NEDEN ALTERNATİF TIP

Tamamlayıcı ve alternatif tıp son derece kararlı ve tutarlı bir şekilde yükselen bir trend izliyor. Dünyanın dört bir yanında her yıl bitkisel ilaçlara milyarlar harcanıyor. Yalnızca ABD'de son 10 yılda tamamlayıcı ve alternatif tıbba harcanan para ikiye katlandı. Amerikalılar hastalandıkları zaman aile doktorlarından çok alternatif terapiste görünmeyi tercih ediyor. İngiltere'de yetişkin nüfusun yarısı alternatif terapiye başvurduğunu itiraf ediyor. Doktorlar giderek daha yoğun bir şekilde hastalarına alternatif tedavi öneriyor.

Peki, niçin? Tamamlayıcı ve alternatif tıp (Türkçe kısaltılmışı TAT, İngilizcesi Complementary and Alternative Medicine -CAM) alanına giren tedavi yöntemleri bugüne dek hiçbir bilimsel çalışmada kendini kanıtlamayı başaramadı. Bu arada homeopati (benzeri ile tedavi usulü) doğrudan dünyayı algılayış şeklimizi sorguluyor.

Eğer bilim mutlak doğruyu gösteriyorsa bu tedavi şekillerinin tümü yararsız demektir. TAT belki de tüm dünyayı etkisi altına alan bir moda; belki de kitleleri esir alan bir isteri. Milyonlarca insan iğnelerin, köklerin ve rengarenk bitki özlerinin sırt ağrılarını, kronik yorgunluklarını ve konvansiyonel tıbbın tedavi edemediği diğer hastalıklarını iyileştireceği umudunu taşımakta. Belki de olay bu kadar basit değil; bazı TAT teknikleri insanları gerçekten iyileştirmekte ve bilim bunu açıklamakta zorlanmaktadır.

Farklı felsefeler birbirinden yararlanabilir

TAT olarak sınıflandıralan terapiler çok ve çeşitlidir. Tamamlayıcı terapi, kabaca, konvansiyonel tıbba paralel olarak yürütülen yepyeni yöntemlerdir. Örnek olarak bitkisel terapi, osteopati ve akapunktur gösterilebilir. Oysa alternatif terapi, klasik tıptan çok farklı bir felsefeye sahiptir ve konvansiyonel tıbbın yanında değil, onun yerine uygulanır. Bu kategoriye geleneksel Çin tıbbı ve Ayurveda girer. Ancak gerçek yaşamda konvansiyonel ve konvansiyonel olmayan tıp arasındaki sınır o kadar kesin değildir ve farklı felsefeler başarılı bir şekilde birbiriyle karıştırılabilir.

Peki, insanlar niçin bu terapilerden medet umuyor? Konvansiyonel tıbbın çaresiz kaldığı durumlarda bazıları bu yola başvurur. Ancak TAT'ın bu denli yaygın olmasının nedeni yalnızca klasik tıbbın yol açtığı düş kırıklığı değildir; çok daha güçlü bazı etmenler söz konusudur. Pek çok hasta 'doğallık' özelliğine öncelik tanırken, bazıları da hastalıklarının tedavisinde kontrolun kendi ellerinde olmasını arzular. Kimileri ise tedavinin ruhsal boyutundan etkilenir, kimisi varolan tüm seçenekleri denemek adına 'sağlık için alışveriş' olanağından yararlanmak ister. Gazete, dergi ve internetteki sağlık sayfalarının bombardımanı altında kalan kamuoyu, tedavi seçeneklerinin bu denli bol olduğu bir ortamda aile doktorunun tavsiyelerine bağlı kalmak istemez.

Tıp doktorları da uyguluyor

TAT'ı kim uygular? Bu kadar değişik terapinin söz konusu olduğu bir ortamda genelleme yapmak zordur, ancak dünya genelinde yapılan bir araştırma tipik bir TAT uygulayıcısının varsıl, daha çok kadın, genç, eğitimli ve saygın bir mesleği olan kişilerden oluştuğunu ortaya koyuyor. Bu kişiler çoğunlukla orta kiloda olup, egzersize önem verirler, risk sınırına yakın düzeyde alkol kullanırlar. Maceradan çok mantık kurallarının ağır bastığı bir yaşamı tercih ederler. Sonuçta bu insanların aralarında doktorların bulunması artık kimseyi şaşırtmıyor.

Terapistler doktorlardan daha çok zaman ayırıyor

TAT terapilerinde akıl ve vücut arasındaki bağlantı çok önemlidir. Çoğunlukla fiziksel hastalıkların psikolojik ve duygusal boyutunu gözardı eden doktorlar, zaten 7 dakikalık bir muayene sırasında hastayı her boyutuyla inceleyemezler. TAT seanslarında ise terapistler hastalarına çok daha uzun zaman ayırma şansına sahiptir.

TAT'ı küçümseyenler genellikle tedavinin moral pompalamaktan başka bir işe yaramadığını söylerler. Oysa bu, TAT'ı hafife almaktan başka bir şey değildir. TAT uzmanı, hastalığın alternatif modelini kafasında zaten çizmiştir. Tanı aşamasında klasik tıp aciz kaldığında, Çin tıbbı soruna çözüm getirebilir. Kaldı ki tanı konulduğu zaman tedavi otomatik olarak devreye girer.

ABD 90 milyon dolarlık fon ayırıyor

TAT giderek popülerite kazandığı için, bu konuda bilgi edinmek isteyenlerin de sayısı artıyor. Örneğin Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü, Ulusal Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Merkezi'ne yılda 90 milyon dolarlık fon ayırıyor. Merkezin ilgi alanı epeyce geniş. Bitkisel terapi gibi kabul gören terapilerin yanı sıra, 'öncü tıp' denilen alanla da ilgileniyor. Burada belirleyici olan, halkın belirli bir terapiye ilgi duyması ve uygulaması.

TAT üzerine yapılan araştırmalarda güvenlik ön planda geliyor. Eğer insanlar bu yöntemleri kullanacaklarsa güvenli olduğundan emin olmalılar. Ancak insanların yanıtlanmasını istedikleri en önemli soru şu: "TAT terapileri işe yarıyor mu?'' Bilimsel çalışmalar bu konuda kesin bir yanıt veremiyor; daha doğrusu yanıtlar parça parça. Ne var ki bu doğrultudaki çalışmalar, konvansiyonel tıp alanında araştırmalarını sürdüren bilim adamları için sürprizlerle dolu bir bilmece. Klasik tedavilerin tek seçenek olduğunu iddia eden doktor grubu, modern klinik araştırmalara özgü temel öngörülerin, TAT için geçerli olmadığı kanısında. Fakat kamuoyunun alternatif tıbba duyduğu ilginin boyutları nedeniyle, bu grup görüşlerini revizyondan geçirmek zorunda kalıyor.

Klinik araştırmaların altın kuralı alternatif terapide geçerli mi? Bu kural deneylerde plasebo kontrollu çifte sağlamanın gerekliliği ile ilgilidir. Bir ilaç şirketi yeni bir ilaç ürettiği zaman deneklerin yarısına ilacın kendisi, diğer yarısına da ilaca benzer etkisiz bir madde verilir. Doktorlara bile kimin gerçek, kimin sahte ilacı kullandığı söylenmez. Araştırmacıların bu yöntemi kullanmalarının nedeni plasebonun kendi çapında iyileştirici etkisinin olmasıdır. Araştırmalarda hedef, iyileşme olgusunu sağlayan biyokimyasal maddeleri ortaya çıkartmaktır. Bilim adamları son günlerde akapukturun da buna benzer biyokimyasal etkiler yaptığını ortaya çıkarttı. Peki bu keşif akapunktur için ne anlama gelmektedir? Alternatif tıp alanında deney yöntemlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerekecek mi?

Klinik bilimde plasebo etkisini uyandıran tek unsur ilaç görünümündeki sahte ilaçtır, çünkü bilimsel olarak hastayı iyileştirenin doktor değil, ilaç olduğu kabul edilmiştir. Ancak artık biliyoruz ki doktorun davranış şekli de iyileşme sürecinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Dostça davranan, bilgi veren ve inandırma yeteneği yüksek bir doktorun iyileşmeyi hızlandırdığı artık biliniyor. Bu etki TAT uygulamasında iyice belirgindir, çünkü terapistin hasta ile kuracağı iletişim tedavinin temelini oluşturur. Bütün bu unsurlar nüans gibi görünse de, bir terapinin yararlı olup olmaması bu unsurlara bağlıdır.

TAT konusundaki bu çalışmalar, günümüzün konvansiyonel tıbbının farmakoloji, vücut veya iyileştirme konusunda son sözü söylemediğini net bir şekilde ortaya koyuyor. TAT üzerinde sürdürülen araştırmalardan elde ettiğimiz bilgiler, tıp hakkındaki düşüncelerimizde büyük değişikliklere yol açacak boyuttadır.

TAT'ın tek yararı bu değildir. Klinik tıp nosyonu, konvansiyonel iyileştirme yöntemlerinin odak noktasıdır. Ancak bu nosyonun yol açtığı ikinci ve daha az önemli çağrışımı da gözardı etmemek gerekiyor. Bugün modern tıp çok steril, çok bilimsel ve ne yazık ki çok katıdır; hastayı devre dışı bırakır, hatta dışlar. Eğer tamamlayıcı tıp insanı ait olduğu yere oturtursa, herkes bu yaklaşımdan yarar sağlayacaktır.

Sitemize Reklam Verin
Sitemize reklam vermek için
0 212 275 66 00
numaralı telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz.
MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLUN