Paylaş


ZEYTİNYAĞINA VERİLECEK PRİM VE AB'NİN DESTEĞİ

ZEYTİNYAĞINA VERİLECEK PRİM VE AB'NİN DESTEĞİ

Türkiye, 900 bin hektar alanda 93 milyon 450 bin zeytin ağacından elde ettiği zeytin üretiminin dörtte birini sofralık, geri kalanı ise yağlık olarak değerlendirmektedir.

Dünya zeytinyağı üretiminde, Avrupa Birliği tekel konumundadır. Avrupa Birliği üretimini İspanya, İtalya, Yunanistan ve Portekiz sağlamaktadır. Türkiye ise üretimde ilk 5 ülke arasındadır. Üretici ülkeler aynı zamanda tüketici konumundadır. Türkiye, üretici ülkeler arasında en az zeytinyağı tüketen ülkedir. Yunanistan'da kişi başına tüketim yıllık 21 kilogram. İtalya'da 12, İspanya ve Tunus'ta 10. Suriye'de 6, Portekiz'de 5 kilogram tüketilirken Türkiye'de bu oran ancak 1 kilogramdır.

Türkiye'nin zeytinyağı üretimine baktığımızda zeytini toplama tekniğinden dolayı bir yıl üretim çok ertesi yıl az olmaktadır. Geçen yıl zeytinyağı üretimimiz 54 bin ton seviyesinde iken bu yıl beklenen üretim 150 ile 180 bin ton arasındadır. Dolayısıyla üretim arzında bir dengesizlik var. Tüketim az olduğundan zeytinyağını ihraç etmekten başka fazla bir alternatif kalmıyor. İhracatın yapılabilmesi için dünya fiyatları ile uyumlu bir politika izlenmesi gerekiyor.

Burada dikkat edilmesi gereken dünya fiyatları ile üreticinin cebine giren paranın birbirine karıştırılmaması. Borsaya bakarak "dünya fiyatı bu kadar, bizde bu fiyatı verelim" mantığı bir çok üründe yaşandı ve yanlış yapıldığı görüldü. Zeytinyağında Avrupa Birliği'nin kendi üreticilerini primle ne kadar çok desteklediğini herkes biliyor ve kabul ediyor.

Geçtiğimiz nisan ayında Altınoluk'ta yapılan uluslararası bir toplantıda Avrupa Zeytinyağı Sanayi Dernekleri Federasyonu (Federation of European Olive Oil indutry Associations-FEDOLİVE) Başkanı Dr. Pareskevas Tokousbalıdes, Avrupa Birliği'nde zeytinyağı üreticisinin çok iyi korunduğunu ve üreticiye kilo başına 1 dolar 30 sent destekleme yapıldığını açıkça dile getirmişti. Ayrıca zeytinyağı tüketimini artırmak için 3 yıllık bir proje kapsamında AB bütçesinden 36 milyon Euro kaynak ayrıldığını da açıklamıştı.

Şu sıralar ülkemiz zeytinyağı politikası üzerine çeşitli çalışmalar yapılıyor. Geçen hafta Ankara'da Hazine, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Tarım Bakanlığı, Tariş ve zeytinyağı ihracatçıları ile sanayicilerinin katıldığı geniş kapsamlı bir toplantı yapıldı. Toplantıda zeytinyağı ile ilgili taraflar her türlü sorunu ele aldılar. Sevindirici olan gelişme geçmişte "düşman kardeşler" olarak tanımlanan sanayicilerle üretici temsilcilerinin bir çok konuda görüş birliği içinde olmaları. Toplantıya katılan herkesin prim sisteminin mutlaka uygulanması konusunda hemfikir olması sorunların çözümüne yönelik umut verici bir ortam olduğunu göstermektedir.

Toplantıda sanayici, ihracatçı, üretici temsilcilerinin ortak talebi zeytinyağında üreticiye kilo başına 60 sent prim verilmesi oldu. 1998-99 sezonunda üreticiye 40 sent prim verilmiş ve Türkiye, tarihinde ilk kez 100 bin tonun üzerinde zeytinyağı ihracatı gerçekleştirdi. 1999-2000 sezonunda üretim az diye prim sistemi uygulanmadı. Oysa sembolik olarak sistemin devamı açısından l sent dahi olsa prim sistemi uygulanmalıydı.

Ankara'da yapılan toplantıya katılan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Nedim Güreli ve Tariş Denetim Kurulu Üyesi Hasan Köşklü ile konuştuk. Her ikisi de yıllardır sektörün içinde öncü isimler. Edindikleri ortak izlenim, zeytinyağında mutlaka prim olacak. Ama bunun ne kadar olacağı ileri ki günlerde netlik kazanacak. Zaten ekim ayında ikinci bir toplantı daha gerçekleştirilecek. Ali Nedim Güreli, Avrupa Birliği'nin ölçü olarak alınmasını ve onların üreticisine yaptığı destekleme gibi. Türkiye'nin de üreticisinin de desteklemesi gerektiği görüşünde.

Hasan Köşklü ise zeytinyağı politikasının sadece prim üzerinde odaklanmaması gerektiğine dikkat çekerek kısaca şunları söyledi: "Üreticinin belli bir maliyeti var. Bu maliyetin üzerine yüzde 30 geçim payı eklendikten sonra fiyat ortaya çıkar. Bu hedef fiyat olur. Dünya fiyatı ile hedef fiyat arasındaki fark kadar üreticiye prim verilmeli. Bu 60 sentte olabilir 1 dolar da olabilir. Ama prim tek politika olarak düşünülmemeli. İhracat, ithalat politikaları, promosyon tanıtım politikaları, ilaçlama, gübre gibi girdi politikaları ile birlikte prim düşünülmeli."

Zeytinyağı ile ilgili her kesimin katıldığı bu toplantılarda konuşulanlar hayata geçirilirse bundan üretici, sanayici, ihracatçı dolayısıyla ülke yarar sağlar. Fındıkta olduğu gibi toplantı üzerine toplantı yapılır, fındık fiyatını da IMF belirlerse bundan herkes zarar görür. Avrupa Birliği'nin zeytinyağı politikası ve yaptığı destekler ortada. Türkiye tam üyesi olmaya çalıştığı AB rotasını mı izleyecek yoksa IMF'in direktiflerini mi yerine getirecek. Hep birlikte bekleyip göreceğiz.


Ali Ekber YILDIRIM / DÜNYA GAZETESİ CINE-TARIM, Eylül 2000

Anahtar Kelimeler


zeytinyağı

,

AB

,

tarım

,

üretim

,









© 2017 WebNaturel Doğal ve Sağlıklı Yaşam
Efes TECHNOLOGy