Paylaş


HEYECAN VE TEHLİKE BAĞIMLILIĞI

HEYECAN VE TEHLİKE BAĞIMLILIĞI

Bazı insanlar için yaşamlarını tehlikeye atmak vazgeçilmez bir tutku iken, bazıları için sakin bir yaşam her şeyden önemlidir. Stres karşısında insanların tepkisi niçin farklıdır?

"Kendimi boşluğa bıraktığım anda duyduğum keyfi size anlatamam" diye konuşan Kristen Ulmer, 25 metre havalanıp, havada bir de takla attıktan sonra yere kayaklarının üzerinde yumuşak bir iniş yaptı. Ulmer 10 yıldan beri kendini profesyonel bir 'adrenalin sporcusu' olarak tanımlıyor. Kuzey Amerika'nın en çılgın kayakçısı olarak ün kazanan Ulmer, kaya tırmanışı, yamaç paraşütü ve dağ bisikleti gibi diğer tehlikeli sporlarla da uğraşıyor. Ulmer şöyle konuşuyor: "Bende heyacan bağımlılığı var. Sonunda ne olacağını bilmediğiniz bir maceraya atıyorsunuz kendinizi; olay sona erdiği zaman duyduğunuz haz ve rahatlama her şeye değer."

Bungee jumping (ayağına ip bağlayıp yüksek bir yerden kendini bırakma), kaya tırmanışı, borsada riskli kağıtlara oynamak gibi tehlikeli girişimler duygularda aşırı tırmanışlara, aşırı duygular da adrenalin sağnağına yol açar. Adrenalinin yüksek dozlara ulaşması Ulmer gibi tehlikeli sporlara meraklı kişilerde haz, normal insanlarda ise sıkıntı ve endişe yaratır.

Bazı insanlar baskı altında sınırlarını zorlayıp gizli kalmış yeteneklerini açığa çıkartırken, bazıları da bu baskının altında ufalanıp gider. Yerinden çıkacakmış gibi çarpan bir yürek, zonklayan şakaklar, kuru bir ağız ve terli avuçiçleri sıkıntı belirtileridir. Öyleyse, kimine keyif, kimine ise sıkıntı veren şey nedir? Cornell Üniversitesi'nden nörolog David McCobb'a göre baskı karşısında insanların sergilediği tepkiler içlerindeki stres alarmı ile ilgilidir. Ve küçücük bir protein molekülü bu alarmın ne zaman kapanıp ne zaman açılacağını belirler. Kiminin ayağına bir ip bağlayıp kendini uçurumdan aşağı bırakmasına, kiminin ise merdivenlerden uslu uslu inmesine yol açan faktör işte bu minik moleküldür. Kriz anları veya olağanüstü durumlar vücutta hormonların çığ gibi salgılanmasına neden olur. Adrenalin bezlerindeki hücreler adrenalini küçük paketler halinde depolar. Bu paketler, beyinden sinyal almaları durumunda içindekileri olduğu gibi kana salar. Ekstra adrenalinin kana karışması kalbin daha hızlı ve güçlü atmasına yol açar. Kan akışı hızlanır, akciğerdeki hava girişleri genişler, ciğerlere daha fazla oksijen dolar. Sonuçta insanın enerjisi artar, tepki verme süresi kısalır (Diyagram).

Adrenalin bezleri, adrenalini kana boca etmeden önce stres dozunun nereye kadar tırmanması gerekir? Bu kişiden kişiye değiştiği gibi, stres eşiği aynı kişide zaman içinde değişiklik gösterir. McCobb, bunun nedenini şöyle açıklıyor, adrenalin, adrenal hücrelerinin zarındaki potasyum kanallarının açılmasıyla serbest kalır. McCobb'a göre bu kanalları oluşturan proteinler iki çeşittir: Birinde küçük, ilave bir parça bulunur. Bu parçanın bulunmadığı kanala 'ZERO' adı verilir. Diğer ek parça McCobb'un 'STREX' adını verdiği küçük bir protein zinciridir. STREX zinciri mevcut ise, kanallar daha çabuk açılır ve adrenalin salgısı kolaylaşır.

Bugüne dek incelediği memelilerin tümünde bu kanalların bulunduğunu tespit eden McCobb, STREX zincirli kanal oranının hayvandan hayvana değiştiğini belirtiyor. Babunlarda, ineklerde ve sıçanlarda bu oranı ayrıntılarıyla inceleyen McCobb'a göre, endişeli sıçan türünde (yeni kafesinde köşeye sinen) STREX oranı, rahat ve huzurlu sıçan türüne göre daha fazla. Babunlardaise bu oran sıçanlara göre biraz daha düşük. Bu oranın en düşük düzeyde seyrettiği hayvan ise hiç kuşkusuz sakin sakin otlayan inekler; ineklerdeki kanalların yalnızca yüzde 15'i STREX bulunuyor. Buna karşın endişeli sıçanlarda kanalların hemen hemen yarısında STREX zinciri mevcut. Ne çayırda tembel tembel otlayan inekte bu oranın düşük olması şaşırtıcı, ne de daha büyük bir hayvanın midesine inmemek için hızlı hareket etmek zorunda kalan farede yüksek olması şaşırtıcı.

McCobb, bu arada STREX zincirinin hayvanlarda türden türe değil, aynı tür içinde hayvandan hayvana da farklılık gösterdiğini ileri sürüyor. Bilim adamına göre hayvanlarda görülen bu durum, insanlardaki macera isteğine (veya nefretine) az da olsa bir açıklık getirebilir. "STREX düzeyi adrenal bezinin hangi hızda içindekileri boca edeceğini belirler. Bu da insanların heyecandan ne anladığını, ne gibi hazlar (veya korkular) peşinde koştuğunu gösterir" diye konuşan McCobb, "Belki de heyecan peşinde koşan insanlar, çekingen ve korkak insanlarla aynı miktarda adrenal salgısına sahip olmak için, daha büyük heyecanlara intiyaç duyar. Kaldı ki riskten kaçan insanlar, emniyet sınırlarını pek fazla zorlamaya yanaşmaz; adrenalin salgılarını mümkün olduğunca normal düzeyde tutmaya çabalarlar" diye konuşuyor.

Herkes için 'mükemmellik' kavramı farklıdır. Ancak adrenalin salgısı için mükemmel düzey, orta karar hormon salgısı anlamına gelmektedir. "Ilımlı bir stres keyif verir" diye konuşan Stanford Üniversitesi'nden nörobiyolog Robert Sapolsky, "Yüksek STREX düzeyliler için 'Sapık' filmindeki banyo sahnesini izlemek veya satranç turnuvasını kazanmak yeterlidir. Ancak düşük düzeyli STREX'liler için daha stresli durumlara ihtiyaç vardır" diyor.

Ne var ki, keyif veren bir şeyin miktarı arttıkça verdiği keyif azalır. Sapolsky'ye göre bir sıçan bile bunu bilir. Damardan stres hormonu almak için deliler gibi bir manivelaya basıp duran sıçanlar, bu çabalarını bir noktada keser. Bu nokta stres hormonunun bol, ancak aşırı olmadığı düzeydir.

Sapolsky stres hormonlarının insanlara doğrudan zevk vermediğini, aksine fiziksel stres altında, insanların kötü duruma düşmelerine engel olduğunu belirtiyor. Sapolsky bu durumu şu örnekle açıklıyor: "Yırtıcı bir hayvan bağırsaklarınızı deştiği zaman, yapacağınız şey şoka girmek değil, oradan kaçıp kurtulmaya çalışmaktır."

Adrenalin bağımlılığı

Öte yandan McCobb, heyecan peşindeki insanlarda adrenalin bağımlılığı olasılığının veya her geçen gün giderek artan bir adrenalin düzeyi ihtiyacının da göz ardı edilmemesi gerektiğini söylüyor. Bu arada bağımlılığa tek başına adrenalinin neden olmadığını, gerçek nedenin sonuçta insanları kıskacı altına alan tepkiler silsilesi olduğunu ileri sürüyor. Adrenaline ek olarak, kortizol ve glukocortikoid stres hormonu ailesine ait başka hormonlar da salgılanır. Bunlar, daha sonraki aşamada kimsayal haberci konumundaki dopamin salgısını tetikler. Sapolsky'ye göre dopamin nörokimyasal olarak keyif verici bir maddedir.

Kısa bir süre bol miktarda dopamine maruz kalan insanlar bir keyif denizi içine yuvarlanır. Ancak kronik stres söz konusu olduğu zaman dopamin ve endorfin (bir diğer keyif verici kimyasal) düzeyi süratle düşer. Eskiden hissettiğiniz ağrılar yeniden kendini hissettirir ve depresyon sinsi sinsi yaşamı etkisi altına alır. Sapolsky, "Çıkışlar ne keder bağımlılık yaratıyorsa, inişler de o kadar yıkıcıdır" diyor. Stres sona erdiği zaman insanlar, başlangıç noktasına geri döner. Bazı durumlarda başlangıç noktasının da altına iner. Bir heyecan dalgasıyla yeniden çıkış yapmak ve o keyfi yeniden yaşamak istemek bir anlamda insanları bağımlılık tuzağına düşürür. Ancak her seferinde aynı keyfi yaşamak için heyecan düzeyinin giderek yükselmesi gerekmektedir.

Kaliforniya, Scripps Araştırma Enstitüsü'nden nörofarmakolog George Koob, stresin verdiği zevki iki parçalı bir süreç çerçevesinde ele alıyor. Birinci bölümde, uçaktan atlamak gibi asıl stres olayı yaşanır. "Bu pek çokları için düşünmesi bile heyecan uyandıran stres olayıdır" diye konuşan Koob, "Yere sağ ve salim inince ikinci bölüm başlar; vücut endorfin hücumuna uğrar. Kişi bir kez daha atlamaya karar verdiğinde ilk atlayışında duyduğundan daha büyük bir istek duyar" diyor. Bu ikinci bölüm psikolojide "Zıt Süreçler Teorisi" olarak bilinir. STREX Teorisi ile Zıt Süreçler Teorisi arasında çok büyük bir uyum olduğunu söyleyen McCobb, "Stres tepkisi yüksek olan kişiler bu ilk bölümü geçemezler" diye konuşuyor. Oysa STREX'i düşük düzeyde seyredenler, aynı heyecanı rahatlıkla ikinci kez yaşarlar.

Tehlike düşkünü T tipi kişilikler

Philadelphia, Temple Üniversitesi'nden Frank Farley, tehlikeyi seven kişileri T tipi olarak nitelendiriyor. T tipi insanlara en güzel örnek ekstrem sporlara meraklı olan kişilerdir. Ancak Farley'e göre bir insanın adrenalin düzeyinin yükselmesi için mutlaka yüksek bir binanın çatısından atlaması gerekmez. Seks ve kumarın da aynı etkiyi yarattığını söyleyen Farley, yalnızca bedeninin değil aklının da sınırlarını zorlayan kişilerin T tipi olduğunu işaret ediyor.

Bilim adamları bu arada satranç turnuvasına katılan kişilerin adrenalin düzeyini ölçtüler. Ve bunların T tipi olduğunu ortaya çıkarttılar. Albert Einstein'ın tipik bir T tipi olduğunu belirten Farley, "Yeni bir Evren yaratan Einstein, aklın sınırlarını büyük ölçüde zorluyordu" diye konuşuyor.

Bir insanın T tipi olup olmaması büyük bir olasılıkla beyindeki dopamin reseptörlerini etkileyen iki gene bağlı. Bağımlılığa yatkın ve düşünmeden hareket etme eğilimi gösteren kişiler üzerinde sürdürülen bir çalışma, beyindeki zevk ve mutluluk duygularını algılayan dopamin reseptörlerinin az sayıda olduğunu gösterdi. Dolayısıyla bu insanlar varolan reseptörlerini uyarmak için zevk veren madde ve faaliyetlere aşırı ilgi duyuyorlar.

Ancak bu da her şeyi açıklamaya yetmiyor. Bazı bilim adamları, McCobb'un düşük STREX'li hayvanları ile heyecan meraklısı insanları arasında çok büyük benzerlikler olduğunu ileri sürüyor. Bu ortak özelliğin başında, heyecan karşısında telaşlanmamak ve soğukkanlılığını sürdürmek geliyor. "Tehlikeyi seven insanlar zorlukları şaşırtıcı bir soğukkanlılıkla karşılar" diye konuşan Farley, "Bu insanlar korkmadıkları gibi endişe de duymazlar" diyor. Ulmer de yarış pistine çıkmadan önce şöyle diyor: "Ne korku ne de heyecan duyuyorum."

Farley'e göre tehlike karşısında soğukkanlılığını koruyan insanların başında Bill Clinton geliyor. "Monica Lewinsky davası ile ilgili kamuoyuna yaptığı açıklamada mükemmel bir performans sergiledi" diye konuşan Farley, insan topluluklarının gelişmesi için tehlikeleri göze almalarının şart olduğunu ileri sürüyor. Geçmişte risk alanlar yeni kıtaları keşfettiler, ülkelerini savunmak için düşmanlarıyla savaştılar. "Bütün bunlar türlerin yaşaması için Gerekliydi" diye konuşan Delaware Üniversitesi'nden psikolog Marvin Zuckerman, "Tehlike ve heyecanın evrimsel işlevini göz ardı etmemek gerekiyor" diyor.

McCobb, bu arada stres tepkilerinin kontrolu konusuna da değiniyor: "Stres tepkileri ister genler, isterse yaşam tarzı tarafından denetlensin; önemli olan kontrolu elden kaçırmamak. Gereğinden fazla adrenalin salgılamak istemeyiz. Adrenalin salgısını optimum düzeyde tutmanın çok büyük yararları var. STREX'in ortaya çıkarttığı güce gem vurmak çok önemlidir. Bu konuda yoga, meditasyon ve yatıştırıcı bir müzik etkili olabilir."


Reyhan OKSAY / NEW SCIENTIST 29 Nisan 2000









© 2017 WebNaturel Doğal ve Sağlıklı Yaşam
Efes TECHNOLOGy