Paylaş


GÜNEŞ ve AY ÜZERİNE İNANIŞLAR

Bir varmış bir yokmuş. Çok eski zamanların birinde, birbirine delice tutkun iki aşık varmış. Bu iki aşıktan cesur, korkusuz erkeğin adı Ay, hırçın, kaprisli güzelliğiyle herkesin gözlerini kamaştıran kadınınki ise; Güneş’miş. Ay ve Güneş birbirlerine sahip oldukları için tutkuyla yaşamlarını sürdürüyorlarmış, ikisi de çılgınlar gibi eğleniyor ve mutluluktan ne yaptıklarını bilmiyorlarmış. Bir gün bu iki sevgili bilmeden Tanrıları kızdırmışlar. Tanrılar bu iki aşığı, Ay ve Güneş'i, nasıl cezalandıracaklarını düşünmüşler ve onlara verilebilecek en büyük cezanın, birbirlerinden ayırmak olduğuna karar vermişler. Bilmeden yaptıkları bir hatadan dolayı, birbirine delice tutkun iki aşık, birbirlerinden çok uzaklara sürülmüşler. Cesur kahraman Ay, karanlığın bekçiliği için geceye, güzelliğiyle göz kamaştıran Güneş ise; gündüze sürülmüş. O gün, bugündür bu iki sevgili birbirlerine "kavuşacakları günü beklerler", diye. Ay ve Güneş'e ilişkin bu ve buna benzer bir çok inanış vardır Anadolu topraklarında.

Güneşin göz kamaştırıcılığı;

İnsanların güneşe bakamamasının, daha doğrusu güneşe baktıklarında gözlerinin kamaşmasının nedenini İsmet Zeki Eyüpoğlu, Anadolu inançları, Anadolu Mitolojisi adlı kitabında şöyle açıklıyor: "Güneş çok güzel bir kızmış. Bütün gözler ona çevrildiği için bir türlü yer yüzüne çıkmak, insanlara görünmek istemezmiş. Erkekler ona bakınca utanırmış. Annesi bakmış ki, bu iş yürümeyecek. Düşünmüş, taşınmış güneşe birçok iğne vermiş. Dünyaya çıktığında kim senin yüzüne bakarsa bu iğneleri onun gözüne batır demiş, insanoğlunun yüzyıllardır güneşe bakamamasının nedeni bundanmış.

Güneş çarpması;

Antik çağ uygarlıklarından Tanrı / Tanrıça sayılan güneş, yeryüzündeki bütün canlıların yaşamasını sağlayan, ekinlerin oluşmasını, olgunlaşmasını, lezzetlenmesini sağlayan, insanlara huzur ve mutluluk veren yüce bir güçtür. Güneş için büyük şölenler düzenlenirdi. Hemen hemen herkesin katıldığı bu şölenlerde kurbanlar verilir adaklar adanırdı. Güneş'e karşı yapılacak bir saygısızlık asla affedilmez ve cezasız kalmazdı. Güneş, insanoğlunun çalışması için yeryüzünü aydınlatıyordu. Güneş'in bu lütfuna karşın, güneşe karşı yatıp uyuyan, çalışmayan kimseler cezasız kalmazdı, güneş bunları çarpardı.

Ay ve lekeler;

İnsanlar çok eski çağlardan beri ay üzerinde çeşitli inanışlara sahip olmuşlardır. Bunların başında ayla ilgili olan ayın üzerindeki insan suratını andıran şekildir. Hitit’ler, Roma’lılar, Mısır’lılar bu şekle ilişkin bir sürü masallar uydurmuşlardır. Bunların başında aydaki adam gelir. Dünyada yaptığı kötülüklerle bilinen ve çok kötülük yapan bir adam varmış. Tanrılar bu adamı cezalandırmak için onu tek başına aya sürmüşler. Başka bir mitosa göre de Ay annesini seven yaramaz bir çocukmuş. Annesi çamaşır yıkarken, yaramazlık yapmaya devam etmiş, annesi de Ay'a kızarak yıkadığı çamaşırlardan birisini Ay'ın yüzüne atmış ve Ay'ın yüzünde lekeler oluşmuş.

Ay'dan gelen delilik;

Ay ile ilgili birçok inanış vardır. Gerek Anadolu topraklarında gerekse diğer medeniyetlerin kurulduğu yerlerde bu inanışlardan en yaygın olanlarından birisi, yeni doğan bir aya bakan insanın uğursuzlukları üzerine çekeceğidir. Özellikle kelimelerinin kökeni, Roma’lıların Ay Tanrıçası Luna'nın adından türemiştir. Hatta Anadolu'da çok küçük çocukların gece aya bakmaları iyi sayılmazken birkaç aylık bebeklerin aya bakması uğursuzluk sayılırdı. "Halk arasındaki bir söylentiye göre de ay, suya

dolaşan, bütün gök varlığının en güzeli, sevgilisi olan Ay, suya düşmeden dolayı utanır, onu böyle görmek isteyenlere kızarmış. (Eyüboğlu)

Ay, Güneş ve Yağmur

Gerek ay, gerekse güneş ilkçağ uygarlıklarında ve eski Türkler'de büyük bir öneme ve değere sahipti. Türk’lerin Şamanizm inancına sahip oldukları dönemlerde, düzenlenen şölenlerde Şamanlar ay için dualar ve şiirler okurlarmış ve yine aya bakarak geleceğin yağışlı, bereketli olup olmayacağını söylerlermiş. Hilal şeklindeki ayın iki ucu aşağıya doğru bakıyorsa, o ay yağışlı, iki ucu yukarıya doğru bakıyorsa, o ay kurak olacak demekmiş. Kaşkarlı Mahmut tarafından yazılan Divan-ı Lügaati't-Türk te de ayın çevresinde bir hale belirmesinin, Türkler arasında uğurlu sayıldığını, bunun yağmura işaret olduğunu yazar. Anadolu inançları, Anadolu Mitolojisi adlı yapıtında da, Eyüboğlu güneş ve yağmur üzerine şunları yazıyor:

"Güneş insanlara kızınca, gücenince kuraklık başlar, yağmur yağmazmış. işte Anadolu'nun birçok yerlerinde bugün düzenlenen yağmur duası, Güneş'in gönlünü yapmak, yağmur yağmasını sağlamak içindir. Bu inanç da eskiçağ Anadolu dinlerinden kalmadır. Bugün bu, kaynağı bilinmeyen, İslam Dini'nin etkisiyle yerleştiği sanılan bir inançtır. Kimse bunun çok eski çağlardan kaldığını, çok Tanrılı dinlerle bağlantılı olduğunu bilmez bile...

Kaynakçalar

1 İsmet Zeki Eyüboğlu, Anadolu inançları, Anadolu Mitolojisi, Geçit Yayınları, İst, 1987, S 6i

2 Hayat Ansiklopedisi, Doğan Kardeş Yayınlan, l. Cilt, İst, 1983, S 483

3 İsmet Zeki Eyüboğlu, Anadolu inançları, Anadolu Mitolojisi, Geçit Yayınları, İst, 1987, S72


Kadir CEBECİ / THE BEST









© 2017 WebNaturel Doğal ve Sağlıklı Yaşam
Efes TECHNOLOGy