Paylaş


MAKROBİYOTİK (İri Taneli) BESLENME

MAKROBİYOTİK (İri Taneli) BESLENME

İçsel Uyum ve Sağlık İçin Beslenme

1880'lerde Sagen Ishizuka adlı bir Japon doktor birçok sıradan sağlık sorununu tam tahıllar ve sebzelerden oluşan, ancak beyaz pirinç ve işlenmiş şekerli besinler içermeyen bir diyet ile tedavi edebildiğini gördü. Yaptığı araştırmaları iki cilt halinde yayınladı. 20. yüzyılın başında Japon yazar George Ohsawa, Ishizuka'nın fikirlerini uyguladı ve bu beslenme şekliyle veremden kurtulduğunu söyledi. Ohsawa, bundan sonra Ishizuka'nın metotlarına dayalı yeni bir beslenme rejimi geliştirdi ve buna 'makrobiyotik' adını verdi. Kelimenin kökü eski Yunanca'dan gelen 'makro' (büyük) ve 'bio' (yaşam) kelimelerinden oluşur, çünkü Ohsawa herkesin bu diyetle sağlığına kavuşarak hayatın bütünüyle tadına varabileceğine inanıyordu.

Makrobiyotik beslenme Çin felsefesindeki YİN ve YANG prensipleri üzerine oluşturulmuştur. Bu iki vasıf her doğal nesnede var olan ve birbirini tamamlayarak dengeleyen prensiplerdir. Yin katılığı, sulu olanı ve doğanın serin tarafını temsil eder. Yang ise kuvvetli, dinamik ve sıcak tarafını. Herkeste hem YİN hem de YANG unsurlar birlikte bulunur, -her tür besinde de bu aynen böyledir. Mikrobiyotiğin amacı, her birey için bu iki unsuru bireye özel bir şekilde dengelemektir.

YANG'dan çok YİN ağırlıklı kişiler daha sakin, huzurlu, yaratıcı ve sosyal olur. Oysa YANG ağırlıklı kişiler daha aktif, dikkatli, enerjik ve kesin tavırlı olurlar. Sağlık için her iki unsurun dengelenmesi gereğine ve dengesizlik durumunda hastalıkların ortaya çıktığına inanılır. Aşırı YİN'in tembellik, depresyon ve konsantrasyon bozukluğuna neden olduğu söylenir. Aşırı YANG'ın ise gerginlik, asabiyet ve rahatlayamamaya yol açtığı düşünülür.

Bu sorunları -ve daha ciddi rahatsızlıkları- aşmak için, makrobiyotik beslenmede kişinin durumuna uyan yin ve yang unsurlarına sahip besinler önerilir. Örneğin, işinde dikkatli olması gerekirken enerji seviyesi düşük olan bir kişinin daha çok balık, soya fasulyesi filizi, tam tahıllar ve kök sebzeler gibi yang besinlerle beslenmesi önerilir. Buna karşın, stres altında sakin kalma ve gevşeme ihtiyacında olan bir kişiye ise daha çok salata, haşlanmış sebzeler ve taze meyveler gibi yin besinler önerilir.

Beslenmede, hava sıcaklığı ve iklimin etkisinin de göz önüne alınması gereğine inanılır. Yang besinler soğuk ve yağışlı bir kış mevsiminde ısıtır ve güç verir. Oysa sıcak yaz mevsimlerinde alınacak yin besinler ısı düşürücü ve ferahlatıcıdır. Ancak, aşırı yin veya yang besinler önerilmez. Bunlar arasında şeker, baharatlar ve alkol (aşırı yin), et, yumurta ve peynir (yang) sayılabilir. Bu besinlerin metabolizma üzerinde güçlü etkisi olduğuna ve zamanla rahatsızlıklara yol açacağına inanılır.

Yin ve Yang etkisi olan egzersizler

Makrobiyotik yaşam tarzı, beslenmenin yanı sıra egzersiz ve çevre gibi faktörleri de dikkate alır. Örneğin, YOGA ve TAI CHI CHUAN'ın yin etkisi olduğu, oysa koşma veya ip atlama gibi aerobik egzersizlerin yang etki yarattığına inanılır.

Sürekli uygulanırsa, makrobiyotik beslenmenin hemen tüm rahatsızlıklardan (kanser, artirit, sindirim sorunları gibi ciddi hastalıklar da dahil) korunmaya ve varsa iyileşmeye yararlı olduğu, birçok deneme ile ortaya konulmuştur. Ancak makrobiyotik beslenme, yalnızca rahatsızlığı olanlar için değil, sağlıklı insanlarca da uygulanabilen, hastalıktan korunma ve bağışıklığı arttırmada etkin bir yöntemdir.

Bu tarz beslenmeyi denemek isteyen herkesin öncelikle bir yemek yapma kursuna katılması önerilir. Hamile kadınlar, süt emziren anneler, çocuklar, hastalar ve özel gereksinimleri olan herkes önce doktora danışmalı, sonra kendilerine özel bir diyet ve sağlık planı çıkartacak mikrobiyotik uzmanına başvurmalıdır.

UYARI: 1960 ve 70'li yıllarda çoğunlukla aşırı bir makrobiyotik beslenme tarzı uygulanmıştı. Buna göre, çeltik (işlenmemiş pirinç) haricinde neredeyse hiçbir başka besin yenmiyordu. Çok tehlikeli olan bu diyet tarzı makrobiyotiğe kötü bir darbe vurmuştu. Oysa burada verilen diyet çok daha ılımlı olup, normal ve sağlıklı beslenmenin şartlarına uygundur.

 

MAKROBİYOTİK KİLERDE NELER BULUNMALI?

Makrobiyotik besinler çoğunlukla her gün kullanılan, bakkal veya supermarketlerde kolaylıkla bulunabilen yiyeceklerdir. Ama bazı oryantal besinler de kullanılır. Aşağıda, kilerde bulunması gereken en önemli yiyecekler sıralanmıştır:

TAM TAHILLAR: Kahverengi pirinç, arpa, yulaf, buğday, karabuğday, mısır, çavdar ve bunlardan yapılmış ürünler (tam buğday unu, ekmek ve makarnası, yulaf unu lapası, kuskus gibi).

SEBZE: Taze mevsim sebzeleri (tercihen yerel toprak ve iklimde yetişmiş olanlar). Kök, toprakaltı ve yeşil yapraklı sebzelerden oluşan bir karışım önerilir.

MEYVE: Sebzeler gibi, meyveler de tazeliğinden emin olmak için sık sık alınmalıdır. Hem taze hem kuru meyvelerin yerel ve mevsimlik olanları tercih edilmelidir.

BAKLİYAT: En iyileri arasında mercimek, nohut ve kuru fasulye sayılabilir.

FINDIK-FISTIK ve ÇEKİRDEKLER: Yer fıstığı, badem, fındık, ceviz, kuru kestane ile susam, ayçiçeği ve kabak çekirdeği kullanılır.

YAĞLAR: Susam, ayçiçeği, mısır ve zeytinyağı gibi soğuk-preslenmiş bitkisel yağlar.

ÇEŞNİLER: Deniz tuzu, zencefil, hardal, tahin, elma sirkesi, sarmısak, limon suyu ve elma suyu makul miktarlarda önerilir.

SÜRÜLENLER: Doğal, şekersiz reçeller, tahin, yerfıstığı yağı ve diğer fıstık yağları.

SNACKLER: Pirinç gevreği, kavrulmuş fıstık ve çekirdek, kuru üzüm her zaman bulundurulabilir.

TATLANDIRICILAR: Arpa maltı veya mısır ve arpa maltı, pirinç şurubu veya meyve suları.

İÇECEKLER: Doğal içecekler - elma veya havuç suyu, gerçek bira, organik şarap, kaynak suları ve tüm bitkisel çaylar.











© 2017 WebNaturel Doğal ve Sağlıklı Yaşam
Efes TECHNOLOGy