Paylaş


EKO-TURİZM

EKO-TURİZM

Tüketmeden keşfetmek

Turizm sektörü, bugün dünya çalışanlarının yüzde 7'sine ekmek sağlıyor. Ancak ülkeler için de önemli bir gelir kaynağı olan turizm faaliyetlerinin yerel kültürlere ve eko-sistemlere geri dönüşü olmayan olumsuz etkileri diğer ‘kâr’ları gölgeliyor. Oysa ‘alternatif turizm’ sektörünün sunduğu yeni seçenekler ülkelere, mevcut doğal ve kültürel zenginliklerin korunması gibi kalıcı kârlar getiriyor. Tüm dünyada eğitsel ve ekonomik açıdan tatmin edici gezilere rağbet giderek artıyor. Dünya Turizm Örgütü’ne göre turizmde en hızlı büyüyen sektör doğa turizmi ve onun alt bölümünü oluşturan eko-turizm, yılda yüzde 10-50 arasında gelişme gösteriyor.

TARIMA dayalı toplumların oluşumundan bu yana insanlar sürekli kendilerine sonsuz gibi gözüken ufukları keşfetme dürtüsüyle hareket ettiler. Merak, daha sonra dinsel, coğrafik ve ekonomik fetih dürtüsüne dönüştü ve halen süregelen keşif isteği insanları turizme yöneltti.

Planlı turizm ya da keyif amaçlı seyahat etme alışkanlığı, iletişim ve ulaşım sektörlerinde ‘atlanan çağ’ı ve herkeste gezme ilhamını ve imkanını arttırdı. Dünya Turizm Örgütü'nün verilerine göre 1999 yılında 663 milyon kişi uluslararası seyahate çıkarak 453 milyar dolar harcadı.

Turizm sektörü bugün dünya çalışanlannın yüzde 7'sine ekmek sağlıyor. Gelir düzeyi düşük olan ülkelerdeyse çok önemli bir ‘ihracat’ kapısı. Ancak turizm faaliyetlerinin yerel kültürlere ve eko-sistemlere geri dönüşü olmayan olumsuz etkileri diğer kârları gölgeliyor.

Aslında turizm, ev sahipliği yapan ekonomiye şaşırtıcı derecede az kazandırıyor. Turistlerin harcadığı para çoğu zaman yabancı tur organizatörleri, hava yolları, büyük/zincir oteller ve diğer servislere aktığı için turizmin yapıldığı ülkeyi terk ediyor.

Ancak artık ‘alternatif turizm’ sektörünün sunduğu yeni seçeneklerle bu durum değişiyor. Mevcut doğal ve kültürel zenginliklere en az etkisi olan ve aynı zamanda eğitsel ve ekonomik açıdan tatmin edici gezilere giderek daha çok rağbet ediliyor. Dünya Turizm Örgütü'ne göre doğa turizmi, turizmde en hızlı büyüyen sektör. Doğa turizminin bir alt bölümünü oluşturan eko-turizm ise yılda yüzde10-50 arasında gelişme gösteriyor.

‘Tora’dan turizme...

İbranicede ‘tora’ (araştırma, öğrenme) kökünden gelen turizm kelimesi çoğu zaman dinlenme, öğrenme ve insanın kendisini geliştirmesiyle bağdaştırılır. Geçtiğimiz yıllarda anlamlı ve eğitsel deneyimlerin yaşanabileceği gezilere olan talep büyük bir artış gösterdiği için tur organizatörleri ve seyahat acentaları turizm sektöründe farklı kategoriler sunmaya başladı: Macera turizmi, kültür/din turizmi, gastronomi turizmi, eşcinsel turizmi gibi. Eko-turizm en geniş ve en çok istek gören alternatif turizm şekli olma yolunda. Henüz tanımı yapılamayan eko-turizmi karakterize eden ortak noktalarsa şöyle sıralanabilir:

• Doğaya karşı sorumluluk; yaban hayat, habitatlar ve eko-sistemler bozulmamalı

* Sürdürülebilir bir yaklaşım sunmalı; doğal varlıkları ve yörenin kültürel yapısını, insanların yaşam tarzlarını etkilememeli

• Ziyaretçiyi doğa ve doğa koruma konularında besleyebilmeli

• Yöredeki doğa koruma çabalarına katkıda bulunmalı.

Eko-turizm söz konusu olduğunda başta unutulmaması gereken şey bunun bir ‘iş’ yani ticari bir girişim olduğu.

Bir eko-turizm projesi her ne kadar doğru değerler üzerine kurulmuş olsa da, ekonomik başarısı sağlanmadığı takdirde sürdürülmesi mümkün değil. Başarıya ulaşamayan eko-turizm inisiyatifleriyse yörede yaşayan insanları, gerçekleşemeyen beklentileri yüzünden hayal kınklığına uğratabilir ve güvenlerini sarsabilir.

Dolayısıyla, eko-turizme kalkışacak herhangi bir kişinin, kârlılık konusunu ciddiye alması gerekir ve tecrübeli tur organizatörleri ve acentaların deneyimlerinden faydalanmalıdır. Ayrıca, yatırım kaynağı sağlama potansiyeli olan farklı kurumlarla da sıkı ilişkiler içinde olmalı, özellikle de yasal ve ekonomik altyapı sağlayan devlet kurumları bunlar arasında yer almalıdır. Duyarlı ve eğitimli bir tüketici kitlesine hitap eden eko-turizm, kendisine has doğal ortamlarda, kendisine has canlı türleri ve habitatlarla eğitsel ve etkileşimli bir ilişki sunma

potansiyeline sahiptir. Bu potansiyeli gerçekleştirebilmek için doğa koruma uzmanları baştan projeye dahil edilmelidir. Bunun yanı sıra yöre insanlarına da baştan danışılarak proje geliştirilmeli ve her etapta onlarla yürütülmelidir. Sağladıkları yararlar hakkında halen bazı soru işaretleri bulunsa da, eko-turizm ve diğer alternatif turizm şekilleri dünyanın her yerinde artış gösteriyor.Halk, STK'lar ve kamu kurumları sertifikasvon yöntemleri aracılığıyla eko-turizm için bazı standartlar geliştirmeye yönelik çalışmalar yaparak eko-turizmdeki bu patlamayı kontrol etmeye çabalıyor.

Ancak bu çalışmalar şimdilik birbirinden kopuk ve yetersiz. Henüz ülkemizde varolmayan bazı sertifikasyon yöntemlerini oturtmaya çalışan kurumlar ve örnek çalışmalar arasında Conservation International (www.ecotravel.org), Meksika'da ülke çapındaki eko-turizm planlaması (www.amtave.com/amtave/comon.html), Belize'de bölgesel, yerel halka dayalı eko-turizm (Toledo Eco-tourism Association) ve Green Globe 21 (www.greenglobe21 .com) bulunuyor.

Herkese sorumluluk düşüyor.

Tüketiciler: Tüketiciler, yani turistler, eko-turizm piyasasına yön verir. Dolayısıyla tüketicinin eğitimi eko-turizmin başarıya ulaşması için kaçınılmazdır. Bugün gittiği yerde sıcak su, coca cola gibi ‘ihtiyaçlardan’ özveri yapamayan (ve yörenin doğa ve kültürünü gözardı eden) bir turist profili hem gezi öncesinde, hem de sırasında eğitimden geçmelidir. Medya, yerel yönetimler, tur düzenleyen acentalar vb. turistleri, faaliyetlerinin yöreyi nasıl etkilediğini bilgilendirmekle yükümlüdür.

Seyahat acentaları ve tur organizatörleri: Bu kesim, işin kâr amacını kavrayan, safarilerden dokunulmamış kumsallardaki tesislere kadar her şeyi eko-turizm adı altında paketleyen büyük acentalardan doğa koruma için çalışan ve turizm konusunda profesyonel olmayan ufak STK'lara kadar çok farklı bir yelpazeyi içerir.

Doğa korumacılar: Belki de eko-turizm fikrini ilk ortaya atan bu kesim, bugün eko-turizmin ekolojik açıdan hassas bölgelere gelir vaat etmedeki önemini sindirmiş durumdadır, ancak bu faaliyetlerin çevresel boyutunun gelişim stratejilerine göre arka planda kaldığı endişesi içerisindedirler. Doğa korumacılar, biyologlar ve planlamacılar resmi eko-turizm girişimlerinde anahtar kişilerdir. Eko-turizmin ‘eko’su onlardan sorulur!

Yöre halkı: Ekolojik açıdan hassas bölgelerde yaşayan insanlar bu alanlar için hem en büyük tehdidi hem de en önemli ümidi temsil eder. Çoğu zaman bir yörenin kültürel özellikleri çevrenin özellikleri ile uyum içinde oluştuğu için, eko-turizmin önemli bir hedefi de yerel örf ve adetlerin, alanın geleneksel kullanımının ve etkileşimin devam etmesini sağlamaktır. Bunun için eko-turizm projelerine yerel halkın planlama aşamasından itibaren katılımı çok önemlidir. Bu güvenin ve işbirliğinin oluşabilmesi sabır ve zaman gerektirir. Bir eko-turizm projesinin başarısı sonuçta yöre halkını nasıl etkilediği veya etkilemediğine dayanır.


Njogu MORGAN 'Evaluating Eco-tourism'den derleyen ve çeviren: Esra BAŞAK

/ BUĞDAY Sayı: 11









© 2017 WebNaturel Doğal ve Sağlıklı Yaşam
Efes TECHNOLOGy