TÜRK MUSİKİSİ ile TERAPİ

`Baksı Dansı`, `Karacorga` veya `Baksı tedavi seansı` 

Günümüzde hala yaşayan ve çok eski zamanlardan beri Türk kültüründe özenle yaşatılan bir örnek, Kazak, Kırgız, ve Altay Türklerinde `Baksı Dansı`, `Karacorga` veya `Baksı tedavi seansı` olarak bilinen bir müzik -
movement terapi şeklidir. Bu seansı yöneten Baksı (görücü, gören, bakan) Ata ruhunun seçtiği ve görevlendirdiği bir kişi olarak toplumca kabul edilmiş, terapi seanslarındaki isabetli uygulamaları sebebiyle kendisine saygı duyulan bir kimsedir.

Baksı önce dua ile `Ata-ruhu`na iltica eder ve yavaş yavaş ilk bağlantıyı kurduğu yerden ayağa kalkarken spiral
şeklindeki el-kol hareketleriyle spiritüel enerjiye konsantre olup, o enerjinin kollarında oluşmasına çalışır. Bu sırada Dombra , Kılkopuz, Şangobız, adlı enstrümanlar ve su sesi ile müzisyenler kendisine eşlik eder. İkinci safhada adı geçen enerji omuzlara yöneltilir ve omuz hareketleri ile birlikte ritim ve melodi değişir. Fizik bedendeki son durak olan baş hareketi başladığında müzisyenler ritmi ve melodiyi uygun şekilde icra ederler.

Sonraki bölüm seansın en önemli yeri olup; Baksı, bu bölümde serbest ritim ve melodi ile sezgilerine yönelir ve doğaçlama dans ile trans (vecd, istiğrak, duyguların yücelmesi) haline girer. Trans sırasında hasta için neler yapılması gerektiğine ait bilgileri, sezgileri ile algılar ve uygular. Bu bölüm sonsuzluk ve ölümsüzlük, değişmeyen bilgi ile bir olma bölümü olarak tarif edilir.

Daha sonra dönüş başlar, baş, omuz ve kol hareketleri sıra ile uygulanıp yer bağlantısı sonucu oturularak seansa son verilir. Seansın süresini genellikle Baksı tayin eder.

Yard. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç ve Teo. Psk. Gerhard Kadir Tuçek (Avusturya Doğu Müzik Terapisi Okulu Müdürü) tarafından geliştirilen ve Avrupa`da bir çok hastane ve tedavi merkezlerinde uygulanan aktif müzik terapi seansı

Bu uygulamada ana düşünce; unutulmuş duyguları yeniden uyarmak ve yeni duygular üreterek kişinin içinde bulunduğu hali değiştirmek ve sağlıklı yaşama şartlarına adaptasyonu sağlamaktır. Bu amaçla, uygun hareketlerle, tabiatta bozulmadan devam eden uyuma ve dengeye ulaşma faaliyeti olarak tarif edilebilecek olan seans; pentatonik ve yarı pentatonik ve otantik olarak yaşayan Türk musikisi repertuarı ile, tabii, otantik enstrümanların icrası beraberliğinde yürütülmektedir. Otistik, nevrotik, pasif, korkak, çekingen, sıkıntılı kişiler ile spastik, özürlü kişilerde hem duyguların değişmesi şeklinde hem de egzersiz vasıtası ile hareket kabiliyetinin gelişmesi yönünde olumlu terapi etkileri bu seans ile sağlanabilmektedir.

SEANSIN UYGULANMASI:

1. hareket el, göz ve kalp arasında denge sağlamak ve elleri tanımak ( Beyindeki nöronların en çoğu eller ile dile ayrılmıştır.)

Hareket kolların dıştan içe daire çizmesi şeklinde olup; tarifi,dış tesir ve uyarılardan uzaklaşıp, bize bahşedilen gerçek değerlereve kendi özümüze yönelmek. Sağlık için, birlik ve bütünlükduygularına ulaşmak için iç konsantrasyon.

Hareket kolların dıştan içe geniş kavis çizerek, yere paralelhareketi. Kavuşma, yol ve mesafe kat etme, ulaşma, yüzme, uçma, koşmagibi tabii hareketlerle rezonans çalışması.

Hareket stres ve fizik-enerji blok merkezleri olarak bilinen omuzları vesırt-göğüs kas ve kemiklerini çalıştıran bir hareket. Eller beldesabit tutularak iki omzun da öne arkaya ve sağa-sola hareketi esasalınır.(Baksı dansı örneği).

Hareket eller belde olmak üzere başın öne-arkaya ve yanlarahareketidir. Özellikle ense ve boyun kasları ile beyne giden sinir vedamarlar için geliştirici ve yol açıcı egzersiz olarak tarifedilir.(Baksı dansı örneği).

Hareket seans boyunca öğrenilen hareketlerin tabiat hareketlerindekiuyum ve denge düşünülerek zorlama olmadan - içe doğacak ve derindenhissedilecek şekilde icraatı. (Kuş uçuşu, at koşuşu, su akışı, rüzgaresişi vb. gibi). Bu seans sonunda ayağa kalkılır ve bütün vücuthareket eder, yavaş yavaş ağırlaşarak seans biter.

Türk tarihi ve kültüründe önemli bir yeri olan müzik, dans ve bunlarla yapılan tedavi konusunda; pentatonik müzik Formu ve Baksı-Kam tedavi geleneğinin yanısıra olgunlaşıp yerleşen `makam müziği ile tedavi` günümüz
tıbbında yeniden güncelleşmiş bulunmaktadır. Bin yıldan daha önceki zamanlarda Orta Asya`da; Horasan ve Uygur bölgelerinde gelişerek yayılan makam musikisi hakkında Farabi,İbn-i Sina, Ebu Bekir Razi, Hasan Şuri,
Hekimbaşı Gevrekzade Hafız Hasan Efendi, Haşim Bey eserler yazmışlar ve makamların duygular ve organlarla ilişkilerini tasniflerle belirtmişlerdir.

Pentatonik müzik Türk illerinde gelişmeye devam ederken, yedili sistem olan ve bir tam sesin dokuz komadan oluşması esasına dayalı makam sistemi, takriben dört yüzü geçen makam zenginliği ile kültür ve sanatımıza büyük katkıda bulunmuştur.

PASİF ( RECEPTİV) TERAPİ

M.S. 834-932 yıllarında yaşamış olan müslüman Türk bilginlerinden Ebu Bekir Razi, melankoliklerin tedavisi üzerine yazdığı bir eserinde şöyle diyor: ` ... melankolik hasta kesinlikle meşguliyetle tedavi edilmelidir.
... melankolik hasta balık tutma veya avlanma gibi eğlenceli işlerden biri ile uğraşmalıdır. Mümkünse çeşitli oyunlara alıştırılmalıdır; huyunu, ahlakını, davranışlarını beğendiği ve sevdiği kimse ile buluşup görüşmeli özellikle güzel sesle okunan şarkılar dinlemelidir.`

Büyük Türk Bilgini Farabi (870-950) makamların ruha etkisini şöyle sınıflandırır:

Rast makamı: İnsana sefa (neşe, huzur) verir.
Rehavi makamı: İnsana beka (sonsuzluk fikri) verir.
Küçek makamı:
İnsana hüzün ve elem verir.
Büzürk makamı:
İnsana havf (korku) verir.
İsfahan makamı: İnsana hareket kabiliyeti ve güven hissi verir.
Neva makamı:
İnsana lezzet ve ferahlık verir.
Uşşak makamı:
İnsana gülme `dilhek` verir.
Zirgüle makamı:
İnsana uyku `nevm` verir.
Saba makamı:
İnasana şecaat (cesaret, kuvvet) verir.
Puselik makamı:
İnsana kuvvet verir.
Hüseyni makamı:
İnsana sulh ( sükunet, rahatlık) verir.
Hicaz makamı:
İnsana tevazu (alçak gönüllülük ) verir.

Büyük islam bilgin ve filozoflarından İbn-i Sina ( 980-1037), musikinin tıpta oynadığı rolü şöyle tanımlamaktadır: ` ...tedavinin en iyi yollarından, en etkililerinden biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini arttırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele için cesaret vermek, ona en iyi musikiyi dinletmek , onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir...`

İbn-i Sina, Farabi`nin eserlerinden çok yaralandığını ve hatta musikiyi de ondan öğrenerek Tıp mesleğinde tatbike koyduğunu söylemektedir. Arapça yazdığı Kitap`ün Necat ve Kitab`ün Şife`deki12 fasıl tamamen musikiye
ayrılmış olduğundan, bu kısım Baron Rodolph Dearlangar tarafından Fransızca olarak `La musique Arap` adıyla yayınlanmıştır.

Eski Türk hekimlerinden Şuuri`nin `Tadil-i Emzice` adlı eserinde müzik ile tedavi hakkında geniş bilgi vardır. Şuuri, `Tadil-i Emzice`de belirli makamların günün belirli zamanlarında etkili olduğunu belirtmektedir. Ona göre:

Rast ve Rehavi makamları: Seher zamanları etkilidir.
Hüseyni makamı: Sabahleyin etkilidir.
Irak makamı: Kuşlukta etkilidir.
Nihavend makamı: Öğleyin etkilidir.
Hicaz makamı:
İki ezan arası etkilidir.
Buselik makamı:
İkindi zamanı etkilidir.
Uşşak makamı:
Gün batarken etkilidir.
Zengüle makamı:
Gurubdan sonra etkilidir.
Muhalif makamları:
Yatsıdan sonra etkilidir.
Rast makamı:
Gece yarısı etkilidir.
Zirefkend makamı:
Gece yarısından sonra etkilidir.

Şuuri`ye göre musikinin meclis adamlarına olan etkileri de birbirlerinden farklıdır.

Ulema ( Alimler ) Meclisine: Rast ve Tevabii makamları
Ümera ( Emirler ) Meclisine: Isfahan ve Tevabii makamları
Dervişler Meclisine: Hicaz ve Tevabii makamları
Sufiler Meclisine: Rehavi ve Tevabii makamları etkilidir.

Günümüzden 900 sene önce Selçuklu Sultanı Nureddin Zengi tarafından Şam`da yaptırılan Nureddin Hastanesi`nde musiki makamları tedavi amacıyla kullanılmıştır.

Sonraki dönemlerde Amasya, Sivas, Kayseri, Manisa, Bursa, İstanbul (Fatih Külliyesi) ve Edirne şifahanelerinde musiki ile tedavi uygulanmıştır. Evliya Çelebi seyahatnamesinde şöyle yazılıdır: `Merhum ve mağfur Bayezid Veli ... Vakıfnamesinde hastalara deva, dertlilere şifa, divanelerin ruhuna gıda ve def`i sevda olmak üzere on adet hanende ve sazende gulam tahsis etmiştir ki, üçü hanende biri neyzen, biri kemani, biri musikari, biri santuri, biri udi olup, haftada üç kere gelerek hastalara ve delilere musiki faslı verirler...```

Anlaşıldığına göre, Horasan kaynaklı Türk Sanat musikisi ve Horasan-Anadolu musiki makamlarımızın olgunluğu ile gelişen pasif-receptiv müzik terapi geleneği icrası sırasında hastalar rahat bir şekilde oturarak
veya uzanarak dinlenme halinde idiler. Bu tedavi şeklinde amaç, hastaların emosyonel durumlarını değiştirerek onları rahatlatmak ve kendine güvenlerini kazanmalarına yardımcı olma idi.

Günümüzde tarafımızdan uygulanan teknikte bu esaslara sadık kalınmıştır. Hasta istirahat pozisyonunu alır, bir seans süresince geniş ve rahatlatıcı bir ritim ve su sesi eşliğinde, Ney, Rebab, Çeng, Ud, Dombra ve Rübab ile emprovize (ritimli taksim) yapılır ve uygun makamlar üzerinde çalışılır. Bu şekilde bir icra sırasında, otizm`den ve psikolojik çocuk hastalıklarından Geriatri`ye kadar çeşitli psikolojik ve fizik hastalıklarda olumlu değişmeler ve iyileşmeler gözlenmektedir. Bu konuda Dr. L. Gutjahr ve Prof. V. Mechleid tarafından EEG ölçümleri yapılmış ve
en az 1000 yıllık bu gelenek bugünün labarotuvarında doğrulanmıştır.

400`den fazla olduğu bilinen bu makamlardan önemli olan 10-15 tanesi üzerinde uygulamalardan sonra tedavide kullanılacak kaset ve CD`ler tarafımızdan vücuda getirilmiştir.

Viyana`da Meidling Rehabilitasyon Merkezi`nde komada bulunan hastalara Türk musikisi makamları dinletilerek terapi uygulamaları yapılmakta olup, beyinde alfa ve teta dalgalarının değiştiği tespit edilmiştir ve bir çok hastanın müzik terapi seansları ile komadan çıktıkları gözlenmiştir.

Sitemize Reklam Verin
Sitemize reklam vermek için
0 212 275 66 00
numaralı telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz.
MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLUN