KUŞ GRİBİ (Avian Influenza)

Avian influenza, halk arasında tavuk vebası veya kuş gribi olarak da bilinen, influenza A grubu virüslerin sebep olduğu, kanatlı hayvanlarda solunum ve sinir sistemine ait belirtilerle birlikte, yüksek hızla seyreden bulaşıcı ve ölümcül bir hastalıktır. Kuş gribinin 15 ayrı çeşidi var. Alarma yol açan ve Türkiye`de de tespit edilmiş olan ölümcül kuş gribi virüsü H5N1 ailesinden gelen virüs.

Halen ülkemizin 10 değişik yöresinde kanatlılarda görülen kuş gribi salgını ile bağlantılı, Doğubeyazıt, Ankara, Kastamonu, Çorum, Samsun, Sıvas ve Van’da kanatlılardan insana bulaşmış, laboratuvar testleri ile kanıtlanan
ve 2si ölümle sonuçlanan 15 kuş gribi virüsü vakası tespit edilmiş bulunuyor. Bugüne kadar teşhis edilen tüm vakaların hasta kanatlılarla doğrudan temas yoluyla virüs kaptığı belirlenmiştir. Halen Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte acil önlemler ve itlaf çalışmaları yürütülerek bu sayının artmamasına çalışılmakta.

Kuş gribi, 100 yıl önce ilk olarak İtalya’da tanımlanan ve dünyanın değişik yerlerinde de zaman zaman epidemiler şeklinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastalığın doğal saklayıcısının göçmen su kuşları -özellikle yaban ördekleri- olduğu belirtilmektedir. Virüsün saklayıcıları enfeksiyona dirençlidir; ancak, diğer kuşlar duyarlıdır. Evcil kanatlı hayvanlardan tavuklar ve hindiler hastalığa oldukça duyarlı olup hastalık bu hayvanlarda hızlı ölümlerle seyreden salgınlar şeklinde ortaya çıkmaktadır. Yabani kuş türlerinde ve domuzlarda bile enfeksiyon bildirilmiştir.

Enfekte kuşların salya, burun akıntısı ve dışkılarıyla doğrudan veya bu salgılarla kirletilen materyalle temas eden evcil kanatlı hayvanlar ise hastalığa yakalanabilir. Hastalık bu hayvanlar arasında hızla yayılır
ve bütün sürünün ölümüyle sonuçlanabilir. Hastalığın kanatlılardaki kuluçka süresi genel olarak 3-5 gündür. Bu sürenin, daha kısa olabileceği gibi 7 günü bulabileceği de ifade edilmektedir.

Virüsün hava yolu ile taşınması birkaç kilometre ile sınırlıdır. Ayrıca, hastalık böcekler, kan emici sinekler ve kemiriciler vasıtasıyla, enfekte hayvanlardan duyarlı olan hayvanlara mekanik olarak bulaşabilmektedir.
Hastalığın hayvandan hayvana bulaşması çok rastlanan bulaşma şeklidir. Dikey bulaşma, yani tavuktan yumurta yoluyla civcive geçiş ile ilgili kesin bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak enfekte hayvanlardan elde edilen yumurtaların kabuklarında etkenin varlığı belirlenmiştir.

Hayatta kalabilen enfekte kuşlar dışkı ve ağız salgılarıyla en az 10 gün süreyle virüsü çıkarırlar. Bu durum, hayvan satışları ve göçmen kuşlar vasıtasıyla virüsün yayılmasına kaynak teşkil etmektedir.

H5N1 yüksek salgın hastalığın kaynağıdır. Bunların yanı sıra, virüsün 56 °C’de 3 saatte veya 60 °C’de 30 dakikada öldüğü, Formalin ve iyot bileşiklerine de duyarlı olduğunun belirtildiği, ayrıca, kontamine gübrede
düşük ısılarda en az 3 ay canlı kalabilirken, suda 22 °C’de 4 gün, 0 °C’de ise 30 gün canlılığını sürdürebildiği de bilinmelidir.

Kuş gribi, hasta ve hastalıktan ölmüş hayvanlarla yakın temas halindeki insanlara bulaşabilir. Bu hayvanların gözyaşı, burun akıntısı, boğaz akıntısı veya dışkısıyla temas edenler de hastalığa yakalanabilir. Ayrıca bu atıklarla kirlenen yüzeylerle temas etmek ya da havayı solumak da hastalığı insanlara bulaştırabilir. Virüs insana geçtikten 2-4 gün sonra hastalık ortaya çıkar. Ateş, halsizlik, boğaz ağrısı, öksürük, solunum güçlüğü ve zatürre gibi solunum sistemine ait belirtiler görülür. Ender de olsa karın ağrısı ve ishale de rastlanabilir.

Virüsün bulaştığı kişiler, zamanında teşhis edilip tedaviye başlansa bile ölüm riski yüzde 58`i buluyor. Kuş gribi için henüz kesin sonuç veren bir aşı yok. Fakat kuş gribinin H5N1 türüne koruma sağlayan aşı prototipleri üretilmeye başlandı. Oseltamivir ve zanamivir etken maddeli iki ilaç, piyasadaki isimleriyle `Tamiflu` ve `Relenza`, kuş gribi virüsüne karşı etkili. Her iki antiviral ilacın ilk 48 saatte kullanılmasının yaşamsal önemi var.

Hastalığın insandan insana bulaşma ihtimalini doğrulayacak resmen açıklanmış ya da kanıtlanmış bilimsel bir veri yok. Ancak virüsün mutasyona uğrayıp bir salgına yol açmasından korkuluyor.

Şimdiki salgından bu kadar korkulmasının nedeni nedir?

Halk sağlığı merkezlerinin, daha önce benzeri görülmemiş bu salgından tedirgin olmalarının birkaç nedeni vardır. Bunlardan ilki, Asya’da görülen salgınların en sık sebebinin - ama hepsinden sorumlu değil- ağır patojen H5N1 suşunun olmasıdır. Bu suş, türler arasında geçiş yapabildiği ve diğer türlerde de ağır enfeksiyona neden olabildiği için insanlara bulaşabileceği ve insan ölümlerine neden olabileceği içindir.

İkinci. ve belki daha da önemli bir başka nokta, mevcut durumun insanlarda pandemi yaratabilecek diğer bir influenza salgınına yol açabilme ihtimalidir. Kuş ve insan influenza virüslerinin, aynı anda her iki virüs tipi tarafından enfekte olmuş bir kişinin vücudunda gen exchange işlemini yapabildikleri bilim adamları tarafından bilinmektedir. Bu durum insan vücudu içinde daha önce bağışıklık kazanılmamış yeni virüs alt gruplarının doğmasına yol açabilir. Bu, şu anda kullanılmakta olan ve her yıl dolaşmakta olan virüslere karşı geliştirilen ve epidemi mevsimlerinde insanları hastalıktan koruyan aşıların etkisiz olduğu, tamamiyle yeni virüslerin ortaya çıkması anlamını taşımaktadır.

Yeni oluşacak virüs genomunda yeterli miktarda insan geni olursa hastalığın bulaşması yalnızca kuşlardan insanlara olmakla kalmayacak, virüs insandan insana da rahatlıkla bulaşabilecektir. Bu olursa yeni bir influenza pandemisinin gelişimi de tetiklenmiş olacaktır. Asıl korkulacak nokta insandan insana geçişle başlayacak bu salgının yüksek ölüm oranlarıyla seyredebileceği ihtimalidir. Bu durum 1918-1919 yılları arasında açığa çıkan ve tamamiyle yeni bir virüs tipi ile gelişen influenza salgınındaki hale benzeyebilir. Hastalık 4-6 ayda tüm dünyaya yayılmış ve takip eden 2 yıl boyunca tekrarlayan hastalık dalgalarıyla tüm dünyada yaklaşık 40- 50 milyon insanın ölümüne neden olmuştu.

Bir pandemi önlenebilir mi?

Kimse kesin olarak bilmiyor. İnfluenza virüsleri yüksek derecede kararsızdır ve davranışları bu konuda herhangi bir tahmini mümkün kılmamaktadır. Buna rağmen Dünya Sağlık Örgütü bu konuda iyimser kalarak, eğer doğru
hamleler hızlı bir şekilde yapılırsa bir influenza pandemisinin önlenebileceğini düşünmektedir. Bu DSÖ’nün şu anda en önde gelen hedefidir.

İlk öncelik ve ana savunma hattı insanların en büyük virüs rezervuarlarına yani enfekte kümes hayvanlarına maruziyet olasılıklarını azaltmak olmalıdır. Bu da kümes hayvanları arasındaki salgınların hızlı bir şekilde saptanması ve tüm enfekte kümes hayvanı stoklarının yok edilerek leşlerinin de uygun bir şekilde uzaklaştırılması dahil olmak üzere acil kontrol önlemlerinin alınması ile mümkün olmaktadır.

Eldeki tüm veriler kümes hayvanları arasında yüksek derecede patojen H5N1 kuş influenza salgınları yaygın olduğu zaman, insanlara bulaşma riskinin de artmış olduğunu göstermektedir. İnsan infeksiyonlarının sayısı
arttıkça yeni bir virüs subtipinin ortaya çıkma ve bir influenza pandemisi tetikleme riski de artmaktadır. Kümes hayvanlarında yaygın enfeksiyon ve artmış insan enfeksiyonu arasındaki ilişki şu anda Asya`da gösterilmektedir. Şu ana kadar gösterilmiş insan olguları ve ölümlerine çok yaygın kümes hayvanı salgınları eşlik etmiştir.

DSÖ durumun aciliyetini belirterek hayvan ve tarım sektörlerinde hızlı davranılması üzerinde vurgu yapmaktadır. Örneğin 1997’de Hong Kong’da tüm kuş populasyonunun -tahminen 1.5 milyon tavuk ve diğer kuş- ortadan kaldırılması 3 gün içinde gerçekleştirilmiştir. Yine 2003’de Hollanda`da 100 milyon kuşun yaklaşık 30 milyonu bir hafta içinde imha edilmiştir. Her iki durumda da alınan hızlı önlemlerin insanlarda kuş gribi pandemisini önlemiş olduğu düşünülmektedir. Aynı hızlı önlemlerin ülkemizde de alınması hayati önem taşımaktadır.

En çok sorulan soru

En çok merak edilen konu olan “tavuk ve yumurta yiyebilir miyiz?” sorusuna yetkililerin verdiği cevap ise şöyle:

“Evet. İyi pişmiş, kesim, temizleme, hazırlık aşamalarında enfeksiyon bulaşma riski olmayan kümes hayvanları rahatlıkla yenebilir. Hastalık görülen bölgelerdeki hayvanlar ise asla yenmemeli. Yumurtaların kabuğu sabunlu suyla yıkanmalı ve 70 derecede en az 5 dakika pişirildikten sonra yenmeli.” Burada kastediken 70 derece, pişirilen et veya yumurtanın iç ısısının en az 70 dereceye gelmesidir ki uzmanlar bunun kaynatmak demek olduğunu belirtmişlerdir.

Bu yazı aşağıdaki kaynaklardan derlenmiştir:

Dünya Sağlık Örgütü / / Hacettepe Üniversitesi / T.C. Sağlık Bakanlığı
10 Ocak 2006

Kuş gribi için danışma adresleri

Kuş gribiyle ilgili bilgi almak için, bulunduğunuz ilin Sağlık İl Müdürlüğüne başvurabilir, 184`ü arayabilir veya aşağıdaki linklerden yararlanabilirsiniz:

www.saglik.gov.tr (T.C. Sağlık Bakanlığı)

http://www.hacettepe.org.tr/haberdetay.aspx?id=43
(Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri)

http://www.ttb.org.tr/data/kisa_haber/ekim05/kus.php
(Türk Tabipler Birliği)

http://www.rshm.saglik.gov.tr/kus_gribi.htm
(Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi)

http://www.who.int/mediacentre/factsheets/avian_influenza/en/
(Dünya Sağlık Örgütü)

Sitemize Reklam Verin
Sitemize reklam vermek için
0 212 275 66 00
numaralı telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz.
MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLUN