Paylaş


ANTROPOSOFİK TIP

ANTROPOSOFİK TIP

Hastalık ve ruhsal gelişime giden yol

1920'lerin başlarında Avrupalı bir grup doktor yeni bir tıp tarzı uygulamaya başladı. Bu doktorlar, Avusturyalı bilim adamı, filozof ve antroposofinin kurucusu olan Rudolf Steiner'in (1861-1925) izinden gitmekteydiler. Antroposofi, Yunanca 'insan' ve 'bilgelik' kelimelerinden oluşmuştur. Kelime anlamı aynı zamanda felsefesinin de esasını oluşturur.

Steiner'a göre, yaşayan bir organizmanın yapısı ve işlevi, yalnızca fiziksel veya kimyasal terimlerle anlatılamaz. Bilakis, Steiner'a göre fiziksel bedenin yanı sıra, tüm canlılarda yerçekimine karşı gelerek onların dünyadan uzaklaşarak büyümesine olanak veren 'eterik' beden vardır. Ayrıca, insanlar ve hayvanların duygularını yöneten 'astral' bedenleri olduğuna ve yalnızca insanda olan ve 'ego' denilen ruhsal özün varlığına inanırdı.

Steiner bir hekim değildi ve tıbbi konularda bir danışman niteliğinde kaldı. Hollandalı hekim Dr. Ita Wegman (1867-1943) ile işbirliği yaparak, İsviçre'nin Arsheim şehrinde ilk antroposofi kliniğini kurdu ve birlikte 'Tedavinin Esasları' adlı kitabı yazdılar.

Antroposofik tıpta Steiner'in belirlediği insanın dört yüzü -fizik, eterik, astral beden ve ego- eski Yunanların dört ana ilkesiyle, yani toprak, hava, su ve ateşle bağlantılıdır. Bu ilkeler de üç içiçe bedensel sistem (sindirim/hareket sistemi, sinir/duyu sistemi ve ritmik sistem) ile birbirlerine bağlanır.

Sindirim/hareket sistemi fizik ve eterik beden tarafından yönetilir ve dışkı atma, beze sisteminin çalışması ve bilgimiz dışında bedende olan yenilenme ve tazelenme süreçlerini içerir.

Buna karşılık, sinir/duyu sistemi, düşünce, algılama ve farkındalık gibi bilinçli süreçleri içerir ve ego ile astral beden tarafından yönetilir. Gün boyu bedeni bu sistem kontrol eder, ancak geceleri yerini sindirim/hareket sistemi alır. Bu sayede fizik ve eterik beden yenilenme, tazelenme fırsatı bulur ve gün boyu astral beden ve egonun neden olduğu hasar telafi edilir.

Ritmik sistem ise diğer iki sistemin yer değiştirmesinden oluşur ve nefes alma ve kan dolaşımı gibi süreçleri yönetir. Steiner bu iki değişik tip oluşum arasındaki gerginliğin, yaşamın kaçınılmaz bir sonucu olduğuna ve ölüm anına kadar durmaksızın devam ettiğine inanırdı. Sağlık ise, bu iki oluşumun geçici bir süreyle dengede olduğunun göstergesi olup hiçbir zaman sürekli olamazdı, çünkü bu durumda insanın gelişimi durmuş demekti. Aksine, antroposofik doktorların inancına göre, herkes bu iki sürecin çalışmasının bilincine varmalı, böylelikle kendi gelişimlerinin ve hayatlarının akışının sorumluluğunu üstlenebilmelidir. Bazen hastalıklar bu süreci başlatan bir tetik görevi görebilir.

Antroposofi reenkarnasyona (yeniden doğum) inandığından, uygulamacılarına göre tüm hastalıkların, basit bir fiziksel sorun olarak değerlendirilmeyen, aksine ya geçmiş ya da gelecek yaşam için önem taşıyan derin anlamları vardır. Hastalara çok çeşitli tedavi metotları uygularlar. Bunlar arasında antroposofik remedler, bitkisel ilaçlar, homeopatik ilaçlar, YURİTMİ (Eurhythmy) denilen, Steiner'in geliştirdiği bir hareket şekli ve tüm bunların yanı sıra, gerektiğinde klasik ilaçlar ve ameliyat da vardır.

Antroposofik hekimlerin tümü diplomalı tıp doktorudur, dolayısıyla her türlü fiziksel ve ruhsal hastalık için kendilerine danışılabilir. Klasik tıp doktorlarının yaptığı tüm araştırmaların yanı sıra, hastalarının yaşam tarzı, günlük rutinleri (nasıl uyuduğu, neler yediği, sık sık gergin veya asabi olup olmadığı gibi) ile ilgili sualler de sorarlar. Normal yollarla teşhis yapılır ve gerekli tedavi uygulanır. Hastalığın nedenine göre antroposofik, homeopatik, bitkisel veya klasik ilaçlarla tedavi uygulanır.

Doktor-hasta ilişkisinin tedavide çok önemli bir rolü olduğuna inanır ve çoğu hastalarını psikolojik danışmana yönlendirirler. Antroposofik doktorlar, hastalığın kişinin kaderiyle bağlantılı olduğuna inansa da, hastalarının geçmiş hayatları veya gelecekleri hakkında sezgilere sahip olduklarını iddia etmezler. Ancak bazı doktorlar tedavisi mümkün olmayan veya çok zor vakalarla uğraşırken, kendi felsefelerinin faydasını gördüklerini ve aktif tedavinin, bu hayatta olmasa bile hastalarının ileriki hayatlarında onlara yararı olacağına inanırlar.

 

Antroposofi açısından hastalığa bakış

Antroposofik tıbba göre hastalıklar iki ana gruba ayrılır:

Genellikle çocukluk çağında geçirilen, yüksek ateş, ödem ve şişmelere neden olan hastalıklar (örneğin tüm ateşli hastalıklar, suçiçeği, kızamık vb),

Yaşlı insanlarda görülen, dejeneratif ve sertleşmeye neden olan arazlar (örneğin kanser, damar sertliği gibi).

Antroposofik tıp uzmanları, 20. yüzyılda hastalık tarzının değiştiğine dikkat çekmektedirler. Onlara göre, şişmeler, ödeme neden olan hastalıklar giderek azalmakta, buna karşılık dejeneratif rahatsızlıklar korkutucu derecede artış göstermektedir. Buna, toplum ve eğitimde gün geçtikçe artan materyalist ve entelektüel yaklaşım neden olmaktadır. Bu tutum ise, gerek insanda gerekse yeryüzünde astral beden ve egoyu güçlendirirken, şifacı fiziksel ve eterik bedeni yıpratmaktadır. Sonuç olarak, insanlığın hızla kritik bir noktaya yaklaşmakta olduğunu gözlemlerler ve türümüzün devamı için hastalık ile sağlığa yepyeni bir bakış açısıyla yaklaşmanın gereğini vurgularlar.

 

YURİTMİ (Eurhythmy) nedir?

Konuşulan kelimelerin ritmi ile uyum içerisinde yapılan, ritmik bedensel hareket sistemidir. Sesli ve sessiz harflerin her birinin kendine özgü frekansı ve hareket tarzı vardır. Yaratıcısı Rudolf Steiner tarafından, antroposofi sistemi içerisinde ve onun bir parçası olarak geliştirilmiştir.

Yapılan bedensel hareketler, özellikle çocuklar üzerinde faydalıdır çünkü onların esnekliklerini ve ritme duyarlılıklarını geliştirmeye yarar.











© 2017 WebNaturel Doğal ve Sağlıklı Yaşam
Efes TECHNOLOGy