Paylaş


KİNEZİYOLOJİ

KİNEZİYOLOJİ

Geleneksel Çin akupunktur-meridyen (vücuttan geçen enerji akımları) terapisiyle Bat’ının anatomi, fizyoloji ve beslenme bilgisini bir araya getiren, doğal bir terapi yöntemi olan Kineziyoloji, insan vücudunu bir bütün olarak kabul ediyor ve vücuttaki bazı dengesizlikleri düzelterek bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

SAĞLIĞIMIZ yerinde olsa da, bazı hareketleri yaparken belimizde, dizimizde, omzumuzda bir ağrı hissederiz. Sanki bu hareketler ağrısız yapılamazmış gibi... Ya da vücudumuzun parçası haline gelen bir yorgunluğumuz vardır. Veya egzama, kabızlık, hazımsızlık, akne, alerji, astım, hormonal düzensizlikler bizi rahat bırakmaz. Çoğumuz bu askıntı sorunlardan kurtulmayı sorgulamayız bile. Halbuki bize yapışmasına izin verdiğimiz bu sıkıntıları, kinezivolojinin yardımıyla vücudumuzdan bir elbiseyi çıkarırcasına atabiliriz. Kineziyoloji çok basit yöntemlerle insanlara böyle bir iyilik getirebiliyor.

Kineziyoloji, geleneksel Çin akupunktur-meridyen (vücuttan geçen enerji akımları) terapisiyle Batı'nın anatomi, fizyoloji ve beslenme bilgisini biraraya getiren doğal bir terapi yöntemi. Bu terapi, insan vücudunu bir bütün olarak kabul ediyor ve vücuttaki bazı dengesizlikleri düzelterek bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Geleneksel kineziyoloji, spor ve fizyoterapi alanında kas kuvvetini deneyerek, adale incinmelerinin giderilmesinde yardımcı oluyor. Sağlık alanında ise kineziyoloji daha geniş bir alanda kullanılıyor ve kaslar üzerinde yapılan bir takım testler, vücuttaki dengesizliği belirliyor.

Kineziyoloji’nin doğuşu

Amerika'da 1965 yılında Dr.George J. Goodheart zayıf adalelerin üzerinde, bastırılarak yapılan masajların yararına dikkati çekti. Daha sonra da lenf akışının çalışmasını yapan Osteopat Chapman'ın araştırmalarını, kaslar üzerine yaptığı kendi çalışmasıyla birleştirdi. Yani daha açık bir dille Dr. Goodheart, bazı kaslar üzerinde bazı lenf bezlerinin etkisini gösterdi.

Bunun yanı sıra Dr.Goodheart Batı teknolojisiyle, enerji akımı üzerine kurulu Doğu prensibini birleştirerek, kasın direnciyle vücuttaki enerji akımının (meridyenler) doğrudan ilişkisini ortaya attı. Zamanla kineziyolojinin başka dalları oluştu. İlk olarak 1973 yılında, Amerika'da, sadece

tıbbi öğrenim görmüş kişileri kabul eden Uluslararası Uygulamalı Kineziyoloji okulu kuruldu.

Son 20 yılda "Appiied Kinesiologv” uygulamalı kineziyoloji süratle gelişti ve klinik araştırmalar bu alanda yeni buluşlara kapı açtı. Son 10 yılda kineziyoloji, tıp alanında olduğu gibi doğal terapiler alanında da sık başvurulan bir yöntem haline geldi.

Kaslardan gelen sinyaller

Kineziyoloji neredeyse tılsımlı bir şekilde vücudumuzun "biyolojik bilgisayarı" hakkında bilgi edinip kısa zamanda dengesizlikleri düzeltebiliyor. Kasılan bir adaleye uygulanan hafif bir baskı sonucu o adalenin bu baskıya gösterdiği direncin gücü, kişinin vücudundaki dengesiz noktaların belirleyicisi oluyor.

Bu terapiye göre, sadece kaslar üzerine terapist tarafından yapılan baskı ile vücuttaki dengesizliğin yapısal, kimyasal, zihinsel ya da enerji sorunundan kaynaklandığı bilinebiliyor. Nitekim, kimi zaman dengesizliği görmek, semptomların ortaya çıkmasından daha önce bile olabiliyor. Yanlış oturmak, ağır taşımak, bazı yanlış pozisyonları benimsemek gibi yapısal dengesizlikler, genelde bazı kasların yanlış kullanımıyla daha ciddi dengesizliklere yol açabiliyor. Eğer bazı kas sorunları görmezden gelinirse, bu kasların bağlı olduğu kemiklerde de sorunlar ortaya çıkabiliyor. Vücudumuzu yanlış taşıdığımızda iç organlarımıza da dengesizlik getirmiş oluyoruz. Sadece bilinçsiz hareket ve davranışlar değil, bilinçsiz yeme-içme alışkanlıklarımız da kimyasal dengesizliklere sebep oluyor. Hayvanlara verilen hormon ve antibiyotikler, sebze meyvelere eklenen kimyasal maddeler, havadaki kirlilik doğrudan vücudumuza giriyor. Ekolojik ürün satan dükkanların çoğalması yemeğimizin bu maddelerden arınma arzusunun bir işareti; "Ben bu kimyasal maddeleri vücuduma sokmamayı seçiyorum" diyebilme özgürlüğü. Tabii havanın, suyun ve toprağın daha temizini seçmek daha zor!

Zihinsel dengesizlik ya da yorgunluk, stresli ve mutsuz yaşamın sonucu. Ciddi hastalıkların yüzde 90'ı insanın kendisiyle ve/veya çevresiyle barışık yaşamamasıyla ilgili. Sürekli tedirginlik, kızgınlık, mutsuzluk, hoşnutsuzluk sağlığımızı en çok yıpratan sebepler. Ülser, migren, romatizma ve diğer pek çok hastalık önce zihnimizde tohumlanıyor. Enerji dengesizliği ise vücudumuzdan geçen enerji akımlarındaki düzensizlikten kaynaklanıyor. Bütüncül düşüncede, insan vücudu sürekli değişen, dinamik enerji sitemi olarak kabul ediliyor. Çinliler'in "chi" ve Batılılar'ın "hayat enerjisi" diye adlandırdıkları bu enerji yaradanın kuvvetinin bir parçası. Bu enerji, kan dolaşımı gibi kendine has yolları ile her yaşayan hücreye varabilecek bir niteliğe sahip. Bu kanallara "meridyen" adı veriliyor. Meridyenlerdeki dengesizlik, vücudun sağlıklı olmasını engelliyor. Ayrıca her meridyen bir ya da birkaç adaleyle ilişkili. Dolayısıyla, adaleye yapılan test sonucu enerjinin hangi meridyende bloke olduğu anlaşılabiliyor. Kineziyolojist, vücuttaki dengesizliğin nerede olduğunu bulduktan sonra çoğu kez sadece parmak uçları ile bazı noktalara hafifçe bastırarak ya da ovarak vücudun enerji düzenini kuruyor. Bazı zamanlar ise daha kuvvetli bir masaj uygulanıyor. Birkaç dakika için rahatsız bir his verse de, genelde acısız, gevşetici ve zevkli bir tecrübe. Disk kayması ya da sinir sıkışması durumlarında çok kısa bir masaj kuvvetli bir acının arkasından muazzam bir rahatlama getirebiliyor. Ama kineziyoloji tedavisi sadece masaj ya da dokunma ile olmayabiliyor. Eğer adalelere yapılan test sonucu dengesizlik yapısal ise zayıf kasları kuvvetlendirme yoluna gidiliyor. Eğer sorun beslenme alanında ise kişi bu konuda bilgilendiriliyor. Zihinsel yorgunluk, stres ve meridyenlerdeki dengesizlik akupunktur, refleksoloji gibi terapilerle düzenlenebiliyor. İlk kineziyoloji seansı 60 ile 90 dakika arasında oluyor, takip eden seanslarsa yaklaşık 45 dakika sürüyor. Bazı zamanlar sadece bir seans dahi yeterli olabiliyor. Terapi süresi sorunun ciddiyeti ve ne kadar zamandan beri var olduğuyla doğru orantılı. Düzenli aralıklarla yapılan seanslarsa daha etkili oluyor.

Bilgi için; Doç. Dr. Mehmet Gürsel Tel: 0216 345 86 78 / img@ttnet.net.tr


ZEYNEP AKSE Doğal terapi uzmanı










© 2017 WebNaturel Doğal ve Sağlıklı Yaşam
Efes TECHNOLOGy