Paylaş


BİTKİLERLE TEDAVİ

BİTKİLERLE TEDAVİ

Anadolu zengin bitki örtüsünün yanında pek çok medeniyetin de merkezi olmuştur. Hititler, Frigyalılar, İyonlar, Grekler, Romalılar, Bizans ve Türk Devletleri... bu yarımadada hüküm sürmüştür. Tarihin en eski devirlerinden beri, Anadolu'da yetişen bitkiler, bu yarımadaya yerleşen değişik kültürlere sahip insanlar tarafından ilaç olarak kullanılmıştır. Değişik kültürlere ait bilgilerin biraraya gelmesi, bitkilerin ilaç gibi kullanılması, çevre ülkelerden farklı, zengin bir folklorik bilgi birikiminin meydana gelmesini sağlamıştır. Anadolu'nun çağlar boyu bitkisel ilaç veya bitkilerin ilaç gibi kullanımı bakımından zenginliğine birkaç misal verelim:

Hititlerin başkenti olan Hattuşaş (Boğazköy)'da yapılan kazılarda, o devirde kullanılan tıbbı" bitkiler hakkında önemli bilgiler bulunan tabletler elde edilmiştir. Bu tabletlerde meyan kökü, adamotu, badem, banotu, defne, mazı, mersin, sarımsak, üzerlik, haşhaş.. gibi bugün de bilinen ve kullanılan pek çok droğun ilaç olarak kullanıldığını görüyoruz. Anadolu'da Ecbalium elaterium bitkisi" cirtatan, acıdülek, eşek hıyarı, acı kavun" diye adlandırılmakta ve meyvenin usaresi sinüzite ve sarılığa karşı halk ilacı olarak kullanılmaktadır. Bu kullanılış Kozan ciavarında doğmuş olan meşhur Grek hekim- eczacısı Dioscorides’in (MS 20-79) Materia Mededica adlı eserinde, Anadolu’da kullanılmasından dolayı, kayıtlıdır. Lokman Hekim'in de Anadolu'da yaşadığı kabul edilmektedir. Efsaneye göre, Lokman, bitkilerin dilinden anlar ve onlarla konuşurmuş. Bitkiler de ona hangi derde deva olduklarını söylerlermiş. Lokman Hekim, ölümsüzlük ilacını bile bulur, bunu Ceyhan nehri üzerindeki Misisipi Köprüsü'nden geçerken elinden uçar. Efsanede ölümsüzlüğe çare olan bitkilerin Anadolu'da bulunması, bu yarımadanın bitkilerinin ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Ne dersiniz? Anadolu'da bitkiler halk ilacı olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Takriben otuz yıldır yaptığımız araştırmalar sonucu kırsal bölgelerdeki kullanımı aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir: Köylülerin kendi bilgileriyle, yaşlıların tavsiyesi ile; şeyh ve şıhlar, halk hekimleri ve ocaklar vasıtasıyla.. Bu sınıflandırmanın dışında kendilerine halk doktoru, ot doktoru gibi isimler verenler de bulunmaktadır. Bunları da "Diğerleri" başlığı altında inceleyeceğiz.

KÖYLÜLERİN KENDİ BİLGİLERİYLE

Köylerde, köylüler genellikle basit veya günlük rahatsızlıkların çevrede yetişen uygun bitkileri toplayarak tedavi ederler. Günlük rahatsızlıklar ishal, mide ağrısı, hazımsızlık, soğuk algınlığı, vücudun değişik bölgelerindeki ağrılar, kesikler, yaralanmalar, el, kol veya vücudun değişik kısımlarındaki iltihaplar ve benzeri hastalıklar olarak düşünülmelidir. Çevrede yetişen bitkilerin değişik kısımları (kök, yaprak, çiçek, tamamı) veya kurutulmuş halde yukarıda amaçlarla kullanılır. Köylerde, bitkilerin kullanılış şekilleri son derece basittir ve çay halinde içilir, olduğu gibi yenir, üzerine konur, lapa halinde tatbik edilir. Birkaç örnek verelim: Anadolu'nun hemen her bölgesinde, sinir otu, beşdamar gibi isimler verilen Plantago majör veolata bitkisinin taze yaprakları, iltihap henüz patlamamış, enfeksiyonlu kısımların üzerine sarılır ve çıbanın olgunlaşması iltihabın dışarı akması sağlanır. Aynı bitki Özbekistan'da da aynı amaçlar için ("çıpkan deşken "-çıban deşici olarak) kullanılmaktadır. Bu bilgi, halen bu konuda sahip olduğumuz bilgilerin bir kısmını Orta Asya'dan getirdiğimizi gösteren önemli bir örnektir.Güney Anadolu'da dam koruğu dediğimiz Sedum türlerinden biri (Sedum palli-clum) son derece değişik bir şekilde kullanılmaktadır. Sedum, yaprakları etli bir bitkidir. Ayağında mantar hastalığı olanlar, bu bitkiyi ayakkabılarının içine taze iken koyarlar ve bu şekilde bir süre giyerler. Ayrıca ayaklar, bu bitkinin su ile kaynatılmasıyla elde edilen çözelti ile yıkanır. Güney Anadolu'da Helichrysum türlerinin (Antakya civarında kudama çiçeği, daz çiçeği; başka bölgelerde yayla çiçeği, herdem taze; aktarlarda ölmez çiçek, altın otu adı verilmektedir.) sarı çiçekleri de, çay gibi içilerek böbrek taşı düşürücü olarak kullanılmaktadır. Örnekleri artırmak mümkündür.

YAŞLILARIN TAVSİYESİ İLE

Köylüler, bazen, köylerinde veya yakın köylerde oturan yaşlılara (kocakarı, teyze, amca, dayı diye isim verdikleri) geçmeyen, uzayan rahatsızlıklarını danışırlar. Hemen her köyde veya bölgede, bitkileri ve şifasını köylülerden daha iyi bilen yaşlı bir teyze bulmak mümkündür. Bu yaşlılar da bilgilerini annelerinden, babalarından veya bu işi bilen büyüklerinden öğrenmişlerdir. Kullandıkları bitkiler çevrede yetişir. Basit ilaçlar hazırlarlar.

ŞEYH VE ŞIHLAR

Doğu ve Güney Doğu Anadolu'da "şeyh veya şıh" denen kişiler bulunmaktadır. Bunlara dini konuların yanında diğer konular da danışılır. Çevrelerinde önemli etkileri vardır. Bu kişiler de, değişik rahatsızlıklarda bitkileri ilaç gibi kullanmaktadırlar. Ruhi bozukluklar ve akıl hastalıkları olan kişiler de şeyhlere getirilmektedir. Bilgilerini kendileri gibi şıh olan baba veya amca gibi yakınlarından almışlar, Arapça ve hatta Farsça bildikleri için, eski İslam Tıp kitaplarını okuyup tedavilerini genellikle bu kitaplardaki ilaçlara göre yapmaktadırlar. Bu yüzden ilaçlarında genellikle yurt dışından getirilmiş sinameki, tarçın, kara halile, ravend gibi droglar bulunmaktadır. Hazırladıkları ilaç formları basit değildir. Merhem, hap gibi gelişmiş ilaç şekillerini yapar. Tedavilerini ilacın yanında "okuma, üfleme" gibi yöntemlerle de takviye ederler.

HALK HEKİMLERİ

Güneydoğu, Kuzey ve bilhassa Doğu Anadolu'da halk hekimleri bulunmaktadır. Halk hekimleri hastalarını genellikle evlerinde kabul ederler ama gerektiğinde hastanın evine veya bulunduğu yerlere de giderler. Herhangi bir dini nitelikleri yoktur. Günlük ve uzamış rahatsızlıkların tedavisi yanında basit ameliyatları (çıban deşme, apse temizleme..) yapar ve kırık çıkıklara da müdahale ederler. Tedavilerinde kullandıkları bitkiler çevrede yetişenlerdir. Yetişmeleri usta-çırak yöntemi iledir. Kullandıkları ilaç formları içinde lapa şekli önde gelmektedir. Hastalarından tedavi ücreti olarak, çok olmasa da, bir ücret alırlar.

OCAKLAR

Ocak kelimesinin bir anlamı da "iyi tanınan, geniş bir aile veya bu ailenin bir ferdine verilen isim" şeklindedir. Anadolu'da "Ocak" olan kişinin atalarından gelen gizli bir güce sahip olduğu ve bu güçleri sayesinde bazı hastalıkları teşhis ve tedavi edebildiklerine inanılmaktadır. Ocaklar da çevrelerinde yetişen bazı bitkileri ilaç gibi kullanırlar.

DİĞERLERİ

Anadolu'da son yıllarda köylerde bile bitkileri ilaç olarak satan, bitkilerle tedavi yaptıklarını söyleyen kişilere rastlanmaktadır. Son yıllarda bitkilerle tedaviye ilginin artması, daha çok ticari amaca yönelik iş gören bu kişilerin sayısının da hızla artmasına sebep olmuştur. Gazeteler de bu kişiler hakkında "ot doktoru", "çoban doktor" vb isimlerle yaptıkları haberler de adeta bu kişilerin reklamını yapmaktadırlar. Bunlar, bilgilerinin kaynaklarını değişik şekillerde açıklamaktadırlar: Arap Üniversite’lerinde uzun süre eğitim gördüm; kendi buluşum ; Allah vergisi, vb... Hepsinin formülleri gizlidir. Bazıları kullandıkları bir kısım bitkileri söylemektedirler, ilaçları genellikle her derde devadır. Kanser dahil her hastalığa karşı ilaçları bulunmaktadır. Bu kişilerin bilgilerini bitkilerin ilaç gibi kullanımı içinde değerlendirmenin mümkün olamayacağını takdir edersiniz. Buraya kadar özet olarak verdiğimiz bilgiler, Anadolu'da bitkilerin ilaç gibi yani halk ilacı olarak ne kadar yaygın olarak kullanıldığını anlatmaya yeter sanırım.

BU TEDAVİLERE GÜVENMELİ Mİ?

Acaba bu kullanılışlar doğru mu? Kullanmak gerektiğinde ne yapmalı? Zararlı olabilirler mi? Bunlardan gelecekte yeni ilaçlar çıkabilir mi? Şeklindeki soruların cevaplarını da kısaca vererek yazımızı bitirelim. Köylülerin kendi bilgileri veya yaşlıların tavsiyesi ve halk hekimlerinin ilaç gibi kullandıkları bitkiler genellikle zehirli değildir. Kullanılan bitkiler ve kullanılış şekilleri hakkındaki bilgiler atalardan gelen folklorik bilgilere dayanmaktadır. Yüzlerce yıl kullanılmış ve adeta zararlıları seçilerek elenmiş ve diğerleri bu günlere ulaşmıştır. Diğer taraftan kullanıldıkları hastalıklar genellikle günlük rahatsızlıklar veya çok ciddi olmayan hastalıklardır. Yani kanser ve benzeri hastalıklar gibi, hekimin hızla müdahalesini gerektiren ölümcül hastalıklar değildir. Bu konuda belirtilmesi gereken önemli bir husus da, bugün tedavide olan bitkisel ilaçların ve bitkilerden elde edilen etkili maddelerin önemli bir kısmının halk ilaçlarından elde edilmiş olmasıdır. Son yıllarda, halk ilacından ilaca gitmek üzere yapılan bilimsel araştırmalar da son derece artmıştır. Anadolu'da halk ilacı olan bitkiler üzerinde yaptığımız, biyolojik aktivite çalışmalarının çok değerli sonuçlar verdiğini de belirtmek isterim. Diğer taraftan, köylüler hangi bitkiyi ne amaçla kullandıklarını hiçbir hususu saklamadan açıklamaktadırlar. Bu yüzden zararlı olabilecek bir bitki olup olmadığını anlamak son derece kolaydır. Kırsal bölgelerde en büyük tehlike kendilerine ot doktoru, çoban doktor vb isimler veren kişilerin hazırladıkları karışımlardır. Bu karışımlarda hangi bitkilerin bulunduğu bilinmemektedir. Bu onların ilmi (!) sırrıdır. Hazırladıkları karışımları yüksek fiyatla, hemen her hastalığa ve bilhassa kanser vb ölümcül hastalıklara karşı, satmaktadırlar. Bu tip karışımlar incelenmiş ve sağlığa yararlı maddelerin bulunmamasının yanında tam aksine zararlı ve bazı zehirli maddeler bulunduğu tespit edilmiştir. Bu tip ilaçlar, kansere karşı kullanıldığında esas tedavi geciktirilmiş olmaktadır. Bazen klasik tedavinin yanında kullanılmaktadır. Bu da esas tedavide beklenmeyen bazı yan etkilerin çıkmasına sebep olmaktadır. Bu hususları akıldan çıkarmamak gerekir. Sonuç olarak Anadolu'nun halk ilacı potansiyeli çok yüksektir. Bu konuda tarafımızdan yapılan biyolojik aktivite çalışmaları bize ilaca giden yolda önemli bulgular vermiştir. Atalardan gelen bilgilere dayanan bazı halk ilaçlarının, günlük rahatsızlıklarda kullanılması yararlı olabilir. Ama diğerlerinin kullanılması yarardan çok zarar getirebilir ve tedavinin gecikmesine sebep olabilir. Hele ilaç ve tedavi konusunda hiçbir eğitimi olmayan halk doktoru, çoban doktor gibi kişilerin tavsiyeleri ile sağlığınızı tehlikeye atmayınız. Bitkiler ve ilaçları, onu bilenlerin elinde şifa verir. Bilenler de eczacı ve hekimlerdir. Lütfen, bunu unutmayınız!


Prof. Dr. Ekrem SEZİK Gazi Ünv. Ecz. Fak. Farmokognozi Anabilim Dalı

/ DOĞAL TIPOcak – Şubat









© 2017 WebNaturel Doğal ve Sağlıklı Yaşam
Efes TECHNOLOGy