Paylaş


TILSIMLI SUYUN KÜPLERİ

TILSIMLI SUYUN KÜPLERİ

AMPHORALAR

Etiketleri gittikçe renklenip grafik değerler kazanan, hatta bazı özel cavelara üretilenlerin saklamak için şişelerin bile sanat yapıtlarına dönüştüğü nadide içki şarabın binlerce yıllık bir geçmişi olduğunu biliyoruz. Peki binlerce yıl önceki "şişeleme ve etiketleme" yöntemlerin biliyor muyuz ?

Camcılığın çok eski olduğu doğrudur. Mısır’lılar, Fenike’liler, Yunan’lılar ve Roma’lılar bu sanatta çok usta idiler. Avrupa'daki göçlerden zarar gören camcılık 5. yüzyılda tekrar canlanmış, 16. ve 17. yüzyıllarda Bohemya ve Venedik camcılığı meşhur olmuştur. Ama cam üretiminin zorluğu ve günümüz teknolojisiyle seri üretime geçişin yakın zamanlarda olması, Antik Devir şarap üreticilerini şaraplarını taşımak için doğanın onlara sunduğu daha kolay olanakları kullanmalarına itmiştir. Çamur ve ağaç, yani seramik ve tahta fıçı.

Fıçılar yoğun olarak 14. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanmış olsalar bile, arkeolojik veriler Galya ve Almanya'da MÖ 1. yüzyıla kadar giden fıçı yapımı ve kullanımına işaret eder. Bizim yazımıza konu etmek istediğimiz taşıma aracı ise, çamurun seramik ustaları tarafından biçimlendirilip genel olarak dar bir ağız, uzun bir boyun, oval bir gövde, simetrik kulplar ve tutamak şeklinde dipleri eklenerek biçim verilmiş 'amphoralar'dır. Dünya literatürüne yerleşmiş adıyla amphora Yunanca bir kelimedir. Karşılıklı veya iki taraflı anlamına gelen amphi ile, taşımak anlamına gelen pherin fiilinden türetilen Phoros kelimesinin birleştirilmesi ile oluşmuştur.

Amphoraları deniz taşımacılığında ilk kullanan halk Kutsal Kenan Diyarı'nda yaşayan Kenan’lılardır. MÖ 1200-1300 yıllarında tarih sahnesinde Fenike’liler adıyla görmeye başladığımız halkın ataları.

Amphoraları, deniz ticaretindeki ilk kullanımlarını MÖ 2000'li yıllardan başlatıp, son kullanımlarını yerlerini tahta fıçılara bıraktıktan MS 1300'lü yıllara kadar getirirsek yaklaşık 3400 yıl boyunca şarap taşımacılığının vazgeçilmez konteynerleri olmuşlardır. Kırılgan yapılarına, taşıdıkları şarap yani kapasitelerin seramiğin ağırlığı ile ters orantılı olmasına rağmen, çömlek ustalarının ellerinden çıkmış değişik formları batıda, Girit Adası başta olmak üzere, Adriyatik kıyılarından Cebelitarık'a, Uguria, Etruria, Marsilya, Kanaca, Bengazi gibi ilk akla gelen bölgeler ve antik dünyanın hemen hemen her kıyı kentinde üretilmişler, Pompeililer'in, Gaulois'ların, İberiklerin ürünlerini birbirleri arasında taşımışlardır. Doğu'da ise, Sakız, Rodos, Knidos, Kös (İstanköy), Samos (Sisam), Lesbos (Midilli), Mi-tetos, Klazomenai (Urla iskelesi), Erytrhai (Çeşme-lldır), Smyrna, Kolophon (Değirmendere), Alexandria-Troas, Kyme, Thasos (Taşoz), Sinope (Sinop), Herakleia Pontike (Karadeniz Ereğlisi), Amastris (Amasra) ve Pamphyiia Bölgesi'nin ustalarınca üretilip, Anadolu şaraplarını Akdeniz dünyasına taşımışlardır. Etiketleri ise yapıldıkları anda çamur daha yumuşakken kulplarına veya gövdelerine basılan damga mühürlerdir. Mühürlerin üzerinde kent ve yönetici adları ile, şarap üreticileri ya da seramik ustalarının adları vardır.

Amphoralar konusunda daha etraflı bilgi almak isteyenleri yakın zamanda yazmış olduğum bir makaleye yönlendirerek (Eski Uygarlıkların Batıklardaki Tanıkları, Amphoralar, P Dergisi, sayı 26, İstanbul 2002, s. 64-77.), şaraplarını büyük bir zevkle içtiğimiz Doluca firmasının da bulunduğu bir bölgeye, Trakya'ya geçmek istiyorum. Bölgenin şarap üretim tarihi, iklimin bağcılığa elverişli olmasının yanı sıra, tarih içindeki yerleşim özelliklerinden de gelir. MÖ 1. yüzyılda Yunan’lılar tarafından koloni şehri olarak kurulmuş olan Ganos, Orta Çağlar'ın en önemli manastır yerleşmelerinden biri olmakla beraber, denizcilerin hacı olmak için uğradıkları 'kutsal dağ'dı. Yani günümüzün Gaziköy'ü. Şarköy, Mürefte, Hoşköy, Gaziköy, Uçmakdere diye uzanan kıyı şeridi boyunca, bin yılı aşkın süredir bağcılık ve çömlekçilik yapılmaktadır. Antik dönemlerden değişik olarak; Orta Çağlar'da şarap üretimi manastırlara geçmiştir. Hristiyanlığın yayılması ve şarabın İsa Peygamber’in kanıyla özdeşleştirilmesinin de bu durumda büyük payı vardır. Vergiden muaf olan manastırlar, tüketim fazlalıklarını satmakta ve ticari gelir elde etmektedirler. işte bu, 'manastır-şarap-amphora' ilişkisine en önemli kanıt, yukarıda sözü geçen kıyı şeridinden gelmektedir. Gaziköy ve Hoşköy'de (antik adıyla Hora) yaptığım çalışmalar sonucu, 11. yüzyıla damgasını vurmuş bir amphora tipinin (Günsenin 1) atölyeleri bulunmuştur. Yunan ve Roma Dönemleri'nde alıştıklarımızın aksine, Bizans Devri amphoraların özelliklerini taşıyan; yuvarlak formlu ve üzerleri yivli amphoralardır Ganos üretimleri. Birçoğunun kulplarında da atölye şeflerinin ve ustalarının baş harfleri, grekçe monogramlar vardır. Yörede üretimini sürdüren Melen firması da, bir bilimsel yayınımdan aldığı bu monogramlardan birini logosu olarak kullanmaktadır. Monogram ve okunuşu tamamiyle bu araştırmalar sonucu bulunmuştur.

Bölgenin 11. yüzyıldan günümüze kadar gelen şarap-amphora serüvenine gelince; 16. yüzyıla ait Osmanlı İmparatorluğu Tahrir Defterleri'nden, "Kanun-ı Reayay-ı Liva-i Gelibolu", başlığı altındaki bilgiler bizler için çok önemlidir: "...10. Ve Gelibolu kadılığına müte'allik sancak beyi haslarından Hora ve Ganos nam köyler reayası sancak beyine nakid virürler. Ba'zı yılda ikişer yüz akçe ve ba'zıları yüzer akçe virürler. Ve mücerred olanlar kırkar akçe virürler. Ve bağları olanlar yılda birer kabakulak dolu şıra ile virürler kabakulak dahi reaya yanlarındadır. Ve bundan gayrı karye-i Horada kabakulakçı kafirler vardır yılda maktu 'boş kabakulak virürler ayruk nesne virmezler. 'Amil ol boş kabakulakdan virür şira ile doldurup amile teslim iderler. 'Amil boş virdüğü kabakulaklara doldurdukları şira bahasından amilden on beşer akçe virürler. Gelibolu'da şehir kafirlerine her kabakulağı kırkar akçeye virürler. Monapoliye dutulup satılur. Zikrolan kabakulak 'adeti ve menapoliye kadimi kanunlarıdır...". Kabakulak, Osmanlı Tarih Lugatı'da; kulak şeklinde kulpları olan şarap teslisi olarak geçmektedir. Demek ki, Osmanlı yönetimi altındaki gayrimüslim halk, Bizanslıların başlattığı bağcılık ve şarapçılığı devam ettirmiştir. Mübalede sonucu Balkanlar'dan gelip Hoşköy ve Gaziköy çevresine yerleşen Müslüman halk ise, kendilerinden önce yaşayanların bıraktıkları geleneği sahiplenmiş ve çömlekçilik mesleğini devam ettirmişlerdir.

1991/92 yıllarında yaptığım yüzey araştırması ve fırın kazısı sırasında birçoğu ile tanışma fırsatını bulduğum bu ustaların çarkları artık dönmüyor. Oğulları ve torunları çoktan büyük şehirlerin yolunu tutmuşlar. Şarap turlarına çıktığınız bir gün, mutlaka Hoşköy'e gidin ve kalan son ustalardan Selanik göçmeni Mustafa Çıra'yı sorun. Umarım bulursunuz ve size Ganos Dağları'ndan gelen bereketli suyu nasıl çamur havuzlarında toplayıp yoğurduğunu anlatır. Çıra'nın atölyesi yörede çalışan son atölyeydi, çömlek çarkı da belki bin yıllık geleneğin son kanıtı. Ümit ederim ki bu yazıyı okuduktan sonra, yörenin çömlekçiliğini etnografik değerleri yönünden yaşatmaya çalışanlarınız olur. Ganos şarap üretiminin yoğunluğunu Ganos amphoralarının Akdeniz'in doğu ve batı ucundan, Marmara Denizi ve Karadeniz'in hemen her köşesinde bulunmalarıyla açıklayabiliriz. Marmara adaları etrafında yine tarafımdan yürütülen sualtı araştırmaları sonucunda da, şimdiye kadar, sekiz adet Ganos amphorası yüklü batık bulunmuştur. Adanın Tekmezar Burnu'ndaki bir batığın yaklaşık 20 bin amphora taşıması ise üretimin ve ticaretin kapasitesine en çarpıcı örnektir. Binlerce yıllık şarap kültürüne sahip bir ülkeyiz. Bu kültürün Akdeniz'in hemen hemen her köşesine taşındığını gösteren en önemli şahitler ise, Anadolu üretimi amphoralardır. Her liman kentinde ve müzesinde karşınıza çıkmaya devam edeceklerdir.

Amphoraların doğum yerlerindeki bağcılık ve şarapçılığın yakın geleceğimizde tekrar eski canlılığına kavuşması, sadece alkollü bir içki olmayıp, aynı zamanda kültürel bir bağ da olan bu tılsımlı suyun daha fazla canlandırılması dileğiyle.


Doç. Dr. Nergis GÜNSENİN / BOUQUET Sayı: 5









© 2017 WebNaturel Doğal ve Sağlıklı Yaşam
Efes TECHNOLOGy