Paylaş


REFLEKSOLOJİ

REFLEKSOLOJİ

Dünya Sağlık Örgütü'nün demecine göre: Çok uzun süredir geleneksel tıp sistemleri ve modern tıp karşılıklı antipati içerisinde kendi yollarına ayrıldılar. Oysa her ikisinin de hedefi aynı değil mi? Yani, insan sağlığını ve dolayısıyla yaşam kalitesini daha iyi düzeye getirmek. Yalnızca at gözlüklü bir kafa yapısı bunların birbirinden ilgisiz olduğunu düşünebilir. Enerji hayatın özü ve şifanın vazgeçilmez öğesidir. Hem ortodoks hem de tamamlayıcı tıbbın amacı hastalığı tedavi etmek ve insanlığa yardım etmek olduğuna göre, en olumlu teşhis her ikisinin de sağlık hizmetindeki yerini kabul etmek ve birlikte herkesin yararına çalışmaları olabilir.

Bütüncül tedavinin amacı tüm organizmada denge ve uyum halini oluşturabilmektir. Herkes için en uygun olanı doğa ve çevresiyle uyum içinde yaşayabilmektir. Refleksoloji uzmanının rolü de, bütüncül felsefeyle çalışarak insanın bu denge halini gerçekleştirebilmesine çalışmak ve yardımcı olmaktır.

Refleksolojinin kökleri, basınç tedavisinin önleyici ve iyileştirici olduğuna inanılan çok eski tarihlere dayanır. Tam olarak nerelere uzandığı bilinmemektedir ancak ilk belgesel delil Mısır'da ortaya çıkarılmıştır. Kahire Papirus Enstitüsü'ne göre bulunan belgedeki hieroglif yazıda şöyle diyor: Hasta, ağrı vermesin, der. Uygulamacı ise, senin isteklerini yerine getireceğim, diye cevap verir.

Vücuttaki iç organlarla basınç noktaları arasındaki bağlantı çeşitli Kızılderili kabileleri tarafından da bilinmekte ve uygulanmaktaydı. Bu bilgi halen de korunmakta ve Kızılderili kamplarında ağrı kesmek için kullanılmaktadır. Cherokee kabilesinden olup ayak tedavisi uygulayan Jenny Wallace, "kabilemde ayak üzerinde çalışmak çok önemli bir şifa sanatıdır ve yer almak için hasta olmak gerekmeyen kutsal bir seremoninin parçasıdır". Ayaklar dünya üzerinde yürür ve bu yolla ruh evrene bağlanır. Ayaklarımız toprakla ve ondaki enerjilerle temas halindedir. Leonardo da Vinci ayaklar için "bir mühendislik şaheseri ve sanat eseri" demiştir. Ayakların desteklediği bedene oranla ebadını düşünürsek, onların en azından dikkate değer olduğunu görürüz!

Modern refleksoloji, Alan Tedavisinin kurucusu Dr.William Fitzgerald ile başlar. Kendisi Hartford Connecticut'da St.Francis Hastanesi'nde larinkolojist olarak çalışmaktaydı. Avrupa'da da çalışmış ve kendi araştırmaları ile, parmağa basınç uygulanınca ellerde, kollarda, omuzda, çene, yüz, kulak ve buruna kadar lokal anaztezi yaratılabildiğini keşfetti. Fitzgerald ve meslektaşı Dr.Edwin Bowers, buluşlarını 1917 yılında "Alan Tedavisi" başlıklı bir kitapla yayınladı.

Vücut baştan ayak parmağı uçlarına kadar uzanan boylamasına on adet bölgeye bölünür. Teoriye göre, vücudun aynı boylam alanı içinde bulunan organları, o alandaki enerji akımı sayesinde birbirlerine bağlanırlar ve birbirlerini etkilerler. Fitzgerald sık sık teorisinin doğruluğunu ispata davet edilirdi. Bulunduğu bir davette, zamanın ünlü bir opera sanatçısı sesinin üst tonlarını kaybetmekten şikayet etti. Çeşitli boğaz uzmanları sanatçıya yardım etmekte başarılı olamamışlardı. Dr.Fitzgerald sanatçının el ve ayak parmaklarını inceleyerek ses sorununun sebebinin sağ ayak başparmağındaki bir nasırdan kaynaklandığını söyledi. Aynı alandaki karşıt organa birkaç dakika basınç uygulanınca sanatçı ayak başparmağındaki sancının geçtiğini belirtti. Sonra tekrar ses deneyimi yapan sanatçı inanılmaz bir şekilde eskisinden de iki ton yüksek notalara ulaşabildi. Tahmin ettiğiniz gibi Fitzgerald'ın teorileri bir kişi dışında tıp camiası tarafından hoş karşılanmadı. Bu kişi Dr.Joseph Shelby Riley idi. Kendisinin Eunice Ingham adlı bir yardımcısı vardı. Bu kadın alan teorisini Dr.Riley ile tartışıp 1930'da kendi ayak refleksolojisi teorisini geliştirmeye başladı.

Eunice Ingham için haklı olarak modern ayak refleksolojisinin annesidir denir. Ayağı incelemeye başlayarak - ayakta hassas bir nokta bulduğunda bu noktayı vücut anatomisi ile eşleştirerek - çok dikkatli bir şekilde ayaktaki alanların vücut organlarıyla olan ilişkisinin haritasını çıkartmaya başladı.

Çalışmalarında alan tedavisi kullandı ama ayakların hassas yapısından dolayı tedavi için özel bir hedef oluşturduğuna inanıyordu. Ayakların boylam alanları ve anatomi üzerindeki etkisine göre çizelgesini çıkarttı ve sonunda ayaklar üzerinde tüm vücudun haritasını oluşturdu. Çalışmaları o kadar başarılı oldu ki, ünü yayıldı ve günümüzde ayak refleksolojisinin kurucusu olarak tanınmaktadır.

Eunice Ingham çalışmalarını halka ve tıp camiası dışında olan gruplara götürdü çünkü uzmanlaşmamış insanların da doğru refleksoloji teknikleri öğrenerek kendilerine ve çevrelerine yararlı olabileceklerini anlamıştı. 1938'de, tüm anı ve deneyimlerini "Ayakların Anlatabileceği Hikayeler" başlıklı bir kitapta topladı. Arkasından da, en az ilk kitabı kadar tutulan "Ayakların Anlattığı Hikayeler"i yayınladı. Bugün onun yadigarını Uluslararası Refleksoloji Enstitüsü'nün başında olan yeğeni Dwight Byers devam ettirmektedir. Dwight'ın teyzesinin çalışmaları hakkındaki ilk anıları, astım ve yaz nezlesini tedavi etmek için onu kobay olarak kullanması.

Nadiren tedavi için kullanılan, sıkı ayakkabılara girip, havayla fazla temas edemeyen ayaklar Dr.Fitzgerald ve Mrs.Ingham sayesinde artık sayısız hastalığın tedavisinde bir başlangıç noktası oluşturuyor. Ayaklarımızı, çorapların içine ve ayakkabılara sokarız. Saatlerce ayaklarımızın üstünde durur, tırmanır, döner, koşar ve üzerlerinde zıplarız. Tevekkeli günün sonunda ayakların ihtimama ihtiyacı oluyor.

Öyleyse refleksolojinin tanımı nedir? Ayak ve ellerde tüm guddeler, organlar ve vücut kısımları ile bağlantılı refleks alanları olduğu prensibi ile çalışan bir bilimdir. Ayak refleks masajı sanatı basit ayak masajı ile karıştırılmamalıdır. Refleksoloji bu refleks alanlarına parmaklar ve başparmak ile ile basınç uygulayan özel bir metotdur. Ayaktaki belirli refleks noktalarına belirli basınç uygulama tekniğidir. Bu yöntemle vücudun kendini tedavi etme potansiyeli uyarılarak, vücutta fizyolojik değişimler yer alır.

Günümüzde hastalıkların %75'i stres ve gerginliğe bağlanıyor. Modern tıbbın ortaya çıkmasından önce, hastalıkların bedensel duygusal ve ruhsal boyutun uyumsuzluğu olduğu ve sağlığın bu üçünün arasındaki denge olduğu kabul edilmekteydi. Dolayısıyla hiçbir hastalık tek başına tedavi edilemezdi.

Hastalık kişinin düşünce ve davranışlarının direkt sonucudur. Modern toplumda yaygın olan endişe, üzüntü ve korku olumsuz etkiler yaratacaktır. Dengesini kaybeden vücut verimli fonksiyonunu da yitirir. Eunice Ingham "neden vücudu zehirli düşüncelerle zehirleyelim?" demiştir. Olumsuz tutumlar asla tedaviye yardımcı olmaz, oysa olumlu tutum sağlıklı bir beden ve zihini devam ettirir.

Hastalıkların çoğunun ortaya çıkması zaman almıştır. Dolayısıyla geçmesi de zaman alır. Birçok illetin sorumlusu olan stres, vücutta kan dolaşımını engelleyen bir kıskaç gibi vücudu sarar. Bedenin çalışan kısımlarını kılcal damarlar beslediğinden, hepimiz kılcal damarlarımız oranında sağlıklıyız. Öyleyse refleksoloji nerede işin içine giriyor? Refleksolojinin amacı homeostasis'e (denge ve uyum haline) dönüşü tetiklemektir. İnsan vücudunun en verimli şekilde çalışması için enerji akımı kesintisiz olmalıdır. Dengesini yitirmiş beden verimli çalışamamaktadır. Ayaklara belirli basınç uygulama teknikleri şifa enerjisinin bedenin her tarafında dolaşmasını sağlar. Beden bir elektrik devresi gibidir ve negatif ve pozitif kutupları vardır. Refleksoloji yıllardır, çeşitli guddeler, organlar ve hücrelerle bağlantılı ayak noktalarına basınç uygulayarak bedende serbest enerji akımını sağlar. Refleksoloji uygulamaları beyinin daha çok sinyal vermesini sağlarken, bedeni de aşırı sinyallerle şaşırtarak "sancı kapıları"nı kapatmaya zorlar. Bu da sancı döngüsünü keserek, ağrıyı azaltır ve vücudun rahatlamasını sağlar. Rahatlama normale dönüşün ilk adımıdır. Ancak vücut rahatlayınca tedavi mümkün olur.

İnsan vücudu muhteşem bir makinadır. Verimli fonksiyon gösterebilmesi için binlerce parça uyum içinde çalışır. Eğer bir parça çalışmazsa tüm vucut etkilenir ve sonucunda ileride daha ciddi arazların habercisi olan küçük ağrı ve sızılar ve genel yorgunluk baş gösterir. Çoğunlukla vücudu anlatmak için araba benzetmesi yapılır. Arabanızdan tam verim aalabilmek için onu bakımlı tutmalısınız. Şayet parçalardan biri fonksiyonunu yitirirse tüm araba etkilenir ve tamire götürülüp bakım yaptırmanız gerekir. Refleksoloji de bir tamir bakım yöntemi olarak algılanabilir.

Bütüncül bir tedavi olarak refleksoloji tüm bedene tedavi uygular ve hastalığın kökenine inerek, semptomu değil sebebini tedavi etmeyi amaçlar. Zihinsel ve bedensel stresi azalttığı bilinmektedir. Son derece rahatlatıcı olabilir ve bunun birikimli tesirleri vardır. Kas gerginliğini azaltır ve bu sayede lemf ve kan dolaşımını yükseltir. Vücuttan toksinlerin atılmasını sağlar ve böylelikle vücudun içindeki şifa gücünü harekete geçirir. Neden ayaklar? diyebilirsiniz. Ellerimizin daha duyarlı olduğunu sanmamıza rağmen bu doğru değildir. Sebep, kısmen sinir ucu sayısı fazlalığı ve kısmen de ayaklarımızı kapalı ve korumalı tutmamızdır. Ayaklarımız bizi gerçekten toprakla temas halinde tutar. Dünya ve onun enerjileri ile temas noktalarımızdır. Bizim üzerinde durduğumuz ve dengemizi sağladığımız noktalardır. Ayağımız kaydığında gerçekten de dengemizi kaybederiz. Ayrıca ayaklar gövdeden yeterince uzak olduğu için, insanlar genellikle onlara dokunularak çalışılmasından rahatsız olmazlar.

Ayaklarla çalışmanın önemi anatomik ve biyolojik nedenleri vardır. Ayaklar kalbe en uzak uzuvlar olduğundan kan dolaşımın duraklamaya yüz tutma yeridir. Kronik kan dolaşımı sorunu olanların genelde el ve ayakları hassaslaşır. Bu uç noktalara kan dolaşımını sağlamak iyi gelir. Üstelik, yerçekimi toksinleri aşağı toplar. Urik asit ve kalsiyum kristalleri gibi organik olmayan dışkılar ayağın altında toplanabilir. Deneyimli bir refleksolojist bu kalıtımları hissedip refleksoloji tekniği ile çözebilir. Mrs.Ingham bir çok defa "Dolaşım hayat, durgunluksa ölümdür" demiştir.

Refleksolojinin tedavisi etkisi hakkında yanıltacak kadar basittir. Hiçbir ileri teknoloji cihazı gerektirmez. İyi bir uygulamacının gereksinimi bir çift sağlam ve hassas el , ağrı ve sancıyı azaltma arzusu, şefkat, sezgi ve insan doğasından anlamaktır. Hastalar kendi tedavilerinde aktif rol almaya ve anlamlı değişimler yapmaya teşvik edilmelidirler. Tedavinin böyle bir ortamda gerçekleşmesi daha olasıdır.

Tedavi uygulayanların anatomi, fizyoloji ve genel hastalıklar hakıında bilgili olmaları gerekir. Reflekslere verilen tepkilerin yorumlanabilmesi ciddi bir eğitim ve uzmanlaşma ile olabilir.

Refleksoloji strese karşı güçlü bir panzehirdir. Dr.Randolf Stone'a göre bizi düşüncelerimiz oluşturur. Sağlık sadece bedensel değildir. Sağlık beden, zihin ve ruhun kozmik hayatla uyum içerisinde olmasının doğal göstergesidir. Gerçek sağlık içimizdeki hayatın uyumudur. Böyle bir insan huzur, mutluluk saçar ve çevresindekilere de otomatikman bunu hissettirir.

Sağlıksız bir toplumda yaşamaktayız ve 21. yüzyılda yaşam stres dolu. Hızlı tempo ve modern teknoloji vücüt ve ruhta ciddi sorunlara yol açmakta. Sadece yediklerimizin ürünü olmadığımızı hatırlamak çok önemlidir. Biz ayrıca hücrelerimize verdiklerimizin ve özümsenmesinin ürünüyüz. İnsan, organik maddeleri özümsemek üzere yaratılmış organik bir mekanizmadır, insan yapımı kimyevi maddeleri değil. Doğal organik gıdaları içeren sağlıklı ve dengeli beslenme, sağlam, güçlü ve hastalıklara dirençli bir bedene yol açar. Oysa şeker, et ve kimyasallarla dolu bir yemek tarzı hastalıkların oluşması için mükemmel bir ortam yaratmanın yanısıra sizi delirtebilir!

Eğer ayaklarımıza iyi bakarsak onlar da bize bakar ve sonuçları harika olabilir.

Refleksoloji ayırım yapmaz. Sınırlar ve kısıtlamalar yoktur. Her yaştan, cinsten, yaşlı, kadın, erkek, genç, çocuk ve bebekler refleksolojiden olumlu sonuçlar elde edebilir. Bütüncül sağlık yöntemleri daima kişiyi bütün olarak tedavi eder. Amaç vücudun kendi şifa mekanizmasını harekete geçirerek bedenin dengeye kavuşmasını sağlamaktır.

Öyleyse şimdi bir refleksoloji uzmanına gittiğinizde ne olacağına gelelim. Önce size bir refleksoloji uzmanının NEYİ YAPMAYACAĞINI anlatayım:

Biz doktor değiliz dolayısıyla;

a) hastalık teşhisi yapmayız

b) ilaç vermez veya değiştirmeyiz

c) belirli bir hastalığı tedavi etmez veya tedavi sunmayız

AMA şunları yaparız:

a) stres ve gerginliği ortadan kaldırırız

b) kandolaşımını ve sinir uçlarının uyarısını arttırırız

c) doğanın homeostasis'i gerçekleştirmesine yardımcı oluruz.

Hastanın tüm geçmiş tarihçesi alınır, sadece o andaki sıkıntısı değil. Daha sonra ayaklara bakılır ve rahatsızlığa yol açabilecek şeyler incelenir. Bir refleksoloji uzmanı sadece hastanın ayağını görmez, ayaklarda vücudunun tamamını ve 12 boylam alanına ayrılmış haritasını görür. İlk tedavi yaklaşık bir saat sürer. Hassas refleksler vücudun nerelerinin dolu olduğunu gösterir. Bu teşhis sadece vücudun dengesiz bölgelerini belirlemek için olup herhangi bir hastalık teşhisi için değildir. Birçok hasta bunu o derece rahatlatıcı bulur ki uykuya dalabilir, ancak bazen tedavi ağrı da verebilir. Ancak çoğu insan için bu tatlı bir sancıdan ibarettir ve o nokta üzerinde çalışıldıkça sancı hafifler. Refleksoloji vücudun kendi şifa gücünü harekete geçirdiğinden, vücut toksinlerden arınırken bir nevi tepki kaçınılmazdır. Buna şifa krizi denir. Tepkilerin derecesi denge bozukluğunun derecesiyle doğrudan orantılıdır. En çok görülen reaksiyonlar vücudun dışkı atma sisteminde, yani böbrekler, bağırsaklar, cilt ve akciğerlerde olur. Reaksiyonlar ne olursa olsun, iyileşme sürecinin gerekli bir parçasıdır. Ilık su içmek vücudun toksinlerden arınmasını hızlandıracaktır.


Carole HAKKO









© 2017 WebNaturel Doğal ve Sağlıklı Yaşam
Efes TECHNOLOGy