Paylaş


SOYA

SOYA

Doğanın mucize bitkisi

Soya fasulyesinin tarihine baktığımızda doğu mutfağında oldukça önemli bir yeri olduğunu görüyoruz. Yaklaşık 5 bin yıl önce Doğu Asya ovalarında keşfedilen soya Asya halkının beslenme alışkanlığında bir devrim yaratmış ve vazgeçilmez olmuştur. Batı ülkelerinde ise soyanın önem kazanması 20. yüzyılda başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında protein ve yağ teminindeki yetersizlikler, soya fasulyesinin insan gıdası olma yönündeki önemini arttırmıştır. Günümüzde ise soya, dünyada en çok yetiştirilen ürünlerden biridir. Yaratıcıasçılar, soya kullanarak yemeklerine çesit katmışlardır. Soya ile yapılan yemekler lezzetli olduğu kadar sağlık yönünden de oldukça yararlıdır. Insan sağlığı açısından önemini ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri keşfetti ve Amerikalı üreticiler bu önemli keşfe vakit kaybetmeden cevap verdiler. Ilk önce Orta ve Batı Amerika`da yetiştirilmeye başlanan soya fasulyesi, seri bir şekilde tüm ülke geneline yayıldı ve 26 eyalette soya fasulyesi ekimine başlandı.

Amerika`daki soya fasulyesi yetiştiriciliği, Meksika Kanalı`ndaki büyük limanlara yapılacak nakliyati kolaylaştırmak amacı ile daha ziyade Mississippi Nehri etrafındaki eyaletlerde gelişti.

Soya fasulyesi diğer yağ tohumlarına göre bazı avantajlara sahiptir: Örneğin uzun süreli depolama ve uzun mesafeli sevkiyatlara elverişlidir. Kolay kolay bozulmaz. Soya fasulyesinin hasadı diğer yağ tohumlarına göre daha kolaydır. Bütün hasat işlemi tam otomatik olarak el değmeden yapılabilir. Soya fasulyesinin başka bir avantajı da yetişme süresinin çok kısa olması nedeniyle (ekilen tohumlar 3-4 ay içinde hasata hazır hale gelir) ürünün dünyadaki talebe adapte edilebilmesidir. Hasat mevsiminde toplanan soya fasulyesi, hiçbir işlem yapılmadan nakliye araçlarına yüklenir ve işleme birimlerine aktarılır. Hedefine ulaşan fasulyeler araçtan indirilip yağ değirmenlerine taşınır. Temizlendikten sonra özel makinalarda parçalanarak ince tabakalara ayrılır. Bu işlemler yağ hücrelerinin direncini kırdığı gibi, yağı çıkarılacak ürünün yüzeyini de genişletir.

Daha sonra, fasulyenin bünyesinde barindırdığı yağ uçucu özellikte bir çözücü kullanılarak ekstraksiyon yöntemi kullanılarak çıkarılır. Kullanılan bu çözücü distilasyon (damıtma) yöntemi ile kolaylıkla elimine edilebilir. Ardından gelen rafinasyon işlemi ile tat ve koku veren bütün maddeler ayrılır. Bütün bu kırma ve rafinasyon işlemleri soya fasulyesinin doğal bileşenlerini korumak amacı ile büyük bir titizlikle kontrol edilir. Bu işlemlerden geçirilen yağ, sofra yağı ve kızartma yağı olarak mutfaklarda kullanılabileceği gibi margarin, mayonez ve çesitli sosların üretiminde temel hammadde görevini görecek kek, kurabiye, bisküvi, kraker gibi çeşitli hazır unlu mamullere lezzet katacaktır.

Bütün bitkisel yağlar gibi, soya yağı kolestrolsüzdür. Doymuş yağlar açısından da fakirdir. Soya yağında omega-3 ve omega-6 adlarıyla bilinen iki tür yağ asidinin kendine özgü bir karışımı bulunmaktadır. Soya yağındaki
omega-3 yağ asitleri kalp hastalığı riskini azalttığı kanıtlanan balık yağının içeriğindeki yağ cinsine benzer özelliktedir. Bir çay kaşığı soya yağında, yaklaşık 5 gram yağ ve 45 kalori bulunur. Yağ, temel bir besin olsa da çoğu Amerikalı, bu besini gereğinden fazla tüketmektedirler. Sağlık uzmanları tüketicilere yağdan alınan kalorinin toplam kalori miktarının %30`unu aşmamasını salık vermektedirler. Pekçok beslenme uzmanına göre yağın gıda tüketimindeki oranı %20`yi geçmemelidir.  

Amerikalılar şu anda aldıkları kalorinin %37`sini yağdan elde etmektedirler. Tüketilen gıda içerisinde yağın konumu, konunun sadece bir yönünü oluşturmaktadır. Yemek pişirmek için seçeceğimiz yağın, çoklu doymamış ve/veya tekli doymamış yağ asitleri açısından zengin yağlar olması çok önemlidir. Böylelikle kandaki kolestrol oranının düşürülmesi mümkün olur. Soya yağı, çoklu doymamış yağ içeriği açısından zengindir.


15.02.2008

Filiz Eroymak

Anahtar Kelimeler


soya

,

fasulye

,

yag

,

besin

,









© 2017 WebNaturel Doğal ve Sağlıklı Yaşam
Efes TECHNOLOGy