RENKLERİN HAYATIMIZDAKİ ROLÜ

?Bir öğle vakti yemyeşil çimlerle kaplı bir tepenin zirvesinde oturduğunuzu hayal edin. Çevrenizde sayısız tepeler var. Alçak, yüksek her boydan. Hepsi de demet demet ağaçlarla süslenmiş. Gün ışığında parıldayan yaprakların arasında esen hafif rüzgar, kulaklarınıza bir şeyler fısıldıyor sanki. Gökyüzü masmavi.Yine de bembeyaz bulutlar zaman zaman görünüp kayboluyorlar.Çevreye hakim olan tek güç sessizlik ve huzur. Bunun tadını çıkarıyorsunuz. Tepeler boyunca uzanan hayat dolu ve yemyeşil çayırlar tüm benliğinizi sarıyor sanki. İçinizi mutluluk ve umut hisleri kaplıyor.

 

Hayata teşekkür ediyorsunuz. Güzelliğinizden ve basit mutluluklardan dolayı şükran dolusunuz. Nereye baksanız uyum ve denge görüyorsunuz. Bu da kendinizi emniyette hissetmenize yol açıyor. Hayatın getirdiği zorluklara hiç aldırmamaya karar veriyorsunuz. Zaten her şeyin yolunda gideceğine olan inancınız size yetip de artıyor.?

 

Hayatımızın her safhasında kullandığımız renkler, gerçekten bizi böylesine rahatlatıcı bir özelliğe sahip olabilir mi? Bu konu üzerinde çok fazla bilgi ya da araştırma yok. Ancak renklerin insanlar üzerindeki etkisini ele almış bir kaç araştırma, kitap ve bir iki yayın var. Bunlardan biri; Psikiyatrist Howard ve Dorothy Sun çiftinin yazmış olduğu "Renginizi Tanıyın" adlı kitap. Bu kitap, renklerin insan üzerinde bıraktığı etkilerden, seçtiğimiz ya da kullandığımız renklerle yapılan karakter çözümlemelerinden bahsediyor ve de psikolojimizi dengeleme amacıyla çeşitli renkleri kullanarak meditasyon örnekleri sunuyor. Sun çifti bu kitabı oluşturma sürecini geçen yıllar içinde yaptıkları tedavi amaçlı çalışmaları sonucunda hazırlamışlar. Öte yandan bilimsel açıdan renklerin hayatımız hakkındaki olumluluğu üzerine görüşlerini vurgulayan bir başka kişi "Renkler ve Kişiliğiniz" adlı kitabı yazan Sayın Psikolog Süreyya Çoşkuner'dir.

 

Renkler, hayata gözlerimizi açtığımız ilk andan itibaren bizimle birlikte varolan bir kavram. Nereye gidersek gidelim önümüzde, ardımızda, her yanımızda ve de her yerde daima olan kaçınılmaz bir gerçeklik... Evde dinlenirken durduğumuz kanepeler, işte çalıştığımız masalar, her gün bindiğimiz arabalar ya da dolaşmak amacıyla çıktığımız sokaklarda; sıra sıra dizilmiş lambalar, çiçekler, böcekler, ağaçlar, masmavi deniz ve gökyüzü ve daha saymakla bitmeyen bir çok şey.. Hepsi bize, size, hepimize ait renksel değerlerden oluşmuş dünyamız. Peki bizi böylesine sarıp sarmalayan 'Renk nedir?

Sözlük anlamıyla Renk:

"Cisimlerden yansıyan ışık ışınlarının farklı dalga boylamda olması nedeniyle gözde oluşan duyumlardan her biridir ve rengin değerlendirilmesi fiziksel, fizyolojik ve psikolojik süreçlerin karmaşık eşgüdümü üzerine temellendirilmiştir. Uyarının yani göze ulaşan tayf bileşimi, fizik tarafından çözümlenir. Fizyolog gözün yapışım ve sinir uyarımına dönüşen dalga boyu ve yoğunluktaki ışınımların etkisini inceler. Psikiyatrist ise, bu fiziksel ve psikolojik süreçlerin sonunda gösterdiğimiz tepkileri incelemekte uzmanlaşmıştır." Tarihsel süreci ise, Fr. filozof Rene Descarts (1596- 1650) 'in "gökkuşağını, havadaki yağmur damlacıklarının beyaz renkli güneş ışığım renklere ayırmasın!" keşfetmesiyle başlar. Işığın renklere ayrışmasının netlik kazanması ise, 17. yüzyılda Sir İsaac Newton'un yaptığı deney ile ger çekledir. Newton'un yaptığı bu deney, bir güneş ışığı demetini üçgen kesitli cam prizmadan geçirip bir ekranın üzerine düşürür. Böylece gökkuşağının tüm renklerini içeren ışık ya da ışık tayfı adı verilen bir kuşak oluşturur. Newton daha sonra ikinci bir deneme daha yapar. Bu deneme ise, renkleri birleştirip yeniden beyaz birer ışık oluşturur, böylelikle beyaz ışığın, değişik renklerdeki ışığın karışımıyla oluştuğu ortaya çıkar.

Başlangıçta "ilk renk sistemleri renksiz ışığın tayfsal olarak renklerin yansımasına dayanır" ve bilimsel açıdan ana renkler kırmızı, yeşil, mavi olmak üzere üçe ayrılır. Siyah ve beyaz bu renklerin çıkarımsal ve de toplamsal değerleri sonucu elde edildiği için bu ana renk kuşağına dahil edilmez.

Günümüzde renk olgusu oldukça gelişmiş durumdadır. Hayatımızın her karesinde rastladığımız renkler, bugün her çeşit alanda karşımıza çıkıyor; Dekorasyon alanında; Çevrenin renklerini belirlemek ve çalışanların daha rahat görmesini ve yorgunlukların azalmasını sağlama amacıyla kullanılıyor. Öte yandan satış oranını yükseltmek amacıyla, reklam panolarının düzenlenmesinde, bilboardlarda, renklerin alıcı üzerindeki etkisinin keşfedilmesinden sonra kullanılmaya başlanılan resim sanatında ve teknolojinin hızla ilerlemesi sonrasında ortaya çıkan fotoğraf dünyasında renklerin kullanımı önem kazanmıştır.

Yaşamımızın her karesinde karşı karşıya kaldığımız renkler olmasaydı dünya nasıl olurdu diye hepimiz düşünmüşüzdür çoğu zaman. Ya da her şeyi siyah beyaz görseydik veyahut saydam olsaydı. Nasıl olurdu? Peki neden renkli görürüz. Bu tam olarak kesinleşmiş bir yargı olmasa da bir çok bilim adamı renkli görmemizin nedenini gözümüzün arkasında bulunan retina sayesinde mümkün olduğu üzerinde duruyor.

 

Yaşanılmış tüm zamanlarda renklere psikolojik anlamlar yüklenmiştir. Bir çoğumuz renklerin üzerimizdeki etkisini kabul ediyor ve yaşamımızı biçimlendirmek söz konusu olduğunda uzmanların tavsiyelerine kulak veriyoruz. Dünyayı çepe çevre saran tüm renksel öğeler uzmanlara göre bizi olumlu ve de olumsuz yönde etkileyebiliyor. Çünkü onlara göre; renkler insanları değişik yönlerde etkileyebilir ve her renk her insanda farklı sonuç doğurabilir. Örneğin Goethe' e ; mor sevinç, kırmızı güç hissi verirken, yeşil çekici, sanrı ise ironik bir yaklaşım hissi uyandırırmış, Öte yandan Ortaçağ 'da sarı lanetlerin, yeşil aşıkların rengi olarak kabul ediliyordu. Ancak zaman içinde uygarlıktan başka bir uygarlığa geçerken renk anlamları da değişikliğe uğramıştır. Günümüzde ise; renklerin tanımı karakter çözümlemeleri söz konuşu olduğunda insanı heyecanlandırması, sakinleştirmesi ya da hüzünlendirmesi bağlamında farklı anlamları içeriyor. Her ne kadar renklerin anlamı psikolojik açıdan tam olarak bir belirginlik kazanmamış da olsa bugün renk anlamları üzerinde durulmakta ve gerek tedavi amaçlı gerek farklı alanlarda olsun çeşitli amaçlarla kullanılıyor. Bunlardan bazıları....

MAVİ: Kişinin ruh dünyasını ve özde sahip olduğu derin duygulan ve arzuları ifade eder. Güvenin, sadakatin, doğruluğun rengidir, dinginliğin ve düzenin rengidir. Ancak soğuk bir renktir ve aşın kullanıldığı zaman kişide şüphe, güvensizlik ve içe kapanıklık ortaya çıkar. Kişi devamlı bir arayış içi-ne girer ve içsel düş kırıklıklarını yaşayarak kendine güveni olmayan aşırı duygusal karakterler yaratır. Ve çoğu zaman kişi kendinde yorgunluk ve tembellik hisseder.

YEŞİL: "Aklın ve bilincin rengidir.? İnsanda güven, huzur ve rahatlık hissi uyandırır. Bu rengi tercih eden insanlar hayatı kendi yarattığı kurallarla yaşamayı sever ve kararlarını çok düşünerek verirler. Onlara göre her şeyin bir nedeni vardır. Hayata mantıklarıyla yaklaşırlar her şeyin bir nedeni ve de sonucu vardır, işlerinde başarılı ve yaratıcıdırlar. Ancak, çok duyarlı ve içine kapanık oldukları için kendilerini ifade edemezler. Zaman zaman gerek kendilerine gerek başkalarına şüpheyle bakarlar, kıskançlık, boş verme ve bencillikle ortaya çıkan kesin hüküm verme alışkanlıkları söz konusu olabilir.

 

KIRMIZI: Canlılığı, hareketi ve ihtirası en iyi anlatan renktir. Umut dolu, aktiftir. Aynı zamanda agresifliği ve şiddeti de yansıtır. Belli prensipleri olan bir renktir. Kurallarını kendisi koyar ve riyaret edilmesini ister. Hayatlarında hep bir hedefleri vardır. Her zaman ileriye gitmeyi isterler. Çok aktiftirler.Aksi takdirde sert, sinirli ve de aksi bir görünüme sahip olabilirler.Kabalık ve umursamazlık olumsuz yönleridir. Zaman zaman inatçılık ve, kızgınlık duyguları kabarabilir.

SARI: Kırmızı gibi canlı bir renktir, insana sıcaklık iyimserlik ve umut hissi verir. Bu rengi tercih eden insan olduğu gibi, apaçıktır, neşeli ve sevecen bir yapıya sahiptir. Bilgili ve de her alanda başarılıdır. Mantık bu rengin insanında ön plandadır. Sözlü ve de yazılı ifadeleri çok kuvvetlidir. İlgilendikleri alanda çok ileriye gidebilirler, ikna yetenekleri gelişmiştir. Olaylara pratik açıdan bakar ancak her şeyi kontrol altında tutmayı severler. Zaman zaman baskı uygularlar, istedikleri olmadığı zaman davranışları yıkıcılığa yol açabilir. Aldatma ve riyakarlık içerisine girebilirler. Karamsarlık ve depresyon özelliklerini taşıyabilirler.

TURUNCU: Sıcakkanlı, coşkulu ve heyecanlı insanların rengidir, insanlarla ilgilenmeyi ve de kendileriyle ilgilenilmesini severler. Dışa dönüktürler. Son derece konuşkan ve sosyaldirler. Geleceğe yönelik düşlerinde umutlu ve iyimserdirler. Ancak, baskı kurma ve üstün gelme isteği turuncunun negatif etkilerindendir. Aşırı kullanıldığı zaman kişi melankoli ve de üzüntülü bir ruh hali içerisine girebilir. Ve gösteriş meraklısı haline dönüşebilirler.

MOR: Kendine güvenen insanların rengidir, itibarı ve asilliği sembolize eder. Duyarlı kişilerin tercih ettiği bir renktir, insanlığa yardımcı olabilecek alanlara eğilirler ve giriştikleri her işten başarıyla çıkarlar,ancak unutkanlık ve sabırsızlık olumsuzluk özellikleridir. Rengin aşın ve de yanlış kullanımı sonucu; kavgacı ve saygısız bir kişiliğe bürünebilirler.

 

Renkler tarihin tüm zamanlarında farklı da algılanılmış olsalar her zaman insanlar üzerinde bıraktıkları etkileri, pek çok kişi tarafından benimsenmekte ve kullanım alanları içine dahil edilmektedir. Bunun en güzel örneği 1913 yılında Fransız Hekimleri Meclisi tarafından tedavi ve koruma amaçlı yapılmış bir kullanma tekniği uygulanmıştır. bu teknik; Hastane salonlarının duvarlarının ve bölümlerinin uygun olarak değişik renkler kullanılarak boyanmasıyla gerçekleşmiştir. Bu tekniğe göre "coşkunlar için mor, umutsuzlar için kırmızı, ağır kanlılar için san kullanılmıştır. Öte yandan okulların yeşile, kışlaların kavuniçiye boyanması tavsiye edilmiş ve elde edilen sonuçlar insanları daha farklı kullanım alanlarına yöneltmiştir.

 

Bugün bu tekniğin bir başka örneği İzmir'de Ege Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde görülmektedir. Ortopedist Sayın Prof. Hakkı Sur kürsü başkanlığı yaptığı sırada Ortopedi kliniğini bastan sona değiştirmiş ve kliniğin koridorlarını, personel ve dinlenme odalarım kendi zevkine uygun seçtiği pastel tonlarından oluşsan bir çok renk kullanarak düzenlemiş. Bu kliniğin koridorlarında ilerlerken kendinizi farklı bir dünyaya gelmiş gibi hissediyorsunuz. Sanki yürüdüğümüz yer, alıştığımız, soğuk görünümlü hastane mekanlarının çok ötesinde beş yıldızlı otel koridoruymuş izlenimini veriyor. Sayın Hakki Sur, renklerin insanlar üzerinde olumlu etkiler yarattığı görüşünde. Ancak bu düzenlemeyi bu düşünceden yola çıkarak değil de kendi zevkine göre oluşturduğunu dile getiriyor. Pastel tonların kullanıldığı bu renkler, sadece güzel bir görünüm oluşturmaktan çok öte bu katta çalışan personel, doktor, hemşire ve hastalar için oldukça olumlu olmuş, Böylesine canlı renklerin arasında dolaşmak başlangıçta orada çalışanlara oldukça garip gelmiş ama zamanla bu duruma alıştıklarını ve böyle dinlendirici bir mekanda çalışmaktan dolayı mutlu olduklarım dile getiriyorlar.

Renklerin, insanları böylesine rahatlatabiliyor olması çok hoş, keşke bu düzenlemeler yaşantımızın en ücra köşelerine girebilse, okullar, iş mekanları, baskı ve stres altında bulunan her insanın ve de ortamın mekanlarına ve daha sayamadığımız, aklımıza gelebilecek her yere girebilse, ne güzel olur.....

Sitemize Reklam Verin
Sitemize reklam vermek için
0 212 275 66 00
numaralı telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz.
MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLUN