STRESLE SAVAŞMANIN PRATİK YOLLARI!..

Günlük yaşamımızın artık neredeyse vazgeçilmez parçası sayılan 'stres' şimdilerde bütün dünyada üzerinde en çok konuşulan konu neredeyse. Stresle yaşamak bu gidişle `moda' olup çıkacak. Almanya'daki haftalık dergilerde de günlük yaşamın getirdiği gerginlikler konusu durmadan vitrine çıkarılıp incelenedursun, esasen stresle yaşamayı öğrenen milletin biz Türkler olduğunu aslında bütün dünyanın bilmesi lazım!

Yaşanılan ekonomik krizin yarattığı olağanüstü gerginlik, enflasyon ve işsizlik ile bir arada geçim derdi ve işten atılma korkusunun yanı sıra buna benzer yığınla güncel konu ve sorun(!) ister istemez insanların sürekli olarak sinirlenmesine neden oluyor ve stres vücudun sistemini de bozuyor. Doğrudan doğruya stres anında, sempatik sinir sistemi denen ve tansiyonu yükselten sinir sistemi aktivitesi aniden artıyormuş.

Ve ardından endişe, korku ile birlikte yükselen kan basıncı vücudun dengesini allak bullak ediyor. İşte bütün bunlara ilaveten trafik, kalabalık ortamlar ve ödenmesi gereken borçların düşüncesi de eklenince, insan ne yapacağını büsbütün şaşırıyor.

Şu sıralarda stressiz bir yaşamın nasıl yaratılacağı üstüne pek çok uzman dergilerde sayfalar dolusu tavsiye ve sağlık reçetesini sıralarken gerginliği azaltıcı metotlar da giderek yayılmakta...

Almanya'da meditasyon kurslarının ve Ayurveda meraklılarının müşterileri de günden güne çoğalıyor. İnsanlar kendilerini robatlaşmış yaşamın akışından kurtarmak için adeta çırpınıyorlar. Ancak gerçekler başka!

Almanya'da örneğin her 7 kişiden birinin sinir hastası olduğu ve stresle iç içe yaşadığı gerçeği geçenlerde açıklandı. GEK adlı sağlık kasasının yaptığı araştırma sonuçlarına göre yine sadece bu sene içinde ülke genelinde 12 milyon kişinin depresyon geçirdiği saptanmış. Yılda 155 iş günü ise havaya uçmuş. Münih'te ise bu tür sorunlar daha çok yaşanıyor gibi... Sokaklarda kendi kendine konuşan, evsiz ve yapayalnız insan manzaraları giderek artmakta. Ancak şurası bir gerçek ki, stresi azaltacak yığınla pratik çözüm de aslında yok değil. Uzmanların temcit pilavı gibi ikide birde sıraladıkları ``...Aman gergin ortamlardan uzak durun'' , veyahut ``Sevdiğiniz işlerle uğraşın'' yollu tavsiyelerine kulak asmasanız da, bunlar aslında gerçek. Ve tabii o bilinen reçeteler de magazin sayfalarından eksiz olmaz pazarları...

Efendim, bir hayvan besleyin, çiçeklerle uğraşın, resim yapın, sporu sevin ya da gezilere çıkın türü tavsiyelerin peşi sıra müzik dinlemenin, özellikle ``Arp'' müziği dinlemenin strese bire bir geldiğini bilmem duydunuz mu?

Son zamanlarda ben bu ``arp'' müziğine fena taktım. Tellerine dokunulduğunda insanı rahatlatan sihirli enstrüman arp, kimyasal ilaçlarla tedaviyi neredeyse rafa kaldıracak gibi etken... Bütünüyle insan vücudunu titreştiren geniş bir oktav düzeninin olması ve glissando tekniği ile arptan elde edilen ses dizilerinin sonsuzluk duygusu oluşturup göğüs kafesindeki beze ``thymus''u etkileyerek insan ömrünü de uzattığını biliyor muydunuz?

Ve inanın arp çalanlar uzun yaşıyorlarmış.

Evet, stresle ``harp'' etmenin yolu ``arp'' dinlemekten geçer dersek yanlış olmaz. Hem de bu konuda uluslararası üne sahip bir arpçımız bile var: Yardımcı doçent Ümit Tunak. Türkiye'nin ilk solo arp albümü ``Bir Meleğin Kanatlarında'' ise konuyla ilgilenenlere tavsiye edilecek ilk ve tek örnek.

Evet, öyle ya da böyle.. nasıl düşünürseniz düşünün, stresle savaşımın püf noktası, esasen insanın içinde huzur duyması ve yaşamdan zevk almasıdır. Şimdi bu pazar gününü, salaş bir deniz kenarı lokantasında, Hendel'in arp konçertosunu, mum ışığında dinleyip kırmızı şarap yudumlayarak sevgilinizle el ele olmanın mutluluğunu yaşamak, inanın bütün stresinizi silip süpürecektir. Deneyin! Ve siz siz olun, ``stres''siz yaşamanın yollarını keşfedin...

Sitemize Reklam Verin
Sitemize reklam vermek için
0 212 275 66 00
numaralı telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz.
MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLUN