Paylaş


KİMYASAL TARIM İLAÇLARINA DİKKAT!

KİMYASAL TARIM İLAÇLARINA DİKKAT!

Tarımsal üretimde 40 çeşit kimyasal ilacın kronik etkilerinin yanı sıra, kullanımı sırasında akut zehirlenme ve ölüm olayları da görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl 500 bin kişi tarım ilaçları ile zehirleniyor ve bunlardan 5 bini bu nedenle yaşamını yitiriyor. Bugün ABD'de ve ülkemizde yaygın olarak kullanılan tarım îlaçlarının beyin, lenf kanseri ve lösemi yaptığına dair veriler giderek çoğalıyor.

KANSER, kalp ve damar hastalıklarından sonra, ölüm sebepleri arasında ikinci sırada yer alıyor. Kansere neden olan çok çeşitli faktörler bilinse de, çevresel faktörler bu geniş yelpazenin büyük bir kısmını oluşturuyor.

Aslında çevresel faktörlerin kansere yol açabileceği 17. yüzyıldan beri biliniyor. Bu bilgi, belirli iş kollarında çalışanlarda, farklı alanlarda çalışanlarla kıyaslandığında, aynı kanser türlerinin yüksek oranlarda görülmesi gerçeğine dayanıyor. Örneğin baca temizleyicilerinde skrotum kanseri, boya sanayinde çalışanlarda idrar kesesi kanseri, maden işçilerinde akciğer kanseri, asbest ile çalışanlarda akciğer zarı hastalıkları ve kanseri, benzen içeren kimyasal maddelerle çalışanlardaysa kan kanseri sık görülüyor. Kanserojenle temas sonrası oluşan riski daha açık bir ifadeyle anlatmak gerekirse; yüksek oranda asbest minerali ile karşılaşanlarda 20 ila 40 yıl sonrasında yüzde 4-16 oranında akciğer zarı kanseri tespit edilmiş. Bu rakam, normal gruplarla karşılaştırıldığında kanser riskinin 156 kat arttığını gösteriyor. Asbest ile karşılaşan kişiler, sigara kullanıyorlarsa hesaplanan risk yüzde 25-50 oranında artıyor.

Bilim ve teknolojinin ilerlemesiyle, günümüzde çevrede kansere yol açtığı gözlenen fiziksel ve kimyasal faktörler tespit edilerek kanserojen etkilerinin olduğu kanıtlandı. Prof. Dr. Muzaffer Aksoy'un araştırmaları, ayakkabı imalat sektöründe çalışanların, kullandıkları yapıştırıcıların içeriğinde bulunan benzen nedeniyle normal gruplara göre iki ila üç kat daha fazla kan kanserine yakalandıklarını gösteriyor. Ülkemizde toprağı asbest içeren bölgeler, asbest tipleri üzerinde yoğunlaşan Prof. Dr. İzzettin Barış ise bu bölgelerde asbestli toprağı kullanarak sıva ve dış cephe korumasında kullanan insanların soludukları hava yoluyla maruz kaldıkları asbest ile ilişkili hastalıkları araştırarak önemli sonuçlar elde etmiş.

Tarım ilaçlarının kansere etkisi

Sanayileşme, kanserojen ve toksik olduğu bilinen ağır metal kirliliğine de yol açıyor. Fosfatlı gübre kullanımı ve atık sularla tarım alanlarının sulanması gibi nedenlerle bitkilerde ve suda miktarı artmakta olan kadmiyum, sınır değerler aşıldığında bağ dokusu kanseri, kemik hastalığı ve kronik ishale yol açabiliyor. Uludağ üniversitesi Veteriner Fakültesi Farmakoloji ve Toksikoloji bölümünce çevresel kirlenmenin bir ölçüsü olarak, köpeklerin karaciğer ve böbreklerinde kadmiyum düzeyleri ölçülmüş. Alınan sonuçlar, sınır değerlerin altında bulunmakla birlikte metal kalıntılarına yaygın şekilde maruz kalındığını göstermiş. Bir ağır metal olan arsenik, sanayi atıkları ile özellikle sularda kirlilik yaratarak, insanda cilt ve akciğer kanseri, kalp damar sistemi, sinir sistemi hastalıklarına neden olabiliyor. Ayrıca organik arsenik bileşikleri büyümeyi hızlandırıcı olarak kanatlı (tavuk, hindi vb.) yemlerine de katılıyor. Arsenik içeren yem kullanılan tavuk çiftliklerinde içme sularındaki düzey önem kazandığından, üniversitenin aynı bölüm elemanlarınca yapılan incelemelerde, çiftliklerin içme sularında bir iki örnek dışında, arsenik ölçüm değeri limit değerin altında bulunmuş, şehir şebeke suyunda ise örneklerin tamamının izin verilen değerler içinde kaldığı görülmüş. Ancak çevre kirlenmesi konusunda tedbir alınmadığı takdirde, yemlere katılan miktarı da düşünecek olursak, bu değerlerin kolaylıkla aşılabileceği tahmin edilebilir.Pestisidler (kimyasal tarım ilaçları), tarım ürünlerinden alınan verimi artırmak amacıyla tüm dünyada yaygın olarak kullanılıyor. Pestisid adı altında toplanan tarım ilaçları; kimyasal yapılarına, kullanılma zamanına, hasatı yapılan ürünün değerlendirilme şekline bağlı olarak, değişen miktarlarda tarım ürünlerinde kalıntı bırakabiliyor.

Dünyada artan gıda ihtiyacına paralel olarak, tüketimi yıllar içerisinde giderek büyüyen (1986 yılı verileri ile iki milyon ton) tarım ilaçlarının ürünlerdeki kalıntıları toksik ve kanserojen etki gösterebiliyor. Bugün kullanılmamakla birlikte, II. Dünya Savaşı ve sonrasında tarım ilacı olarak yaygın bir şekilde kullanılan DDT, toprakta bozulmaksızın 20 yıl gibi uzun bir süre kalabiliyor, ayrıca doğa olaylarıyla kullanıldığı bölgelerin çok uzaklarına taşınabiliyor. Topraktan besinlere geçen DDT, özellikle yağ dokusunda birikerek et ve süt tüketimi için risk oluşturuyor. DDT, kronik maruz kalma durumunda özellikle sinir sisteminde tahribat yapıyor, anne karnındaki bebeğin gelişimini bozuyor, anne sütünde dahi bulunabiliyor. Bugün ABD ve Türkiye dahil pek çok ülkede kullanımı yasaklanan DDT, hala bazı Doğu Avrupa ülkelerinde sınırlandırılmış olarak kullanılıyor.Tarımsal üretimde halen 40 çeşit pestisit kullanılıyor. Kronik etkilerinin yanı sıra tanm ilaçlarının kullanımı sırasında, zehirlenme ve ölüm olayları da görülür.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl 500 bin kişi tarım ilaçları ile zehirleniyor ve bunlardan 5 bini bu nedenle yaşamını yitiriyor. Bugün ABD'de ve ülkemizde yaygın olarak kullanılan tarım ilaçlarının beyin, lenf kanseri ve lösemi yaptığına dair yayınlar giderek çoğalıyor. Bilinçsiz gübreleme de gıdalarda kanserojen madde birikimine yol açabiliyor. Yaygın kullanılan sanayi gübreleri olan azotlu bileşikler, verimi artırmalarının yanında, bitkide nitrat birikimine de yol açıyor. Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği öğretim üyelerince yapılan bir çalışmada, havuç, turp, şalgam gibi yumrulu sebzelerde biriken nitrat ve nitritin izin verilen sınır değerleri aştığı gözlenmiş. Nitrat insan sindirim sisteminde nitrite ve yine sindirim sisteminde ve gıdalarda kanserojen olduğu bilinen nitrozaminlere dönüşüyor. Bunun yanı sıra yüksek oranda nitrit oluşumu özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda kanın oksijen taşımasını engelleyerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün... Sanayideki gelişmelere uygun şekilde çevremizde bilinen kanserojenlere her gün bir yenisi daha ekleniyor ve sayıları giderek artıyor. Bu ajanlar organizmaya, solunum yoluyla (asbest, benzen gibi), cilde direkt temas yoluyla (tarım ilaçları, petrol türevleri) ya da gıdalarda birikerek beslenme yoluyla (tarım ilaçları, hormonlar, ağır metaller) girebiliyor.Organizmaya giren kanserojenin, kansere yol açabilmesi kanserojenin etki gücüne, organizmanın savunma mekanizmalarının etkili çalışıp çalışmamasına, maruz kalmanın devamlılığı gibi faktörlere bağlı. Bu süreç yıllarla ifade edilebilen uzun bir sessiz dönemden sonra başlıyor. Bugün geldiğimiz noktada kanser, özellikle erken dönemlerde tespit edilebildiğinde tedavisi mümkün olabilmekle birlikte, bazı kanser türlerinde ilerlemiş vakalarda da şifa elde edilebiliyor. İç organ kanserleri gibi erken tanının güç olduğu bölgelerde erken tanı yöntemleri henüz yeterli değil. Tedavisi kolayca yapılsa dahi, korunma, tıbbi tedaviye göre çok daha kolay ve ucuz. Korunmada en etkili yol kanserojen ile temasın kesilmesi. Sigara, alkol, çevre kirliliği ile mücadele, bilinen kanserojenlerin kullanımının yasaklanması, ekolojik (organik) tarım yoluyla, kanserojen kalıntı içermeyen gıdaların elde edilmesi, bu konuda atılmış önemli adımlar. Çevresel kanserojenlerden korunmada bireysel çabaların bir işe yaramayacağı açık. Bu konuda sonuç alabilmek, toplumun her kesiminin bilinçlenmesi, tercihlerini bu bilinçle yapması ve bu yolla oluşturacağı kamuoyu baskısı ile sağlıklı bir çevre ve bu çevrede yetişen genç nesillerle daha sağlıklı bir toplum haline gelebilmekle mümkün olabilir.

 

KAYNAKLAR

1. Etiology of Cancer, V.T. DeVita Ed., Principles and Practice of Oncology, 2001.

2. G. Özay, Gıdalarda Tarımsal ilaç Kalıntıları ve insan Sağlığı Açısından Taşıdığı Riskler, Gıda San., 27) 119-28 1995.

3. S. Sonal, S. Ceylan, Bursa'da Yaşayan Sokak Köpeklerindenin Kadmiyum ve Kurşunla Kirlenme Düzeyleri, U. Ün. Vet.

Fak. Derg. 1-2-3 (14), 1995.

4. S. Sonal, S.Ceylan, Bursa Yöresi Tavuk Çiftliklerinin içme Sularında Arsenikle Kirlenme Düzeyleri, U. Ün. Vet. Fak. Derg.

1-2-3 (14) 1995.

5. İ. Şahin, Ö. U. Çopur, Havuç, Turp, Şalgam ve Karnıbaharın Nitrat ve Nitrit Miktarı Üzerine Araştırma, U. Ün. Ziraat Fak.

Bil. Ar. ve incelemeler,11, 1995.

6. J.L. Daniels, Pesticides and Childhood Cancers. Environ, Healt. Perspect, 105(10), p.1068-1077, 1997.


Doç Dr. Türkkan EVRENSEL Uludağ Ün. Tıp Fak. İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi

/ BUĞDAY DERGİSİ Sayı: 12









© 2017 WebNaturel Doğal ve Sağlıklı Yaşam
Efes TECHNOLOGy