinden, Fransızcasından ölmez çiçek diye çevrilmiş. Peki ne diyorlar? Buna “kudama çiçeği”, deniyor güneyde, yayla çiçeği deniyor, das çiçeği deniyor. Bizim bilimsel olarak “elikrizm” dediğimiz bir bitki ve böbrek taşı veya böbrek kumu dökmede halk ilâcı olarak çok kullanılıyor. Bazen çözeltisini yapıp yaralara kullanıyorlar, kulak ağrısına kullanıyorlar, ama atalardan gelen bilgiyle. İdrarı artırıyor, idrar artırıcı tesiri yapılmıştır, hakikaten artırıyor, dolayısıyla düşürebiliyor. Hakikaten bu etkileri var, ama henüz ilâç olmadı, halk ilâcı olarak duruyor. Böbrek, kum vesairesi olan kişinin bunun çayını içmesinde bir mahzuru yok, ama esas ilâçlarını bırakıp “ben bunu yayla çiçeğiyle halledeceğim” demesi yanlış olur.

Evet, altın otu dediğinizde bu bitkiyi halk size gösterir. İşin enteresanı, bu  bir eğrelti, bu da taş düşürücü ve idrar artırıcı olarak kullanılıyor, evet.

Bu meşhur sarı kantaron ama, Türkiye’de “StJohns Wort” diye ilk getirdiler. Halk bunu ülserde kullanıyor ve hakikaten yarayı iyi edici etkisini bulduk, var. Evet, ama henüz ilâç olmadı.

Yakından görünüşü çiçeklerinin.

Sarı kantaron diye bir dolu türü var, meselâ 40 kadar türü var Türkiye’de. Bunların kimyasal yapıları da farklı.

Bu, bilyalı kekik denen, baharat olarak da kullandığımız kekik. Bu da halk ilâcı olarak çok kullanılıyor. Mide ağrılarında, yara iyi edici olarak ve hakikaten etkisi var, ama ilâç olmadı, bir halk ilâcı.

Evet, bu da bir başka çeşit.

Türkiye’de gene 40-45 kadar kekik çeşidi var.

Bir de buna dikkatinizi çekeceğim. Kekik diye aldığınızın hepsi aynı değil, değişik kekikler satılıyor piyasada.

Halk ilâçlarını araştırıyoruz ve bütün Anadolu’yu gezerek çok güzel sonuçlar çıkıyor. Yaşlı teyzelerden, ninelerden hep bilgileri aldık.

Evet, Anadolu’da böyle çok değişik yerlere gidiyorsunuz tabiî. Bu bir Şıh, Şeyh Güneydoğu’da. Öyle kolay yanına giremedik, pek çok aracıyla. Tabiî onlardan da bazı bilgileri, nasıl bitkileri kullanıyorlar, hem politik etkileri var, hem sağlıkla ilgili de yardımcı oluyorlar.

Bitkisel ilâçlar değişik tıp sistemlerinde kullanılır. Bunların bir grubu, geleneksel tıp sistemleridir. Yani binlerce yıldır, en azından bazılarının 4 bin yılını biliyoruz, yazılı hâle gelmiş olan sistemler var; Çin tıbbı,  Ayurveda, Yunanî tıp, yani İslâm tıbbının hâlen uygulananı. Buna geleneksel tıp sistemleri diyoruz ve geleneksel tıp sistemlerinin de önemli bir kısmı bitkisel ilâç kullanıyor. Yani, ilâçlarının en azından % 80’i bitkisel ilâç.

Bu Yunanî tıp; Pakistan ve Hindistan’da uygulanan Yunanî tıbba ait bitkisel ilâçlardan örnekler.

Bu, Çin tıbbının ilâçlarından. Ortadaki bir pilül, hap, altın varak kaplı. Çin tıbbı çok zengin bir tıp sistemi, kendine göre felsefesi ve tedavi şekli var.

Bu  meşhur Ginseng. Ginsengin çeşitleri var tabiî.

Kökü...ampulü ve çayı, Kore ginsengi.

Urtigupulus-n, urtiga, yani ısırgan kökleri bitkisel ilâç olarak prostatta kullanılır,. Halk ilâcı olarak böyle bir kullanılışı yok. Prostatın bir ve ikinci fazlarındaki belirtileri gidermek için kullanılır.  

Bitkilerle tedavi, Türkiye’de uygulanması gereken ve yavaş yavaş uygulanmaya başlamış olan, Avrupa tipi fitoterapidir. Avrupa tipi fitoterapide teşhis Ortodoks tıp yöntemiyle yapılır, yani şu an Türkiye’de geçerli olan yöntem. Doktora gidersiniz, kan analizi yapar, gerekiyorsa röntgen çeker, MR vesaire, teşhisi koyar ve  “şu şu şu ilâçları al” der veya ameliyat yapar. Buna biz Ortodoks tıp diyoruz, geleneksel tıp sistemlerinden çok farklıdır, matematik bulgulara dayanır.

Avrupa tipi fitoterapide teşhis Ortodoks tıp sistemidir, ama tedavi bitkisel ilâçlarla yapılır. Yani “drog” dediğimiz bitki kısımları ve bunlardan elde edilen ekstre, yani özütlerle yapılır.

Bitkileri baştan beri söylüyoruz,  zararı yoktur,  tabiattan geldiği için zararlı madde yoktur veya etkileri birleşik bir etkidir diyoruz. İçtiğimiz çaydan bir örnek. Çayda kafein var, uyandırıcıdır bu. Az miktarda da diuretik etkisi vardır. Çok çay içerseniz ne olur? Uykusuz kalırsınız. Hiç zararı olmasa o zaman böyle bir şey olmazdı.

Çayda tanenler vardır. Bu üç tane maddeyi aldım. Tanenlerin kabız etkisi vardır ve zaten hafif ishallerde çay bu yüzden kullanılır. Ya çay olduğu gibi yutulmakta veya kişi koyu çay içer. Hakikaten az miktardaki ishallerde kabız etkisi vardır. Son zamanlarda yapılan araştırmalar da gösterdi ki, antioksidanlar yeşil çayda daha fazla, içtiğimiz kara çayda da var.

Sadece değişen antioksidan miktarıdır. Çayda, daha başka etkiler var, üç farklı etki var. Bu içtiğiniz miktara göre değişebiliyor, en basit kara çay. Bitkisel ilâçları da veya aktardan alıp kaynatıp içtiğiniz veya bir gıda desteği diye alıp kendi başınıza içtiğiniz, tablet tipi vesaire bunları da böyle düşünmeniz lâzım.

Evet, bitkisel ilâçların en basit şekli bitkisel çaylardır.

Çaylar, bakın, bu Romanya’dan, Eski Romanya’dan değişik amaçlarla ve süzen torbalar bir dozu anlatır bize, yani 2 gram civarındadır. Nedir? Onu kullanmak daha iyi tabiî, 2 gram civarında. Siz bir bardak suya bitki kısmını koyduğunuzda, bir dozdur bu.

.Meyan ballı bir pastil, ses kısıklığında kullanılıyor.

Bunlar hep bitkisel ilâç. Neden? İlâç üretim kaidelerine göre yapılıyor. İçinde hangi maddeler ne kadar var biliyoruz dolayısıyla prospektüsünde yazılı olan etkiyi de görüyoruz.

Papatya çok çok iyi bir bitki, çok etkili; ama, şu an bizde piyasada bulunan papatyaların çoğu papatya değil. Bakın bu, ne zaman ilâç oluyor? Bir papatya, ekstresi hâlinde iken papatyanın antienfilemasyona karşı olan, gaza karşı olan, yara iyi edici etkileri bununla görülebiliyor. Kutusuna da baktığınızda hangi madde üzerinden yapıldığını görüyoruz,  miktar tayinini.

Bu, ekinaseya dediğimiz ve hem antienfeksiyoz, yani enfeksiyonlarda, hem de bağışıklık sistemini harekete geçiren son derece iyi bir ilâç, çok iyi bir ilâç. Ancak ekinaseya çayı etkili değil, ama piyasada çayı var, içiliyor. Ekinaseyanın gıda desteği altında satılan çözeltisi ve bazı tabletleri var. Onlarda da bir etki göremeyiz, çünkü son derece düşük dozdur. Muayyen dozda kullanıldığı zaman çok etkili.

Alıç bitkisi tansiyonda, damar hastalıklarında etkili bir ilâcı verir, ama bakın “enjektable”, yani ampulü de var. O kadar güvenilir bir ilâçtır alıç ekstresi.

Bu sinirlilik, uykusuzlukta kullanılan valerian. Bakın, hepsi ilâç formlarında, valerian ve melissa karışımı bir draje.

Bu prostatta yine kullanılan, sabadilla denen bir bitkiden elde edilen bir ilâç.

Bu çok bildiğimiz bir bitkiden, at kestanesi. At kestanesi ekstresi damar hastalıklarında kullanılır, bitkisel ilâç. Ama at kestanesini kaynatıp içemezsiniz, o zaman ilâç değil.

Bu, tebokanın çok kullanılan atası, tebonin; Almanya’da bulunan. Yaşlılıkta kullanılıyor, biliyorsunuz alzaymıra kadar kullanılıyor,  damar sistemine etkili.

Bakın, Almanya’dan bir grup ilâç. Bunların bir kısmı soğuk algınlığında, bir kısmı idrar yolları hastalıklarında, ama hepsinde, içinde ne var belli.

Evet, İngiltere’den, bunlar da bitkisel ilâç; tabletler, kapsüller.

Yani, aklınıza gelen her ilâç formunda bitkisel ilâç bulunur ve bunlar bizim sistemlerimizi uydurmaya çalıştığımız Avrupa’daki eczacılık sağlık sistemine öncelikle uydurulacaktır, anlaşma böyledir. Meselâ eczacılık fakülteleri 5 yıla çıkartılıyor şimdi, Avrupa’da bu şekilde diye, eğitimler buna göre düzenleniyor. Sağlıkta da bir eczane, bakın bu eczanede homeopati ve fitoterapi ilâçları da bulunuyor ve yapılıyor.

Eczaneye girdiğinizde böyle ilâçları görüyorsunuz. Ve işte sinirlilik, uykusuzluk vesairede kullanılan bitkisel ilâçlar; biri valerian, biri alıç, biri şerbetçi otu.

Bizdeki -çok uzun göstermiyorum, sadece hatırlatmak için- bitkilerle tedavinin yapıldığı yerler, halkımızın çoğunlukla gidip aldığı.

Evet, şimdi burada papatya diye satılan ve büyük bir kısmı hâlâ bu şekilde bir bitki. Bu maalesef papatya değil, zehirli bir bitki, “senekyo” dediğimiz, zehirli bir bitki. Bunu alıp çocuğuna verdiği zaman, bebeğine gaz sancısına, ne olabilir düşünün ve maalesef bunun hiçbir kontrolü yok.

Evet, bu da bu tip yerlerden birinde yazılan bir reçete, bunu çok göreceğiz. Bir damla zeytinyağı, sol üstteki eşek hıyarı, cirtatan vesaire denen bitkinin usaresi, sinüzitte kullanılıyor. Sağ tarafta da “helloborus”, dana bağırtan denen bitkinin kökleri. Enfiye gibi, son derece muharriş. Tabiî biz aldık, analiz edip bulduk. Buruna damlatılıyor, buruna çekip; gayet rahat reçetesini yapıp veriyor, insanlar da kullanıyor. Yanlış tabiî bu.

Bakın bu da bir reçete, saç dökülmesine karşı ciddî bir reçete. Bakalım kim yazmış? Berber!... Tabiî bunlar çok, bizde daha çok var bu tip şeyler. Başta söylediklerimin delili bunlar, evet herkes kendine göre bir şey yapıyor.

Peki, aktarlar yurt dışında nasıl?

Bu Japonya’da.

Evet, bir de Avrupa’dan görelim, Fransa’da aktar tipi.  Fransa’da  eczacılık kuvvetli ve 25-30 kadar doğru, ancak bu tip mağazalar satıyor, gerisi eczanelerde ilâç olarak.

İsviçre’de; drogeriler var. Bunlar geleneksel müesseseler olduğu için henüz devam ediyor.

Evet, Almanya’daki eczanelerden vitrinde sarımsak hapları tanıtımı. Evet, sarımsak çok iyi bir ilâçtır.

İsviçre’de bir eczahane, arkada tarihî belki, ama bitkisel de hem önde hem arkadakilerde görünüyor.

Evet, yıllar önce bu tip şey önlenmişti ve bir mevzuat hâlâ geçerli. 84’lü yıllarda ve gazetelerde bu başlık çıkmıştı: “Aktar ve Baharatçılar Eczacılık Yapamayacak.”  Şimdi iş ilerledi, hem eczacılık hem hekimlik yapıyorlar. Yani gidiyorsunuz, hastalığınızı söylüyorsunuz, bir iki soruyor, ona göre... Ben aktarlara karşı değilim, ama herkesin kendi işini yapması lâzım. Tabiî sadece onlar kabahatli değil, esas kabahatli olan Sağlık Bakanlığı. Eczanelere geleceğim birazdan, mevzuatı hazırlandı ve böyle şeyler de çıkıyor dergilerde; çünkü iş o hâle geldi “beni Türk aktarlarına emanet ediniz”diye.

Peki, ne olmalı?

Bitkilerle tedavide bir kere hekimlerimizin bitkisel ilâçları bilmesi lâzım. Çok enteresandır, hiçbir tıp fakültesinde fitoterapi, bitkilerle tedavi veya diğer tıp sistemleri okutulmuyor maalesef; bunun olması lâzım. Eczanelerde, bir süre sonra tıbbî olan, yani eczacılık kaidelerine göre üretilmiş çayları ve bitkileri bulacaksınız.

Böyle olduğu zaman, devam ettiği takdirde bu işi, zaten bunun eğitimi sadece eczacılıkta vardır, eczahanelerde de bulacaksınız. Yani, hekim-eczacı-hasta zincirinin kurulması gerekli.

Peki, neden başkaları yapmamalı?

Bir kere eğitim şart çünkü sağlıkla oynanıyor. En basit bir papatya yanlış verildiği zaman zehirleme yapabilir. Bir eczacının bunu yapması mümkün değil çünkü tanıyor ve eğitimini de görüyor. Bunun gibi çok örnek var.

Kalite bakımından, veren kişinin eğitimi olması lâzım ve sizin sağlığınız için kullandığınız şeyin kaliteli olması lâzım. Çay bile olsa, bu çayın uygun, sağlıklı şartlarda hazırlanması lâzım. Çuvallarda duran, nasıl geldiği ve üzerine neler döküldüğü, hangi haşaratın veya dört ayaklıların gezdiğini bilmediğimiz bir otu alıp nasıl kullanıyoruz, bunu ben hep merak ederim. Aldığınızda bir etki görmeniz lâzım; o etkiyi ya göreceksiniz ya görmeyeceksiniz, içindeki belli değil ki.

O yüzden biraz daha sabır diyoruz. Belki  sorular da çıkacak ama, bir-iki önemli tavsiyem daha var,  çünkü çok geliyor o sorular. Bağışıklık sistemini harekete geçiren ısırgan vesaire gibi bitkileri sağlıklı iseniz alınız. Yani, kanser veya kanser sonrası tedavi görmüş birinin, kendi başına bağışıklık sistemini harekete geçiren bir bitkiyi kullanması doğru değil. Çünkü, bazı kanser vakalarında bağışıklık sistemi yayılmasın diye baskı altına alınır. Siz hem bazı ilâçlarla baskı altına alacaksınız, bir yandan da ısırgan içeceksiniz; yanlış bir şey. Yani bir ısırganı bir de bu tip hastalar içerken sormalılar. Bize geliyorlar, biz fotokopi veriyoruz, hekimine götürüyor, hekimi tamam derse içiyor.

Efendim, biz hep konuşmalarımızı, burada olan talebelerim var, böyle sonunu biraz manzara, güzel resimlerle bitiririz. Çünkü farkındayım ki bazı hayallerinizi yıktım.

.

SORU-CEVAP BÖLÜMÜNDEN 

Biliyorsunuz bir ara televizyonda ısırgancı çıkmıştı. Üçüncüye beni de çağırmışlardı. Orada da söyledim; ısırganın kansere karşı hiçbir etkisi yok. Ama televizyonlarda böyle söylettiler günlerce. Isırgan çok ucuz ve son on yıldır yapılan yeni araştırmalarla, bağışıklık sistemine iyi etki yapan maddeler bulundu. O yüzden, hekimler bunu bilmez, ama yayını görür ise ona bakıp karar veriyor. Baskı altına alınmayacak bir kanser vakası ise, yani bağışıklık sistemi harekete geçirilecek bir kanser vakası ise, ısırgan kullanılabilir. Ballı değil, en kolay çay hâlinde.

------------------------------

Aloe Vera, onu da söyleyeyim, çünkü orada çok kişinin parası gidiyor. Aloe Vera’nın tanıtımlarında olan iki-üç etkisinin dışında hiçbiri doğru değil, hepsi yanıltma ve bir promosyon. Hangi etkisi doğru? Aloe Vera’nın ispatlanan etkileri, cilt üzerine olan etkileridir ve yaraların iyileşmesini hızlandırıcı etkileridir, yani Aloe Vera jel. Diğerlerinin hepsi abartılmış. Enerji belki verebilir, ama sürekli kullananlarda yan etki görünüyor. Bir şişesi 27 Euro falan, o yüzden lütfen paranızı kaptırmayın, cildinize sürün.

Aloevera bir saadet zinciri gibi çalışıyor. Maalesef bazı eczacılar, bazı hekimler de var bu zincirin içinde. Ona bir diyeceğim yok, çünkü her satıştan para alıyorlar.

-----------------------

Üç ay önce böyle yayınımsı bir şey yapıldı. Yayının yanlış olduğu tekrar gösterildi, hem firma hem bilim adamları tarafından. Yalnız tebokanda şu var: Tebokan kendi başınıza alacağınız bir ilâç değil. Yani, “ben çok dalgın oldum, biraz tebokan kürü yapayım.” Hayır, bir hekim genel durumunuzu inceler ve “siz tebokan kullanacaksınız” derse, tamam. Devamlı kullanılabilir, bir yan etkisi yok, çok düşük.
 
Prof Dr Ekrem Sezik
Naturel Ankara 2004
 
Diğer yazılar
Şifalı Bitkiler
SİYAH ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ
ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ
ZENCEFİL
GİNSENG
KETEN TOHUMUNDAN YARARLANIN
Bitkisel İlaçlar Nedir, Ne Değildir?
ŞİFALI BİTKİLER
St JOHN'S WORT (Sarı Kantaron - Binbirdelik Otu)
SENTETİK İLAÇLARA ALTERNATİF, ŞİFALI BİTKİLER...
SAW PALMETTO (cüce palmiye)
SARMISAK
PANİK ATAĞA KAVA
KAVA KAVA
HER GÜN ÇAYIN YENİ BİR FAYDASI KEŞFEDİLİYOR
GÜMÜŞİ IHLAMUR
GINSENG
GINKGO ( mabet ağacı, fosil ağacı, Japon eriği )
EKINASEA
BAHÇENİZDEKİ YAŞAM PINARLARI: PAPATYA
BAHARTÇILAR ECZANE GİBİ...
 
Bu bölümde 3 sayfada görüntülenen 53 adet yazı var
3 sayfanın 1. sayfasını görüntülemektesiniz
 İLERİ

FESTIVA A.Ş:
Prof Dr Bülent Tarcan Caddesi Vefa Apt, No.6, Kat 6, Daire 17 Gayrettepe 34394 ISTANBUL
info@webnaturel.com
WebNaturel, 10 Ekim 2002'den beri 7342032 kez ziyaret edilmiştir
Tasarım ve Veritabanı Uygulaması CEMSA.NET
Güvenlik & Derleme : EFES TECHNOLOGy

    Şifalı Bitkiler
    Yazılar
    Terminoloji
    Şifalı Taşlar
   


NATUREL Festivali
15inci Yılında!

20-23 Kasım
Askeri Müze
Harbiye Kültür Sitesi
İSTANBUL

5-7 Aralık
E.Ü. Atatürk
Kültür Merkezi
İZMİR