Paylaş


TAŞLAR BİR DİLLENİP KONUŞSAYDI...

TAŞLAR BİR DİLLENİP KONUŞSAYDI...

Taşlar insanların hep ilgisini çekti. Çevremizde taşların gücüne inanan araştrmacılar ve tutkunlar var. Onlar, kuartz kristalleri, kaplan gözünü, siyah bir mercan yuvarlağını avuçlarında tutup, ellerindeki enerji yumağı ile dünyaya bakıyor, taşın tılsımına inanıyorlar. Örneğin elmas, pahada değerinin yanı sıra, saf ve temiz bir aşkın simgesi olarak da taş dilinde ayrıcalıklı bir yere sahip.

Siz hiç, bir taşa inanıp onu yıllarca yanınızda taşıdınız mı? Taşlar, doğanın sonsuzluğunda parçalanmış bileşimler olarak renkleri, şekilleri ve yapılarıyla hep ilgimizi çekti. Bazen deniz kıyısında uyuyan bir taş, pürüzsüz yüzeyinde barındırdığı rengi ya da dalgaların kıyıdaki ayak izleri olan aşınmış görüntüsüyle bize kendini belli etti. Çevremizde, boyunlarını küçük bir taş kolyenin güvenine yaslayıp gecelere uzanan, günboyu onların varlığının uğuru ile yaşama ısınan, taşların gücüne inanan taş araştırıcıları, taş tutkunları var. Onlar, kuartz kristalleri, kaplan gözünü, siyah bir mercan yuvarlağını avuçlarında tutup, ellerindeki enerji yumağı ile dünyaya bakıyor, taşın tılsımına inanıyorlar. Taşlar doğada az bulunmaları, sertlik dereceleri, renkleri, optik özellikleri, ışık üzerinde yaptıkları kırılma ve dağılma etkilerine göre değerli ve yarı değerli olmak üzere ayrışıyor. Bunun yanı sıra her biri kendi değerliliğinde kolye, yüzük, kemer tokası, halhal gibi aksesuvarlara rengini ve yapısını vererek insanlar için taşıdığı anlamlarda da birbirlerine taş çıkartıyor. Örneğin elmas, pahada değerinin yanı sıra, saf ve temiz bir aşkın simgesi olarak da taş dilinde ayrıcalıklı bir yere sahip. Vücudun alın bölgesini etkileyerek birçok psikolojik rahatsızlığı dengeleyici ışığı kendi içinde barındırdığı öne sürülüyor. Ancak bunların gerçekleşmesi için taşın insan tenine değmesi gerekiyor. Bir firuze taşı, olumsuzu olumluya çeviriyor ve boyun, boğaz ağrılarına iyi geliyor. Simgesi ise, cesaret. Bu değerli ve şifalı taşlara safir, zümrüt, ametist, neceftaşı, firuze ve diğerlerini ekleyebiliriz.

İstanbul'un Kadıköy yakasında 43 yıldır dağlara, taşlara başkoymuş, ekmeğini ve yaşam deneyimlerini taştan çıkarmış yorgun bir insan yaşıyor. Sedat Kandemir bir taşbilimci, bir gomolog. Çocuk yaşlarında doğa ile kurduğu her ilişkinin altından bir taş çıkaran Kandemir, şehre göçtüklerinde elindeki bir taş torbasıyla kendini ifade etmiş, taşların sihrine uyanmış her sabah. Yıllar boyunca taş madenlerini keşfetmeye çalışan, renkli taş arayıcısı olarak Türkiye'yi adımlamış. Kendisi, sevgi çemberinde küçük bir sivrisineğin, ya da bir kedi yavrusunun nasıl bir yeri varsa, taşların da öyle önemli bir yeri olduğuna inanıyor. Burçlara

inanmasa da taşların arkadaşlığına, uğuruna ve değerine inanıyor. Kandemir, bütün çabalarına karşın kıymetli ve yarı kıymetli taş kaynakları bakımından çok zengin olduğunu söylediği ülkemizde, ilgilileri hiçbir biçimde uyaramamış. Kendi araştırmaları için de hep engelleyici yasalarla boğuşmuş. "Taşlar dünyanın antikalarıdır. Batıdaki değerli taşların kaynağı Brezilya ve Uzakdoğu'dur. Ancak, memleketimizde hiçkimsenin bilmediği büyük zenginlikler var. Türkiye'de taşın değerini bilen pek yok.

Jeologlar bile taştan anlamıyor. Kuyumcular ise daha yakut ile graniti birbirinden ayırdedemiyorlar" diyor. Değerli taşların Maden Yasasın'da ayrı bir statüye tabi tutulması ve yasal işlemlerin maden arayıcılarını desteklemesi gerektiğini söyleyen Kandemir, "Oysa yasal işlemler oldukça engelleyici. Örneğin, yılda 10 tonluk değerli bir taşı ortaya çıkarmak için alınacak bir toprak ruhsatı için aylarca uğraşıp alamıyorsunuz. Ben Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri, yakut müracaatı yapan ikinci kişiyim. Ama çıkarılan zorluklar karşısında bu hayalimi gerçekleştiremedim. Bu yüzden hiç kimse, Türkiye'de maden aramaya teşebbüs edemiyor. Böylece, bir sürü kaynak araştırılmadan ölü bir potansiyel olarak yeraltında yatıyor. Dünya maden haritasında Türkiye'de taş çıkmaz görünüyor. Oysa, bu kaynakların ancak yüzde biri işleniyor. Topkapı Sarayı'nın mücevherat dairesini gezdiğinizde bir sürü kıymetli taş göreceksiniz. Bunların yüzde 10'u hediye ise, yüzde 90'ı Osmanlı topraklarından çıkmıştır. Benim hocam Topkapı Sarayı'dır. Dostum ise, dereler, çaylardır. Sular taşları sürükleyip size getirir. Taş yuvarlaksa, uzun yollar tepmiştir gelesiye. Köşeliyse, kaynak yakındır başlarsınız taşın izini sürmeye'' diyerek 'taş bilinciyle' konuşmasını sürdürüyor.

Sedat Kandemir, hep birilerini uyarmaya çalışmış, ancak artık hali kalmamış. Şimdi dünyayı karış karış kendisi için adımlayacak ve taşların izini sürecek. Her taş, yeraltının derin katmanlarından rengini ve değerini alır ve kendi ışığını bırakır tenimize. Bir zenginliği elde tutmak istiyorsak onu yeryüzüne çıkarmalı ve dünyanın ışığı ile karşılaştırmalıyız.

Taşlardaki ışığın farklı boyutları olduğu inananlara göre

TAŞLARIN DİLİ

Kaplan Gözü (Sarı kahverengi taş): Kişinin kendini işine vermesine yardımcı oluyor ve sindirimi düzenliyor.

Malakit (Bakır taşı): Koyu yeşil taş kendini tanımaya, sinirsel depresyonlara yararlı oluyor.

Firuze: Olumsuz şeyleri olumluya çeviriyor. Boyun ve boğaz ağrılarına yararlı oluyor.

Topaz (Altın rengi): Kalbi güçlendirip, sinirleri yatıştırıyor. Konsantrasyonu sağlıyor.

Necef Taşı: Kendine güvenmeyi sağlayıp, kalbi güçlendiriyor. Kanın koyulaşmasını önlüyor.

Mavi Topaz: Düşünme yeteneğini geliştiriyor. Düşüncede konsantrasyonu sağlıyor. Diş ve boyun ağrılarına iyi geliyor.

Ametist (Mor erguvan): Tüm ağrılara, özellikle de migrene iyi geliyor.

Donuk Akik: Sindirim bozukluklarını ve mide ağrılarını geçiriyor.

Kalsit (Kireç karbonat): Yeşilimsi taş, vücut enerjisini koruyor.

Pembe Kuars: Kalbe yararlı olan gül renkli taş, insana sempati kazandırıyor ve Sinir bozukluklarını ortadan kaldırıyor.

TAŞLARIN ANLAMI

Elmas: Saf ve temiz aşkın simgesi. Sadakati temsil ediyor ve barışma anlamını taşıyor.

Seylan: Açıklık ve dürüstlüğün simgesi.

Yeşim: Akıl ve vefa simgesidir.

Safir: Bilinç ve gerçekçiliği simgeliyor.

Akik: Sevinç ve huzur simgesi.

Olivin: Sadelik ve ölçülü davranış belirleyicisi.

Opal: Sevgi ve şevkat simgesidir. Kendini anlatma isteğini vurguluyor.


Şule ALPARSLAN









© 2017 WebNaturel Doğal ve Sağlıklı Yaşam
Efes TECHNOLOGy